Lisansüstü Eğitim Enstitüsü Tez Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 1029
  • Öğe
    Ceza infaz kurumları çalışanlarının rekreasyon faaliyetlerinin yaşam kalitesine etkileri
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Özdoğan, İsmail Mesut; Müderrisoğlu, Haldun
    Bu çalışma Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu çalışanlarının yapmış oldukları rekreasyon faaliyetlerinin yaşam kalitesine etkilerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Ceza İnfaz Kurumları yapıları ve çalışma koşulları gereği diğer kamu kurumlarını göz önüne aldığımızda koşulların zor, yorucu ve daha kısıtlı şartlarda çalışıldığı görülmektedir. Bu kurumlar muhtemel sabotajlara karşı önlemlerin alınması, duvarlarının ve temellerinin firara karşı kalın olması, jiletli teller ile çevrili teknik ve fiziki güvelik önlemlerinin en üst seviyede olduğu kurumlardır. Araştırma Düzce T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda çalışan 222 katılımcı oluşturmaktadır. Araştırmaya katılan çalışanlardan elde edilen verilerin analizinde tek yönlü varyans analizi (ANOVA) testi uygulanmış ve Tukey testi ile sorular arasındaki ilişkiyi tespit etmek amacıyla pearson korelasyon analizi kullanılmış, ölçümler yapılarak araştırma konusuna yönelik ölçekler arasında ki ilişkilerin tespitinde p<0,05 değeri baz alınmıştır. Genç ve öğrenim düzeyi yüksek olan çalışanların rekreasyonel faaliyetlere daha fazla katıldığı ve mutlu oldukları; bunun sonucunda da yaşam kalitelerini pozitif yönde etkilediği tespitine varılmıştır.
  • Öğe
    Teletıp uygulamasının uluslararası sağlık turizmi hizmet sunumu açısından uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Önder, Reşit; Yalman, Fuat
    Bu araştırmanın temel amacı, teletıp uygulamalarının uluslararası sağlık turizmi hizmet sunumu açısından uygulanabilirliğini değerlendirmek ve bu çerçevede sağlık hizmeti sunucularının konuya ilişkin algılarını analiz etmektir. Özellikle özel hastanelerde görev yapan sağlık profesyonellerinin teletıp teknolojilerine ilişkin bilgi düzeyleri ile bu teknolojilerin tıbbi kayıtlara ve hastalara erişilebilirlik, algılanan fayda, algılanan kullanışlılık ve bireysel tutum üzerindeki etkileri arasındaki ilişkiler incelenmiştir. Araştırma, İstanbul ilinde sağlık turizmi alanında faaliyet gösteren özel hastanelerde görev yapan doktor, hemşire ve sağlık turizmi profesyonellerinden oluşan 416 kişilik bir örneklem grubu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çalışma kapsamında nicel araştırma yöntemi benimsenmiş; veri toplama aracı olarak yapılandırılmış bir anket formu kullanılmıştır. Veriler, çevrim içi ortamda (örneğin Google Forms) toplanmış; anket formunda çoktan seçmeli ve çoklu Likert tipi ölçekler aracılığıyla katılımcıların teletıp bilgi düzeyleri ile çeşitli değişkenler arasındaki ilişkiler ölçülmüştür. Araştırma modeli kapsamında geliştirilen beş temel hipotez doğrultusunda, teletıp bilgisinin tıbbi kayıtlara erişilebilirlik, hastalara erişilebilirlik, algılanan fayda, algılanan kullanışlılık ve algılanan tutum üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, teletıp bilgisinin tüm bu değişkenler üzerinde istatistiksel olarak anlamlı ve ileri düzeyde etkili olduğunu göstermiştir. Sonuçlar, teletıp uygulamalarının sağlık hizmetlerinin dijitalleşmesinde ve özellikle uluslararası hasta kabul süreçlerinde stratejik bir araç olarak kullanılabileceğine işaret etmektedir. Ayrıca sağlık profesyonellerinin dijital sağlık teknolojilerine yönelik bilgi düzeyleri ile olumlu tutumlarının artırılmasının, sağlık turizmi kapsamında sunulan hizmetlerin kalitesine doğrudan katkı sağlayacağı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda çalışma, teletıp uygulamalarının sağlık turizmi alanındaki operasyonel etkinliğini artırmaya yönelik politika geliştirme ve stratejik planlama süreçlerine bilimsel dayanak sağlayan önemli bir kaynak niteliği taşımaktadır.
  • Öğe
    COVİD-19 küresel ekonomik krizinin otomotiv talebi üzerindeki etkileri Türkiye örneği
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Arıkan, Reyhan; Bayat, Murat
    Bu çalışma Covid-19 Küresel ekonomik krizinin otomotiv talebi üzerindeki etkilerini makroekonomik göstergelerle ekonometrik analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmada iki adet model kullanılmıştır. Modellerde sektördeki arzı temsilen binek otomobil satışları ve hafif ticari araç satışları kullanılmıştır. Çalışmada kullanılan veri seti 2009Q4-2024Q4 arası 61 çeyreklik dönemi içermektedir. Modellerde talep etkisinin ölçülmesi için binek otomobil üretim, hafif ticari araç üretim, brent petrol fiyatı, otomobil tüketici fiyat endeksi, Euro-Dolar paritesi, reel gayri safi yurtiçi hasıla, tüketici güven endeksi, taşıt kredisi faiz oranı ve Covid-19 krizini temsil eden pandemi kukla değişkeni kullanılmıştır. Çalışmada satışlarının makro ekonomik değişkenler ile ilişkisini tespit etmek amacıyla ARDL sınır testi kullanılmıştır. İlk olarak değişkenlerin durağanlık sınamaları için Dickey ve Fuller (ADF) ve yapısal kırılmalı (Breakpoint) birim kök testi kullanılmıştır. Kök testi sonuçlarına göre hafif ticari araç satışları, hafif ticari araç üretimi, binek otomobil satışları, parite, tüketici güven endeksi ve pandemi değişkenlerinin düzeyde