TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 20 / 5378
  • Öğe
    Durability Analysis in Seat Components based on Design Criteria
    (B�TL�S EREN �N�VERS�TES�, 2022) Bolu, H. S.; �avu�o�lu, Oktay; Dindar, �.; Ayd�n, H.
    In this study, the suitability of the M1 class vehicle rear seat according to the ECE R17 luggage retention regulation has been examined. Strength improvement studies were carried out on the seat corner component. The development studies for the seat design according to the boundary and loading conditions specified by the ECE R17 regulation were created in the finite element method pre-processing software Hyper Mesh and the analysis was carried out in the RADIOSS solver. The design of the seat, which was determined by finite element analysis results, was verified by physical tests.
  • Öğe
    AA6082-T6 ve AA1035-H14 Al�minyum Ala��mlar�nda Haddeleme Y�n�n�n ve Deformasyon H�z�n�n �ekme �zellikleri �zerindeki Etkisi
    (BURSA Uluda� �niversitesi, 2017) Ayd�n, H.; Tun�el, O.; Yi�it, K.; Balamur, F.; �avu�o�lu, Oktay; D�zg�n, O.
    Bu �al��mada, demir esasl� malzemelerden sonra en �nemli metal grubunu olu�turan al�minyum ala��mlar�n�n oda s�cakl���nda deformasyon h�z� ve haddeleme y�n�ne ba�l� olarak �ekme testi davran��lar� incelenmi�tir. Al�minyum ala��mlar�ndan �s�l i�lem uygulanabilir gruptan AA6082-T6 ala��m�, �s�l i�lem uygulanamaz gruptan AA1035-H14 ala��m� se�ilmi�tir. Haddeleme y�n�n�n �ekme ekseniyle yapt��� a��lar 0�, 45� ve 90�, deformasyon h�zlar� 2.4x10-4, 2.4x10-3, 2.4x10-2ve 1.2x10-1 s-1olarak belirlenmi�tir. 2.4x10-4 s-1 deformasyon h�z�nda AA1035-H14 ala��m�nda 45� ve 90� hadde y�n�nde �ekme mukavemeti d���k kalm��t�r. Her iki ala��mda da en y�ksek �ekme dayan�m� de�eri 0� hadde y�n�nde elde edilmi�tir. Ancak, AA6082-T6 ala��m�nda en d���k �ekme mukavemeti 90� hadde y�n�nde iken, AA1035-H14 ala��m�nda en d���k �ekme mukavemeti 45� hadde y�n�ndedir. Di�er taraftan, AA6082-T6 ala��m�nda 90� hadde y�n�nde nispeten daha y�ksek akma dayan�m� de�eri elde edilmi�ken, AA1035-H14 ala��m�nda akma dayan�m� 0� hadde y�n�nde daha y�ksek de�er alm��t�r. 2.4 x 10-4 s-1 deformasyon h�z�nda, AA1035-H14 al�minyum ala��m�nda hadde y�n�n�n mukavemet �zerindeki etkisi daha belirgin olmu�tur. Kopma uzamas� her iki ala��mda da 90� hadde y�n�nde �nemli �l��de d���k kalm��t�r. Her iki ala��mda da, genel olarak deformasyon h�z� art���yla mukavemet de�erleri artm��t�r. Bu art�� her iki ala��mda da, �ekme mukavemetinde nispeten s�n�rl� kal�rken akma mukavemetinde daha belirgindir. Ayr�ca, AA1035-H14 ala��m� ile kar��la�t�r�ld���nda AA6082-T6 ala��m�nda deformasyon h�z�n�n mukavemet �zerindeki etkisi daha dikkat �ekicidir. Kopma uzamas� AA6082-T6 ala��m�nda genel olarak y�ksek deformasyon h�z�nda d���k kal�rken, AA1035-H14 ala��m�nda ise genel olarak deformasyon h�z� art���yla kopma uzamas� de�erleri artmaktad�r. Ancak, AA1035-H14 ala��m�nda, 45� ve 90� hadde y�n�nde 1.2x10-1 s-1 deformasyon h�z�nda kopma uzamas�nda belirgin olarak d���� de meydana gelmektedir.
  • Öğe
    AA6082-T6 ve AA1035-H14 Alüminyum Alaşımlarında Haddeleme Yönünün ve Deformasyon Hızının Çekme Özellikleri Üzerindeki Etkisi
    (BURSA Uludağ Üniversitesi, 2017) Aydın, H.; Tunçel, O.; Yiğit, K.; Balamur, F.; Çavuşoğlu, Oktay; Düzgün, O.
