Evaluation of Sociodemographic and Clinical Profiles of Adolescents Under-18 Years of Age Referred by the Judicial Authorities for Marriage License
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2019
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Objective: The aim of this study was to investigate the sociodemographic and clinical characteristics of adolescents referred to a university hospital by the judicial authority for determining whether any mental and physical impediments to marriage exist. Methods: 70 adolescents who were consulted to child and adolescent psychiatry inquired by the judicial authorities if there was any impediment to marriage were included to study. Psychiatric examination of the adolescents was performed according to DSM 5. Data obtained from the study were examined retrospectively with the method of file scanning system. Results: Mostly (94.3%) female children with a mean age of 16.05 ± 0.2 years were included in the study. None of the children attended to school during the assessment. Most (89.5%) of the children were living in a family environment with a low socioeconomic level. The most frequently psychiatric diagnoses were; attentiondeficit hyperactivity disorder (%4.3, n=3), depressive disorder (%4.3, n=3), mental retardation (%2.8, n=2) and post-traumatic stress disorder (%1.4, n=1). 85.7% of the children decided to marry individuals they got acquainted from their immediate circle or from social media, while marriage of only 14.3% (n=10) of them were previously arranged by their families. Conclusions: Socio-economic level, family characteristics and attending to school are important predisposing factors for early marriages. It was also considered that marriage at this age means an attempt for gaining an early autonomy. Encouraging to continue formal education for the development of healthy autonomy will be an important factor to prevent early marriages.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir üniversite hastanesine adli mercilerce ruhsal ve bedensel olarak evlenmeye engel bir durumu olup olmadığının tespiti için yönlendirilen ergenlerin sosyodemografik ve klinik özelliklerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya çocuk ergen ruh sağlığı birimimize konsülte edilen ve adli mercilerce evlenmeye engel teşkil eden bir durum olup olmadığı sorulan toplam 70 ergen dahil edilmiştir. Ergenlerin DSM 5 tanı sınıflandırmasına göre psikiyatrik muayeneleri yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler dosya tarama sistemi yöntemiyle geriye dönük olarak incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 70 çocuğun %94.3’ü (n=66) kız olup, çocukların yaş ortalaması 16.05±0.2 olarak saptanmıştır. Çocukların hiçbirinin örgün eğitime devam etmediği belirlenmiştir Çocukların %89.5’i, çekirdek aile yapısı ve düşük sosyoekonomik düzeye sahip aile ortamında yaşamaktadır. En sık konulan psikiyatrik tanılar sırasıyla; dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (%4.3, n=3), depresif bozukluk (%4.3, n=3), zeka geriliği (%2.8, n=2) ve travma sonrası stres bozukluğu (%1.4, n=1) tanıları olmuştur. Çocukların %85.7’si (n=60) evlenmek istedikleri kişilerle yakın çevrelerinden ya da sosyal medya üzerinden kendi tanıştıkları kişiler olduklarını sadece %14.3’ünün (n=10) görücü usülü tanışıp evlenmeye karar verdikleri belirlenmiştir. Sonuç: Sonuçlarımız sosyoekonomik düzey, aile yapısı ve örgün eğitime devamlılığın erken yaştan evliliklere ilişkin önemli zemin hazırlayıcı etkenler olduğunu göstermektedir. Erken yaşta yapılan evliliklerin aynı zamanda erken bir özerklik kazanım çabası olduğu düşünülebilir. Sağlıklı özerklik gelişimi için örgün eğitimin desteklenmesinin erken evlilikleri engelleme yönünde önemli bir müdahale olacağı düşünülmektedir.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, bir üniversite hastanesine adli mercilerce ruhsal ve bedensel olarak evlenmeye engel bir durumu olup olmadığının tespiti için yönlendirilen ergenlerin sosyodemografik ve klinik özelliklerini incelemektir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya çocuk ergen ruh sağlığı birimimize konsülte edilen ve adli mercilerce evlenmeye engel teşkil eden bir durum olup olmadığı sorulan toplam 70 ergen dahil edilmiştir. Ergenlerin DSM 5 tanı sınıflandırmasına göre psikiyatrik muayeneleri yapılmıştır. Çalışmadan elde edilen veriler dosya tarama sistemi yöntemiyle geriye dönük olarak incelenmiştir. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen 70 çocuğun %94.3’ü (n=66) kız olup, çocukların yaş ortalaması 16.05±0.2 olarak saptanmıştır. Çocukların hiçbirinin örgün eğitime devam etmediği belirlenmiştir Çocukların %89.5’i, çekirdek aile yapısı ve düşük sosyoekonomik düzeye sahip aile ortamında yaşamaktadır. En sık konulan psikiyatrik tanılar sırasıyla; dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (%4.3, n=3), depresif bozukluk (%4.3, n=3), zeka geriliği (%2.8, n=2) ve travma sonrası stres bozukluğu (%1.4, n=1) tanıları olmuştur. Çocukların %85.7’si (n=60) evlenmek istedikleri kişilerle yakın çevrelerinden ya da sosyal medya üzerinden kendi tanıştıkları kişiler olduklarını sadece %14.3’ünün (n=10) görücü usülü tanışıp evlenmeye karar verdikleri belirlenmiştir. Sonuç: Sonuçlarımız sosyoekonomik düzey, aile yapısı ve örgün eğitime devamlılığın erken yaştan evliliklere ilişkin önemli zemin hazırlayıcı etkenler olduğunu göstermektedir. Erken yaşta yapılan evliliklerin aynı zamanda erken bir özerklik kazanım çabası olduğu düşünülebilir. Sağlıklı özerklik gelişimi için örgün eğitimin desteklenmesinin erken evlilikleri engelleme yönünde önemli bir müdahale olacağı düşünülmektedir.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Genel ve Dahili Tıp, Tıbbi Araştırmalar Deneysel
Kaynak
Konuralp Tıp Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
11
Sayı
3