durağan olduğu brent petrol, tüketici güven endeksi, binek otomobil üretim, reel gayri safi yurtiçi hasıla, ve taşıt kredisi faiz oranı değişkenlerinin birim köke sahip olduğu birinci farklarının ise durağan olduğu tespit edilmiştir. Seriler arasındaki eşbütünleşme ilişkisini tespit etmek amacıyla ARDL sınır testi kullanılmıştır. Kısa ve uzun dönem katsayı sonuçlarına göre; Petrol fiyatları, otomobil üretimi, tüketici fiyat endeksi, gayri safi yurtiçi hasıla, tüketici güven endeksi ve pandemi değişkenlerinin binek otomobil satışlarını arttırdığı, parite ve faiz oranlarında yaşanan artışların satışları azalttığı sonucuna varılmış. Petrol fiyatları, hafif ticari araç üretimi, tüketici fiyat endeksi, parite, ve pandemi de yaşanan artışların hafif ticari araç talebini azalttığı, gayri safi yurtiçi hasılada yaşanan artışların ise talebi arttırdığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada elde edilen bulgularla değişkenler arasındaki ilişkilere yönelik çıkarımlarda bulunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Pandemi, Otomotiv Sektörü, Talep, ARDL Bütünleşme
  • Öğe
    Milli Kütüphane Yazmalar Koleksiyonu 06 Mil Yz Cönk 309 Arşiv Numaralı Cönk (inceleme-metin)
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Kavak, Ali; Topcu, Mümin
    Derleyicilerin müntesibi oldukları çevre dönem veya zevklerine göre seçtikleri şiirlerini yazdıkları ya da özgün olarak kaleme aldıkları şiirlerini muhafaza etmek için kullandıkları cönkler, edebiyatımızın en değerli kaynaklarındandır. Cönkler, şairlerin şiir zevklerini ortaya koydukları için şiir antolojisi özelliği de göstermektedir. Bu çalışmamızda cönklerin edebiyatımızdaki yerinden, terim anlamından, kökeninden, işlevselliğinden ve cönklerle ilgili çalışma yapan araştırmacılardan kısaca bahsedilecektir. Sonrasında ise Milli Kütüphanede yer alan "06 Mil Yz Cönk 309" koleksiyon numaralı cönk ele alınacaktır. Bu cönk; 63 şaire, 13 şiir türüne, çeşitli konulara değinmesi ve özellikle de şiirlerde başlıkların bulunması nedeniyle edebiyat bilgileri açısından özel bir öneme sahiptir. Bu nedenle çalışmamızın şiir, tür ve şekil bilgisi açılarından edebiyatımıza önemli katkılar sunacağı düşüncesindeyiz.
  • Öğe
    Foramen magnum ve condylus occipitalis'in bilgisayarlı tomografi görüntüleri kullanılarak makine öğrenme algoritmalarıyla yaşa ve cinsiyete göre değerlendirilmesi
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Yenigül, Hatice; Çolakoğlu, Serdar
    Kimlik tespiti çalışmalarında cinsiyet ve yaşın belirlenmesi önemli demografik değişkenlerdir. Cranium ile pelvis cinsiyet ve yaş tahmini çalışmalarında incelenen en dimorfik anatomik yapılardır. Ancak cranium ve pelvisin incelenmesi zor olduğu durumlarda insan iskeletine ait çeşitli anatomik yapılar da cinsiyet ve yaş tahmini çalışmalarında incelenmiştir. Çalışmamızda, sağlam anatomik yapısını koruyabilen foramen (for.) magnum ve condylus occipitalis'in verileri kullanılarak makine öğrenme yöntemleri ile cinsiyet ve yaş tahmininde kullanılabilirliği araştırıldı. Çalışmamızda yaş ortalaması 44,37 olan 400 sağlıklı bireyin (200 erkek, 200 kadın) cranium'una ait Bilgisayarlı Tomografi (BT) görüntüleri retrospektif olarak incelendi. For. magnum ve condylus occipitalis'in ölçüm verileri makine öğrenme yöntemleri ile analiz edildi. Çalışmamızda kulanılan makine öğrenme algoritmaları şunlardır: Ekstra Ağaçlar Sınıflandırması (EAS), Rastgele Orman (RO), Karar Ağacı (KA), Doğrusal Diskriminant Analizi (DDA), Kuadratik Diskriminant Analizi (KDA), Lojistik Regresyon (LR), K-En Yakın Komşular Regresyonu (K-EYKR) ve Gaussian Naive Bayes (GNB). LR algoritması ile cinsiyet tahmininde en yüksek doğruluk oranı %84 tespit edildi. Çalışmamızda maksimum intercondiler uzaklık parametresinin cinsiyet tahmininde en yüksek etkiye sahip olduğu belirlendi. Yaş gruplarına (20-29, 30-39, 40-49, 50-59 ve 60 69) göre yapılan analiz sonucunda GNB algoritmasında %30 doğruluk oranı tespit edildi. Ayrıca 50–59 ve 60–69 yaş grupları kullanılmayarak makine öğrenme yöntemleri ile yaşa göre analiz gerçekleştirildi. En yüksek doğruluk oranı KA algoritmasında %42 elde edildi. Yaş gruplarına göre tahminde sağ condylus occipitalis'in genişliği parametresi en yüksek etkiye sahip olduğu belirlendi. For. magnum ve condylus occipitalis'in cinsiyet tahmini amacıyla makine öğrenme yöntemleri kullanılarak yapılan analiz sonucunda cinsiyet ayrımında belirleyici anatomik yapılar olduğu tespit edildi. Bu bağlamda cinsiyet tahmini çalışmalarında makine öğrenme yöntemlerinin kullanılmasının daha hızlı ve güvenilir sonuçların tespit edilmesini sağlayacağı düşüncesindeyiz. Böylelikle kimlik tespiti aşamalarında en önemli dimorfik değişkenin daha hızlı belirlenmesinin adli tıp ve adli antropoloji alanlarına önemli katkılar sağlayabileceği düşüncesindeyiz. Anahtar Sözcükler: Foramen Magnum, Condylus Occipitalis, Bilgisayarlı Tomografi, Makine Öğrenme Algoritmaları, Cinsiyet Tahmini
  • Öğe
    Tohma çayı (fırat havzası) termal kaynaklarına taşınan akvaryum balıkları kılıçkuyruk (xiphophorus hellerii) ve lepistes (poecilia reticulata) 'in yabani popülasyonlarının bazı biyolojik özellikleri
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Demir, Fatma; Kırankaya, Şerife Gülsün; Güler Ekmekçi, Fitnat