    Bu çalışmada, demir esaslı malzemelerden sonra en önemli metal grubunu oluşturan alüminyum alaşımlarının oda sıcaklığında deformasyon hızı ve haddeleme yönüne bağlı olarak çekme testi davranışları incelenmiştir. Alüminyum alaşımlarından ısıl işlem uygulanabilir gruptan AA6082-T6 alaşımı, ısıl işlem uygulanamaz gruptan AA1035-H14 alaşımı seçilmiştir. Haddeleme yönünün çekme ekseniyle yaptığı açılar 0°, 45° ve 90°, deformasyon hızları 2.4x10-4, 2.4x10-3, 2.4x10-2ve 1.2x10-1 s-1olarak belirlenmiştir. 2.4x10-4 s-1 deformasyon hızında AA1035-H14 alaşımında 45° ve 90° hadde yönünde çekme mukavemeti düşük kalmıştır. Her iki alaşımda da en yüksek çekme dayanımı değeri 0° hadde yönünde elde edilmiştir. Ancak, AA6082-T6 alaşımında en düşük çekme mukavemeti 90° hadde yönünde iken, AA1035-H14 alaşımında en düşük çekme mukavemeti 45° hadde yönündedir. Diğer taraftan, AA6082-T6 alaşımında 90° hadde yönünde nispeten daha yüksek akma dayanımı değeri elde edilmişken, AA1035-H14 alaşımında akma dayanımı 0° hadde yönünde daha yüksek değer almıştır. 2.4 x 10-4 s-1 deformasyon hızında, AA1035-H14 alüminyum alaşımında hadde yönünün mukavemet üzerindeki etkisi daha belirgin olmuştur. Kopma uzaması her iki alaşımda da 90° hadde yönünde önemli ölçüde düşük kalmıştır. Her iki alaşımda da, genel olarak deformasyon hızı artışıyla mukavemet değerleri artmıştır. Bu artış her iki alaşımda da, çekme mukavemetinde nispeten sınırlı kalırken akma mukavemetinde daha belirgindir. Ayrıca, AA1035-H14 alaşımı ile karşılaştırıldığında AA6082-T6 alaşımında deformasyon hızının mukavemet üzerindeki etkisi daha dikkat çekicidir. Kopma uzaması AA6082-T6 alaşımında genel olarak yüksek deformasyon hızında düşük kalırken, AA1035-H14 alaşımında ise genel olarak deformasyon hızı artışıyla kopma uzaması değerleri artmaktadır. Ancak, AA1035-H14 alaşımında, 45° ve 90° hadde yönünde 1.2x10-1 s-1 deformasyon hızında kopma uzamasında belirgin olarak düşüş de meydana gelmektedir.
  • Öğe
    Durability Analysis in Seat Components based on Design Criteria
    (BİTLİS EREN ÜNİVERSİTESİ, 2022) Bolu, H. S.; Çavuşoğlu, Oktay; Dindar, Ç.; Aydın, H.
    In this study, the suitability of the M1 class vehicle rear seat according to the ECE R17 luggage retention regulation has been examined. Strength improvement studies were carried out on the seat corner component. The development studies for the seat design according to the boundary and loading conditions specified by the ECE R17 regulation were created in the finite element method pre-processing software Hyper Mesh and the analysis was carried out in the RADIOSS solver. The design of the seat, which was determined by finite element analysis results, was verified by physical tests.
  • Öğe
    The Use of Emotional Freedom Technique and Psychosocial Care in Infertile Women
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Coşkun, Merve; Aslan, Ergül
    Infertility is a complex crisis period in women's life. Individuals experience different physical and mental difficulties at every stage of infertility treatment. During the treatment process, individuals may show cognitive, emotional and behavioral reactions. It is ensured that they optimize the infertility process with psychosocial care in coping with the problems experienced during the infertility treatment process and manage the psychological and social effects of infertility treatment. The way to reduce stress, depression, anxiety levels, increase pregnancy rates and quality of life in women during the infertility treatment process is to benefit from alternative psychosocial interventions. Emotional freedom technique can be used for pain, addiction, sleep problems, stress, anxiety, depression, trauma etc. It is important in terms of positive psychosocial effects in the solution of physiological and psychological problems. For this purpose, this review is discussed emotional freedom technique and psychosocial care in women's infertility treatment process.