    Bu çalışmada, Doğu Anadolu Bölgesi'nde Fırat Nehri'nin kollarından Tohma Çayı yakınlarında bulunan termal kaynaklara yerleşmiş yabani Poecilia reticulata (lepistes) ve Xiphophorus hellerii (yeşil kılıçkuyruk) popülasyonlarının büyüme ve üreme özellikleri değerlendirilmiş; bireylerin yaş tayini, boy-ağırlık ilişkisi, kondisyon faktörü (KF1 ve KF2), gonadosomatik indeks (GSI), embriyo gelişimi ve fekondite analizleri yapılmıştır. Şubat 2024–Şubat 2025 arasında yapılan mevsimsel örneklemelerde toplam 230 Poecilia reticulata ve 561 Xiphophorus hellerii bireyi incelenmiştir. Poecilia reticulata bireylerinde standart boy 11,71–35,65 mm ve ağırlık 0,04–1,61 g arasında değişmiştir. Kondisyon faktörü, dişi (KF₁ 3,26±0,38) ve erkek (KF₁ 3,31±0,39) bireylerde en yüksek değerde yaz mevsiminde hesaplanmıştır. En yüksek GSI değeri sonbaharda (13,46 ± 5,08) kaydedilmiş, fekondite 1–39 embriyo arasında belirlenmiştir. Xiphophorus hellerii bireylerinde standart boy 13,45–58,10 mm ve ağırlık 0,07–6,63 g arasında değişmiştir. Kondisyon faktörü, dişi (KF₁ = 3,60 ± 0,37) ve erkek (KF₁ 2,91 ± 0,33) bireylerde en yüksek değerde yaz mevsiminde hesaplanmıştır. En yüksek ortalama GSI yaz döneminde (12,61 ± 4,11) gözlenmiş, fekondite 3–96 embriyo arasında değişmiştir. Her iki türde baskın yaş grupları 0+ ve 1+ bireylerdir; Xiphophorus hellerii' de 3+ ve 4+ yaş gruplarının varlığı türün daha uzun ömürlü olduğunu göstermektedir. Eşey oranı, dişi bireylerin baskın olduğu bir dağılım ortaya koymaktadır. İncelenen tüm bireyler için hesaplanan boy-ağırlık ilişkisine göre, Poecilia reticulata popülasyonunda anlamlı pozitif allometrik büyüme görülürken, Xiphophorus hellerii popülasyonunun negatif allometrik büyüme gösterdiği belirlenmiştir.
  • Öğe
    Yüzme havuzları için multifonksiyonel tablet formülasyonlarının geliştirilmesi
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Ayvaz, Yüsra; Göksu, Haydar
    Bu çalışmada, dezenfeksiyon, yosun önleme, çöktürme, pH dengeleme ve parlatıcı özelliklerin tek bir ürün ile sağlanacağı multifonksiyonel tablet formülasyonun oluşturulması gerçekleştirildi. Bu amaçla ana dezenfektan kaynağı Ca(ClO)2, NaDDC, TCCA ve kimyasal içeriği farklı 9 formülasyon geliştirildi. Formülasyonlar öncelikle tablet formuna getirilerek dış yapısı ve bütünlüğü değerlendirildi. Tüm formülasyonlar için pH, iletkenlik, serbest klor, transmittans, absorbans ve alkalinite testleri, ağır metal (Al, As, Fe) testleri, koliform, enterokok ve clostrdia sayımı gerçekleştirildi. İçeriklerde ağır metale rastlanmadı. 8. ve 9. formülasyonlar için siyanürik asit testi gerçekleştirildi. Tüm bu sonuçlar değerlendirildiğinde anyon/katyon testi, yosun önleyici özelliğin nitel olarak değerlendirilmesi, tampon kapasitesi testleri ve mikrobiyolojik analizler 1., 2., 7., 8. ve 9. formülasyonlar üzerinde gerçekleştirildi. Tüm formülasyonlar için 2 doz şeklinde hazırlanan havuz suları çözeltilerinde pH değerleri standartlar arasında olmasına rağmen serbest klor ölçüm sonuçları için en ideal olan 1., 3., 4. ve 5. formüldü. Ancak 3., 4. ve 5. formül için tablet formundaki yapının kolay dağılımı ve transmittans değerlerinde dikkate değer bir değişimin olmaması ve farklı ana dezenfektanların varlığı 1., 2., 7., 8. ve 9. formülün seçimi ile çalışmalar devam ettirildi. Anyon ve katyon testleri ile 1. ve 2. formülasyonun kirletici etmenleri ortadan kaldırması açısından ön plana çıktığı gözlemlendi. Diğer taraftan nitel olarak incelenen yosun önleme özelliği ile 8. formül hariç seçilen tüm formüllerin havuz suyunda yosunu önlediği gözlemlendi. Tüm formüller için görülmektedir ki ilave edildiği havuz suyunun pH değeri yükselmektedir. Seçilen formüllerle asitlik tampon kapasitesi için yapılan testlerde formüllerin havuz suyuna eklenmesi ile havuz suyunu asidik şartlara dirençli hale getirdiği gözlemlendi. Seçilen formüller üzerinde E. coli, P. aeruginosa, S. aureus, E. faecium ve L. pneumophila, bakteri testleri gerçekleştirildiğinde herhangi bir bulguya rastlanmadığı ve ürünlerin kullanım standartlarına uygun olduğu tespit edildi. Son olarak seçilen formüller ile ticari olarak satılan toz klor, çöktürücü, parlatıcı ve pH yükseltici ürünlerle karşılaştırılarak ürettiğimiz multifonksiyonel ürünün endüstriyel bir değerinin olduğu ortaya konuldu.
  • Öğe
    Defne dergisi üzerine bir inceleme
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Bıyık, Miraç; Kumsar, İsmail Alper
    Defne "Haftalık Sanat Dergisi" olarak 1966 yılında yayın hayatına başlamış, 35. sayıdan sonra "Aylık Sanat Dergisi Olarak" 96. sayıya kadar yayına devam etmiştir. 19 Mayıs Özel sayısıyla toplam 97 sayı yayınlanan Defne 1971 yılında yayın hayatına son vermiştir. Bu çalışmanın amacı 1966-1971 yılları arasında yayımlanan Defne dergisinin 97 sayısını, kuruluş sürecini, yayın politikasını, ideolojik ve edebî duruşunu hem içerik hem de yapısal yönleriyle incelemeyi amaçlamaktadır. Derginin Hisar dergisi ile olan bağlantısı, "milli kültür" vurgusu, dönemin edebî tartışmaları karşısındaki konumlanışı ve genç yazarları destekleyici tavrı, bu incelemenin temel odak noktalarını oluşturmaktadır. Bunun yanında sonradan yapılacak çalışmalara yol göstermesi bakımından dergide neşredilen metinlerin sistematik indeksi hazırlanarak tezin sonuna eklenmiştir.
  • Öğe
    Antalya'daki balık terapi havuzlarında kullanılan garra türlerinin morfolojik ve moleküler teşhisi
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Özer, Havva; Kırankaya, Şerife Gülsün; Yoğurtçuoğlu, Baran
    Bu çalışmada, Antalya ilinde faaliyet gösteren beş farklı balık terapi merkezinden ve referans popülasyon olarak Fırat Nehri'nden elde edilen Garra örneklerinin morfometrik, meristik ve moleküler özellikleri incelenmiştir. Çalışmanın amacı, terapi havuzlarında kullanılan balıkların morfolojik ve moleküler yöntemlerle tayin edilmesidir. Araştırmada 22 morfometrik karakter ölçülmüş, veriler standart boy (%SL) üzerinden standardize edilmiş, ayrıca dorsal ve anal yüzgeç ışın sayıları, solungaç dikeni, yanal çizgi ve predorsal pul sayıları gibi meristik karakterler değerlendirilmiştir. Elde edilen veriler, Fırat Drenajından örneklenen G. rufa bireyleri ile karşılaştırılmış ve özellikle vücut derinliği (VD), postorbital uzunluk (PostOL) ve prepelvik uzunluk (PrePL) karakterlerinde ayrışmalar gözlenmiştir. Meristik özelliklerde ise bazı bireylerde G. rufa'nın bilinen alt sınırının altında solungaç dikeni sayıları tespit edilmiştir. Moleküler analizlerde sitokrom oksidaz I (COI) barkod bölgesi kullanılmış ve elde edilen diziler GenBank veri tabanıyla karşılaştırılmıştır. Çalışmanın morfometrik ve moleküler verileri birlikte değerlendirildiğinde, örnekleme yapılan terapi havuzlarında kullanılan balıkların G. turcica karakterleri ile örtüştüğü ortaya konmuştur. Sonuç olarak, ticari değeri nedeniyle sık taşınan balık türlerinin doğru teşhisi, insan kaynaklı tür taşınmalarının erken tespiti ve ekolojik risk değerlendirmeleri açısından kritik öneme sahiptir.
  • Öğe
    Anneliğe giden yol: Çocuk sahibi olma motivasyonları ve evlilik doyumu bağlamında rol memnuniyeti
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Çetintürk Kırdök, Sena; Özdemir Yılmaz, Pınar
    Annelik, kadın yaşamında yalnızca biyolojik bir dönüşüm değil; aynı zamanda duygusal, toplumsal ve kimliksel boyutları olan derin bir geçiş sürecidir. Bu araştırma, annelik rolünü üstlenen kadınların evlilik doyumu ve çocuk sahibi olma motivasyonları ile bu role yönelik memnuniyet düzeyleri arasındaki ilişkileri anlamayı amaçlamaktadır. Aynı zamanda, annelik rol memnuniyetinin çeşitli demografik değişkenlere göre farklılaşıp farklılaşmadığı da incelenmiştir. Araştırma, nicel yöntemle ve ilişkisel tarama modeli çerçevesinde gerçekleştirilmiştir. Örneklemi, Türkiye'de ikamet eden ve ilk çocuğu 0–6 yaş arasında olan 364 anne oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde "Annelik Rol Memnuniyeti Ölçeği", "Çocuk Sahibi Olma Motivasyonları Ölçeği" ve "İlişkilerde Mutluluk Ölçeği" kullanılmıştır. Veriler SPSS 26.0 programı ile analiz edilmiş; tanımlayıcı istatistiklerin yanı sıra t-testi, ANOVA, Pearson korelasyon ve hiyerarşik regresyon analizlerinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular, ev hanımı olan ve gebeliği planlı şekilde gerçekleşen kadınların annelik rol memnuniyetinin anlamlı biçimde daha yüksek olduğunu göstermiştir. Ayrıca, ilköğretim ve lise mezunu annelerin, lisans mezunlarına kıyasla bu rolden daha fazla doyum aldığı tespit edilmiştir. Annelik rol memnuniyeti ile evlilik doyumu arasında güçlü, olumlu bir ilişki belirlenmiş; benzer şekilde, olumlu çocuk sahibi olma motivasyonları ile de orta düzeyde anlamlı ve pozitif bir ilişki saptanmıştır. Ancak olumsuz motivasyonların, annelik rol memnuniyeti üzerinde anlamlı bir etkisi bulunmamıştır. Hiyerarşik regresyon analizi sonucunda, evlilik doyumunun annelik rol memnuniyetini yordayan en güçlü değişken olduğu ortaya konmuştur.
  • Öğe
    Klasik Türk şiirinde gerçeküstü menfi varlıklar
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Atar, Sıla; Akkuş, Metin
    Klasik Türk şiirinde insan bahsi sıkça geçmektedir. Bu şiirlerde insan, tip ve kişilik görünüşleriyle yer almaktadır. Bununla birlikte şairler şiirlerinde birtakım insanüstü/gerçeküstü varlıklara da yer vermişlerdir. Bunları müspet ve menfi figürler olarak sınıflandırabiliriz. Bu çalışmanın sınırı, toplum yaşamında önemli bir alt yapısı olan ve inanış/kabullerle zenginleşmiş gerçeküstü müspet ve menfi varlıklardır. Çalışmada; Ahmedi Divanı (14. yy.), Hoca Dehhânî Divanı (14. yy.), Nesimi Divanı (14. yy.), Fatih Sultan Mehmed (Avnî) Dîvânı (15. yy.), Gülşeni (Saruhani) Divanı (15.yy), Hamdullah Hamdi Divanı (15. yy.), (Dede Ömer) Rûşenî Divanı (15. yy.), Şeyhi Divanı (15. yy.), Ahi Divanı (16. yy.), Arşi Divanı (16. yy.), Baki Divanı (16. yy.), Emri Divanı (16. yy.), Hayali Bey Divanı (16. yy.), Hecri Divanı (16. yy.), Taşlıcalı Yahya Bey Divanı (16. yy.), Vasfi Divanı (16. yy.), Vusuli Divanı (16. yy.), Zati Divanı (16. yy.), Enverî Divanı (17. yy. ), Fevzî Divanı (17. yy. ), Nefi Divanı (17. yy.), Nevizade Atayi Divanı (17. yy.), Şeyhülislam Yahya Divanu (17. yy.), Ecri Divanı (18.yy), Kâni Divanı (18. yy.), Nedim Divanı (18. yy.), Sünbülzade Vehbi Divanı (18. yy.), Şeyh Galib Divanı (18. yy.), Şeref Hanım Divanı (19. yy.), Zârî Divanı (19. yy.) üzerindeki tahlil çalışmalarını derleyerek gerçeküstü varlık teriminin alt başlıklarının geniş olması sebebiyle araştırmada, altı yüzyıllık bir zaman dilimini kapsayan toplam 30 divan taranmıştır. Bu eserlerin yüzyıllara göre dağılımı şu şekildedir: 14. yüzyıldan 3, 15. yüzyıldan 5, 16. yüzyıldan 10, 17. yüzyıldan 5, 18. yüzyıldan 5 ve 19. yüzyıldan 2 divan. Çalışmada divanlarda tespit edilen varlık ana başlığının alt başlıklarından biri olan, gerçeküstü varlıklara yer verilmiştir. 14.yy.-19.yy. arasındaki adı geçen gerçeküstü varlıklar tanık beyitlerle gösterilmiştir. Araştırma oluşturulurken tespit edilen gerçeküstü menfi varlıkların edebi ve terim anlamları verilerek kullanıldıkları beyitler tanık olarak gösterilmiştir. Taranılan divanlar tabloda yüzyıllarına göre tasnif edilmiştir. Ana varlıklar verilen tabloda büyük harflerle ve italik biçimde gösterilmiş olup, aynı anlama gelen yardımcı varlıklar küçük harfle gösterilerek tanık beyitleri ana varlıkların içinde kullanılmıştır. Grafikte ise divanlarda kulllanılan varlıkların kullanım sıklıkları tespit edilmiştir. Anahtar Kelimeler: Klasik Türk edebiyatı, Varlık, Gerçeküstü varlıklar, Menfi-müspet varlıklar.
  • Öğe
    Kur'ân'ı Kerîm'in Allah sözü olduğunun delilleri
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Şirin, Ömer Şerif; Karagöz, İsmail
    Bu çalışmada, Kur'ân-ı Kerîm'in Allah sözü oluşunun delilleri farklı açılardan ele alınmıştır. Öncelikle i'câz kavramı merkeze alınarak Kur'an'ın lafzî, manevî, gaybî ve ilmî yönleri incelenmiştir. Ardından onun ihtilafsız oluşu, tarihsel ve bilimsel verilerle uyumu, geleceğe dair verdiği haberler ve toplumsal dönüştürücü etkisi üzerinde durulmuş-tur. Çalışmada, klasik tefsîr ve kelâm eserleri ile hadis kaynaklarının yanı sıra modern akademik literatürden de yararlanılmıştır. Çalışmamızda Kur'an'ın Cebrâîl ve Hz. Mu-hammed'in sözü olmayıp, Allah sözü olduğunun delilleri serdedilmiştir. Bunun yanı sıra yalnızca bir iman ve ibadet kitabı olmayıp, hayatın her alanında insanlara ve toplumlara rehberlik ederek pek çok alanda bilgi veren, çağlara ve bütün insanlara hitap eden evren-sel bir kitap olduğu ortaya konulmuştur.
  • Öğe
    Düzce ili Boğaziçi folkloru
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Duman, Merve; Topcu, Mümin
    Ülkemizde yüzyıllardır farklı kültürler var olmuş ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Nesiller boyunca aktarılan bu kültürler, zamanla insanlar arası ilişkilerin gelişmesi ve göç gibi sebeplerle birbirini etkilemiştir. Zamanla gerçekleşen değişimlerle nesiller boyunca uygulanmaya devam etmiştir. Ancak, teknolojinin gelişmesi ve kültürel uygulamaların yeni nesiller tarafından terk edilmesi gibi etkenlerden dolayı bu kültürler, zamanla unutulmaya yüz tutmuştur. Kültürel uygulama ve kurallar, bazı bilim insanları tarafından kayıt altına alınmaya çalışılmıştır. Günümüzde pek çok akademisyen ve akademisyen adayı, kaybolmakta olan kültür ortamlarını kayıt altına almak için saha çalışmaları yapmaktadır. Aşağıda yer alan çalışmanın konusu olan Boğaziçi Beldesi de kültürünü, kültürel uygulamalarını ve kültürel ürünlerini kaybetmeye yüz tutmuştur. Bu çalışma, unutulmaya yüz tutmuş bu kültürü kayıt altına almak, atalarımızın duygu, düşünce ve hayat deneyimlerinin kaybolmasını önlemek ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sağlamak amacıyla yapılmıştır. Aşağıda yer alan çalışma bir saha çalışmasıdır. Derlenen bilgilerin büyük bir çoğunluğu sözlü kaynaklardan elde edilmiştir. Çalışma sırasında gözlem ve görüşme yöntemleri kullanılmıştır.
  • Öğe
    Toplam kalite yönetimi ilkelerinin mobilya sektöründe uygulanması ve etkileri: Doğu Karadeniz örneği
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Behfar, Aydın; Bayat, Murat
    Toplam Kalite Yönetimi (TKY), işletmelerin müşteri gereksinimlerinin karşılanabilmesi için kullanılan işin, insanın, ürünün veya hizmetin kalite ihtiyaçlarının belirli sistemler içerisinde ve bütün çalışanların katkılarıyla sağlanmasıdır. Toplam Kalite Yönetiminin amacı işletmelerin müşterilerine daha kaliteli hizmet ve ürün satabilmeleri konusunda destek sağlamaktır. TKY uygulamalarını işletmelerinde aktif ve doğru bir şekilde uygulayan işletmelerin müşteri ilişkileri, kalite yönetimleri, işletme iç dinamikleri, işletme performansı başta olmak üzere birçok konuda avantaj sağladığı söylenebilmektedir. Çalışmanın amacı; Toplam Kalite Yönetimi ilkelerinin Doğu Karadeniz bölgesindeki mobilya sektöründe uygulanması ve etkilerinin incelenmesidir. Çalışma sonucunda katılımcıların TKY puanlarının 3,61±0,28 aralığında olduğu, TKY uygulamalarının; kadınlarda, 29 ve altı yaş aralığında, ilköğretim düzeyindeki katılımcılarda, satış/pazarlama uzmanlarında, 251 ve üzeri çalışanı olan işletmelerde, yüksek miktar, az çeşit üretim tipi ve miktarına sahip işletmelerde ve 7-9 yıl arasında faaliyet gösteren işletmelerde daha yüksek olduğu, gelir düzeyine göre anlamlı farklılığın olmadığı tespit edilmiştir.
  • Öğe
    Nevrotik kişilik tipleriyle borçluluk hissinin ilişkisi: Öz eleştirel ruminasyon ve yakınlık korkusunun aracı rolü
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Saim, Şeyma; Yılmaz, Pınar Özdemir
    Yardım alma sonrasında bireylerde ortaya çıkan olumsuz duygulanımlar ile karşılıklılık yükümlülüğüne ilişkin bilişsel değerlendirmeler, sıklıkla borçluluk hissiyle sonuçlanmakta ve bu duygunun nevrotik kişilik örüntüleri, öz eleştirel ruminatif eğilimler ve duygusal yakınlığa yönelik tehdit algılarıyla yakından ilişkili olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmada, borçluluk hissinin yordanmasında nevrotik kişilik tipleri (uysal, saldırgan ve kopuk), öz eleştirel ruminasyon ve yakınlık korkusunun etkileri yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol analizi ile incelenmiş; ayrıca nevrotik kişilik yapılanmalarının borçluluk hissi üzerindeki etkisinde öz eleştirel ruminasyon ve yakınlık korkusunun olası aracı rolleri değerlendirilmiştir. Korelasyonel tarama modeline dayalı olarak yürütülen bu araştırma, uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 769 katılımcı (412 kadın, 357 erkek) ile gerçekleştirilmiş; veriler Sosyodemografik Bilgi Formu, Borçluluk Hissi Ölçeği, Öz Eleştirel Ruminasyon Ölçeği, Yakınlık Korkusu Ölçeği ve Horney-Coolidge Üç Boyut Envanteri aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen bulgular, bağımsız örneklemler için gerçekleştirilen t-testi analizlerine göre cinsiyete göre öz eleştirel ruminasyon, saldırgan tip ve kopuk tip; eğitim düzeyine göre yakınlık korkusu; medeni duruma göre öz eleştirel ruminasyon, yakınlık korkusu ve saldırgan tip; sosyoekonomik düzeye göre yakınlık korkusu ve saldırgan tip; yaş değişkenine göre ise öz eleştirel ruminasyon ve saldırgan tip boyutlarında anlamlı farklılıklar olduğunu göstermektedir. Yol analizi sonuçları, uysal tip, kopuk tip ve öz eleştirel ruminasyonun borçluluk hissini doğrudan yordadığını; saldırgan tipin ise bu değişkeni yalnızca öz eleştirel ruminasyon aracılığıyla etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, kopuk tip ile borçluluk hissi arasındaki ilişkide sıralı aracılık etkisi gözlemlenmiş; kopuk tipin yakınlık korkusunu artırdığı, bunun öz eleştirel ruminasyonu tetiklediği ve sonuç olarak borçluluk hissini güçlendirdiği saptanmıştır. Kurulan model, borçluluk hissinin toplam varyansının %18.8'ini, öz eleştirel ruminasyonun %28.9'unu ve yakınlık korkusunun %6.7'sini açıklamaktadır; bu bulgular, bireylerin kişilik yapılanmaları ile içsel bilişsel süreçlerinin, sosyal ilişkiler bağlamında hissedilen borçluluk hissi üzerinde çok boyutlu ve bütüncül bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir.
  • Öğe
    II. Selim Dönemine âit 547 numaralı bolu livası Evkâf defterine göre Onikidîvan, Ulus-Amasra ve Yenice vakıfları
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Kara, Özkan; Ertuğrul, Ali
    Bir malın mâliki tarafından dinî, içtimaî ve hayrî bir gayeye ebediyen tahsisi şeklinde tanımlanan vakıf, İslâm coğrafyasında şekillenen medenî hayatın sürdürülmesinde önemli işlevler görmüş, vakıflarla desteklenmiş hayır müesseseleri kamu alanında birçok ictimaî vazifeleri yerine getirmenin yanında cami, medrese, tekke, zâviye, köprü ve yollar gibi eserlerin yapımında ve işleyişinde etkin rol oynamışlardır. Söz konusu hizmetlerin devamlılığı açısından düzenli bir gelir kaynağı oluşturan vakıfların harcamalarını karşılamak için birtakım mallar vakfa devredilmiş; devredilen bu mal ve arazilerin (çiftlikler, tarlalar, bahçeler vs.) tasarruf hakkını alanlar, elde ettikleri gelirlerin bir kısmını vakıf görevlisine teslim ederek devlet hazinesinden gider kaybı yaşanmadan vakıf şartlarına uygun olarak hizmetlerin devam etmesini sağlamışlardır. Muhtelif zamanlarda yapılan tahrirlerle oluşturulan evkâf defterleri, geçmişte vakıf işlemini gerçekleştiren kişiler, vakfedilen araziler ve arazide yetiştirilen ürünler gibi hususlarda önemli bilgiler içerirler. Asıl olarak II. Selim dönemine ait 547 Numaralı Bolu Livası Evkâf Defteri'nin Onikidîvan, Ulus-Amasra ve Yenice kısmının çeviri yazısını içeren bu çalışmada da, geçmişte yörede vakfedilmiş arazileri ortaya koymak ve buna dayanarak vakıfta bulunan kimselerin bölgeyle ilgilerini ve bölgede yetiştirilen ürünleri tespit etmek hedeflenmiştir. Bugün Karabük ve Bartın illeri dâhilinde bulunan bu yerleşim birimlerinde etkili olmuş sultan, bey ve emir gibi siyasî hüviyete haiz kişiler, ilim adamları, şeyh, kadı ve fakihler ile varlıklı ve nüfuzlu mahallî kişilerin tespitiyle bölgenin tarihsel geçmişine dair çıkarımlarda bulunmak ve yörenin geçmişteki üretim kabiliyetini tespit etmek mümkün hâle gelecektir.
  • Öğe
    Otomotiv sektöründe ölçüm sistemleri analizinin önemi, maliyete etkisi ve bir uygulama
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Biriktir, Emre; Özer, Nevin
    Günümüzde müşteri beklentilerinin artması ve kalite standartlarının sürekli değişmesi, işletmelerin rekabet güçlerini sürdürebilmeleri için ürün ve hizmetlerine müşterilerin taleplerini etkin bir şekilde yansıtmasını zorunlu kılmıştır. Bu doğrultuda, otomotiv ana sanayisinde faaliyet gösteren firmalar, tedarik ettikleri parçaların ölçüm verilerinin güvenilirliğini sağlamak amacıyla alt tedarikçilerinden ölçüm sistemlerini analiz etmelerini talep etmektedir. Tedarikçilerin de ölçüm sistemlerinden kaynaklanan varyansları belirleyerek süreçlerini iyileştirmeleri beklenmektedir. Bu bağlamda, otomotiv sektörüne parça üreten yan sanayi firmalarının, üretim süreçlerinde ölçüm sonuçlarının doğruluğunu değerlendirmesi ve ölçüm sistemi analizlerini gerçekleştirmesi büyük önem taşımaktadır. Bu çalışma, IATF 16949 kalite yönetim sistemi kapsamında ölçüm sistemleri analizinin otomotiv sektöründeki önemini ortaya koymayı ve bu analizleri ilk kez uygulayacak firmalara yol gösterici bir örnek sunmayı amaçlamaktadır. Araştırma, otomotiv sektöründe faaliyet gösteren bir işletmede yürütülmüş olup; üç kalite kontrol operatörüne seri üretimden seçilen on adet numune parça üzerinde üçer kez ölçüm yaptırılarak toplam 90 veri toplanmıştır. Elde edilen veriler Nicel MSA – ANOVA yöntemi kullanılarak analiz edilmiş ve ölçüm sisteminden kaynaklanan varyanslar; parçalar, operatörler, parça-operatör etkileşimi ve ölçüm cihazı hatası olmak üzere dört kategori altında değerlendirilmiştir.Araştırma sonuçları, işletmenin ölçüm sisteminin mevcut şartlarda kabul edilebilir düzeyde olduğunu ancak sürekli iyileştirmelerle daha da geliştirilebileceğini göstermiştir. Ayrıca, ölçüm sistemleri analizlerinin işletme süreçlerindeki kalite iyileştirmeye katkısının yanı sıra, maliyetlere olan etkileri de incelenmiş ve bu analizlerin, hatalı üretimin ve yeniden işleme bağlı maliyetlerin azaltılmasında önemli rol oynadığı tespit edilmiştir. Elde edilen geri bildirimlerin, işletmenin sürekli iyileştirme çalışmalarına ve maliyet etkin yönetimine doğrudan katkı sağladığı sonucuna varılmıştır.
  • Öğe
    Sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygusu ile durumluk ve sürekli kaygı arasındaki ilişkinin incelenmesi: Boylamsal bir çalışma
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Koç, Gülşah; Güngör, Abdi
    Kaygı, bireylerin günlük yaşamlarını etkileyen yaygın bir duygusal deneyimdir ve psikolojik iyi oluş üzerinde önemli bir rol oynar. Sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygusu gibi bilişsel ve duygusal süreçler, kaygının oluşumunda ve sürdürülmesinde etkili faktörler olarak kabul edilmektedir. Özellikle bireylerin kendilerini başkalarıyla kıyaslaması ve kendilerini yetersiz hissetmesi, kaygı düzeylerini artırabilmektedir. Bu bağlamda, sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygusunun kaygı üzerindeki etkilerini anlamak, psikolojik müdahalelerin geliştirilmesi açısından önem taşımaktadır. Bu çalışma, sosyal karşılaştırma, yetersizlik duygusu ile durumluk ve sürekli kaygı arasındaki karşılıklı ilişkileri, iki farklı zaman noktasında boylamsal olarak incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırmada sosyal karşılaştırma, yetersizlik duygusu ile durumluk kaygı ve sürekli kaygı arasındaki ilişkiler, on ay ara ile iki ayrı zaman noktasında toplanan veriler ışığında analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklem grubunu 610 lisans öğrencisi oluşturmaktadır. Veriler seçkisiz olmayan uygun örnekleme yoluyla toplanmıştır. Araştırmada veriler Sosyal Karşılaştırma Ölçeği, Yetersizlik Duygusu Ölçeği ve Durumluk ve Sürekli Kaygı Ölçeği ile toplanmıştır. Verilerin analizinde, değişkenler arasındaki zaman içindeki karşılıklı etkilerin incelenmesi amacıyla çapraz gecikmeli panel modeli uygulanmıştır. Verilerin analizi M-plus sürüm 7 ve SPSS 22.0 paket programı ile yapılmıştır. Zaman 1 ve Zaman 2'deki sosyal karşılaştırma, yetersizlik duygusu, durumluk kaygı ve sürekli kaygı arasındaki ilişkileri test etmek amacıyla yol (path) analizi yapılmıştır. Araştırma bulguları, durumluk ve sürekli kaygı Zaman 1'in sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygusu Zaman 2'yi anlamlı biçimde yordadığını ortaya koymuştur. Buna karşın, sosyal karşılaştırma ve yetersizlik duygusu Zaman 1'in, durumluk ve sürekli kaygı Zaman 2 üzerinde anlamlı bir yordayıcı etkisi bulunmamıştır.
  • Öğe
    Yakın ilişkilerde boyun eğici davranışlar ile benlik algıları arasındaki ilişkide: Sosyal onay, dışsal utanç ve güç algısının aracı rolü
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Akkuş, Şeyma; Yılmaz, Pınar Özdemir
    Kişinin boyun eğici davranışları, yaşadığı kültür ve bu kültürden etkilenen bir benlik kurgusundan etkilenmektedir. Bazı bireylerin daha uyumlu, pasif ve geri çekilen davranış örüntüleri sergilenmesinde; benlik algısının, sosyal onay ihtiyacının, dışsal utanç duygusunun ve kişisel güç algısının etkisi olduğu düşünülmektedir. Bu doğrultuda yürütülen çalışmada, boyun eğici davranışların yordanmasında benlik algısı (özerk, ilişkisel ve özerk-ilişkisel), sosyal onay ihtiyacı, dışsal utanç ve güç algısının etkileri yapısal eşitlik modellemesi kapsamında yol analizi ile incelenmiş; ayrıca benlik algılarının boyun eğici davranışlar üzerindeki etkisinde sosyal onay ihtiyacı, dışsal utanç ve güç algısının olası aracı rolleri değerlendirilmiştir. Korelasyonel modele dayalı olarak yürütülen bu araştırma, uygun örnekleme yöntemi ile belirlenen 633 katılımcı (349 kadın, 284 erkek) ile gerçekleştirilmiş, veriler; Sosyodemografik Bilgi Formu, Boyun Eğici Davranışlar Ölçeği, İlişkilerde Güç Algısı Ölçeği, Utandıran Diğeri-2 Ölçeği, Özerk-İlişkisel Benlik Algısı Ölçeği ve Sosyal Onay İhtiyacı Ölçeği aracılığıyla toplanmıştır. Elde edilen bulgulara göre cinsiyete göre dışsal utanç, sosyal onay ihtiyacı, ilişkisel benlik algısı ve özerk-ilişkisel benlik algısı; eğitim düzeyine göre boyun eğici davranışlar, özerk benlik algısı ve dışsal utanç; medeni duruma göre boyun eğici davranışlar, güç algısı, ilişkisel benlik algısı ve dışsal utanç; yaş değişkenine göre ise boyun eğici davranışlar, güç algısı, dışsal utanç, özerk benlik algısı ve ilişkisel benlik algısı anlamlı şekilde farklılaşmaktadır. Yol analizi sonuçlarına göre; özerk benlik algısı, sosyal onay ihtiyacı, dışsal utanç ve güç algısı boyun eğici davranışları doğrudan yordamaktadır. İlişkisel benlik algısı ve özerk-ilişkisel benlik algısı ise boyun eğici davranışları dolaylı olarak etkilemektedir ve yapılan yol analizi, tam aracılık etkisinin söz konusu olduğunu ortaya koymuştur. İlişkisel ve özerk-ilişkisel benlik algısı ile boyun eğici davranışlar arasındaki ilişkide; sosyal onay ihtiyacı, dışsal utanç ve güç algısının tam ve sıralı aracılık etkileri gözlemlenmiştir. Özerk benlik algısı ile boyun eğici davranışlar arasındaki ilişkide; sosyal onay ihtiyacı, dışsal utanç ve güç algısının kısmi ve sıralı aracılık etkileri gözlemlenmiştir. Kurulan model, boyun eğici davranışların toplam varyansının %32'si güç algısı; %23'ü sosyal onay ihtiyacı, %21'ini ise dışsal utanç (utandıran diğeri) tarafından açılanmaktadır. Tüm bu bulgular, ilgili literatür çerçevesinde tartışılmış ve elde edilen sonuçlar doğrultusunda çeşitli öneriler sunulmuştur. Anahtar Sözcükler: Benlik algısı, Boyun eğici davranış, Dışsal utanç, Güç algısı, Sosyal onay ihtiyacı.
  • Öğe
    Genç yetişkinlerde ayrışma-bireyleşme kaygısı ve narsisizm arasındaki ilişkide yetersizliğin aracı rolünün incelenmesi
    (Düzce Üniversitesi, 2025) Karakaş, Muharrem; Güngör, Abdi
    Bu çalışmada, genç yetişkinlerde ayrışma-bireyleşme kaygısı ve narsisizm arasındaki ilişkide yetersizliğin aracı rolü incelenmiştir. Ayrıca çalışmada yer alan kırılgan narsisizm, büyüklenmeci narsisizm, ayrılık kaygısı, aynalamayı yaşama ve bağlılığı inkâr değişkenlerinin demografik değişkenler (yaş ve cinsiyet) açısından farklılaşıp farklılaşmadığı da değerlendirilmiştir. Araştırmada bağımsız değişken olarak ayrışma-bireyleşmenin alt boyutları (ayrılık kaygısı, aynalamayı yaşama ve bağlılığı inkâr), bağımlı değişken olarak narsisizmin iki alt boyutu (kırılgan narsisizm ve büyüklenmeci narsisizm) ve aracı değişken olarak yetersizlik ele alınmıştır. Çalışmanın örneklem grubunu 18-24 yaş aralığında yer alan 433 genç yetişkin oluşturmaktadır. Veriler, seçkisiz olmayan kolayda örnekleme yöntemi ile toplanmış; veri toplama aracı olarak Ergen Ayrışma Bireyleşme Ölçeği, Beş Faktör Narsisizm Ölçeği-Kısa Form ve Yetersizlik Duygusu Ölçeği kullanılmıştır. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 21.0 ve Mplus 7.0 programları kullanılmıştır. Genç yetişkin bireylerde ayrışma-bireyleşme kaygısının kırılgan narsisizm ve büyüklenmeci narsisizme etkisi ile birlikte ilişkide yetersizliğin aracı rolünü test etmek için yol (path) analizi yapılmıştır. Demografik değişkenlere göre farklılıkları incelemek amacıyla bağımsız örneklem t-testi ve tek yönlü varyans analizi (ANOVA) uygulanmıştır. Aracılık ilişkileri için 5,000 örnekleme ile bootstrapping yöntemi kullanılmıştır. Analiz sonuçlarına göre ayrılık kaygısı; kırılgan narsisizm ve yetersizlik ile pozitif, büyüklenmeci narsisizm ile negatif yönde ilişkili bulunmuştur. Aynalamayı yaşama yetersizlikle negatif, büyüklenmeci narsisizm ile pozitif yönde ilişkilidir. Bağlılığı inkâr ile yetersizlik arasında pozitif yönde ilişki olduğu bulunmuştur. Yetersizlik ise hem kırılgan narsisizm hem de büyüklenmeci narsisizm ile pozitif yönde ilişkili olduğu bulunmuştur. Ayrıca yetersizlik, ayrılık kaygısı, aynalamayı yaşama ve bağlılığı inkâr ile kırılgan narsisizm arasındaki ilişkide ve ayrılık kaygısı ve aynalamayı yaşama ile büyüklenmeci narsisizm arasındaki ilişkide anlamlı bir aracı rol üstlenmiştir. Cinsiyet değişkenine göre yapılan analizlerde kırılgan narsisizm, büyüklenmeci narsisizm, ayrılık kaygısı ve bağlılığı inkâr değişkenlerinde anlamlı farklılık bulunmuştur. Yaş değişkenine göre yapılan analizlerde ise yalnızca aynalamayı yaşama değişkeninde anlamlı ilişki belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, kuramsal bilgiler ve alanyazındaki çalışmalar ile tartışılmış ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.