  • Öğe
    Wiskott Aldrich Sendromu: Kısa Derleme
    (Düzce Üniversitesi, 2023) Dikici, Ümmügülsüm; Özdemir, Öner
    Wiskott Aldrich Sendromu (WAS) X’e bağlı resesif kalıtılan, nadir görülen genetik bir hastalıktır. WAS proteini (WASp) genindeki mutasyondan kaynaklanmaktadır. WAS proteini aktin hücre iskeleti organizasyonu ve sinyalizasyonunda rol oynar, bunun yanında bağışıklık sistemi hücrelerinin işlevlerinde kritik bir rol sahibidir. Hastalığın karakteristik klinik triadı mikrotrombositopeni, egzama ve immun yetmezliktir. Hastaların kliniği WASP mutasyonunun tipine göre şiddetli fenotipten (klasik WAS) daha hafif olanlara (X'e bağlı trombositopeni (XLT) ve X'e bağlı nötropeni) kadar değişiklik göstermektedir. WAS hastalarında bakteriyal, fungal ve viral enfeksiyonlara yatkınlıkla beraber, otoimmun hastalık (otoimmun hemolitik anemi, vaskülit, inflamatuar barsak hastalığı) ve malignite (özellikle lenfoma) riski artmıştır. WAS hastalarında tedavi yönetimi, klinik fenotipe göre bireyselleştirilmelidir. Enfeksiyonlara yönelik profilaktik antibiyoterapi ve intravenöz immünoglobulin replasman tedavisi uygulanmaktadır. Allojenik hematopoietik kök hücre nakli ise WAS'lı hastalar için altta yatan immün yetmezlik ve trombositopeninin düzeltilmesini sağlayan altın standart tedavidir. Son zamanlarda hematopoietik kök hücre gen tedavisi de potansiyel terapötik strateji olarak gündeme gelmiştir. Otolog gen tedavisi, allojenik kök hücre nakli için donörü olmayan hastalara umut verici bir alternatif olarak görünmektedir.
  • Öğe
    Türkiye'den Yayınlanan Kemik İliği Transplantasyonu Araştırmaları Üzerine Bir Bibliyometrik Analiz Çalışması
    (Düzce Üniversitesi, 2023) Özlü, Can; Alkan, Sevil
    Amaç: Bilimsel yayınlar, araştırmaya yönelik küresel ilgi ve faaliyetin göstergesi olarak hizmet etmektedir. Bu çalışmanın amacı, 1990-2022 yılları arasında Türkiye'deki kemik iliği transplantasyonu konulu bilimsel literatürün özelliklerini tanımlamaktır.Gereç ve Yöntemler: Bu bibliyometrik çalışmada, Web of science veri tabanında 1990 ve 2022 yılları arasında yayınlanan tüm biyomedikal makaleler taranmıştır. Arama anahtar kelimesi olarak "Kemik iliği transplantasyonu" ile ilgili MESH terimleri kullanılmıştır. Arama daha sonra yayın ülkesi olarak Türkiye seçilerek daraltılmıştır. Tüm veriler ilgili veri tabanından Vosviewer ve biblioshiny programlarına aktarılarak analiz edilmiştir.Bulgular: Toplam 121 ülke 41.236 yayın ile kemik iliği nakli literatürüne katkıda bulunmuştur. Türkiye 913 yayın (%2.214) ve 2991 yazarın 402 makalesi ile 13. sırada yer aldı. Bu, yazar başına 0,305 yayına karşılık gelmektedir. Bu yayınlar, yayın başına 6.183 atıf almıştır. 2014 yılından sonra yayın sayısı artmıştır. En çok makale (n=123) 2015 yılında yayımlanmıştır. İlk zirvenin ardından 2016 yılında yayın sayısı neredeyse yarı yarıya azalmış ve sonraki yıllarda da yılda 50 yayının altına düşmemiştir. Ankara Üniversitesi (n=207), Hacettepe Üniversitesi (n=166), Gazi Üniversitesi (n=95), Erciyes Üniversitesi (n=82) ve Akdeniz Üniversitesi (n=79) kemik iliği transplantasyonu konusunda en çok yayın yapan kurumlar oldu.Sonuç: Kemik iliği transplantasyonu Türk araştırmacıların ilgisini çekmektedir; ancak beklenen düzeyde değildir. Son yıllarda kemik iliği nakli ile ilgili araştırma faaliyetlerindeki artışa rağmen Türkiye bu alanda diğer ülkelerin gerisinde kalmaya devam etmektedir.
  • Öğe
    Vulvovajinal Kandidiyazis: Risk Faktörleri ve İnfeksiyon Etkenlerinin Dağılımı
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Malak, Arzu; Aydın Kurç, Mine; Gulen, Dumrul; Kaya, Ayşe Demet; Taşdemir, Nicel; Varol, Gamze
    Amaç: Dünyada yaygın görülen, milyonlarca kadının hayatını etkileyen ve anormal vajinal akıntının sık nedenlerinden olan vulvovajinal kandidiyazis (VVC)’in en önemli etkeni günümüze kadar Candida albicans iken, son yıllarda Non-albicans Candida (NAC) türlerinin sıklığı artmıştır. VVC’ da, birçok risk faktörünün de infeksiyon gelişimi ve tekrarlamasını etkilediği belirlenmiştir. Bu çalışmada; anormal vajinal akıntı yakınması olan hastalarda VVC sıklığı ve etkenlerinin belirlenerek, infeksiyon ile ilişkili risk faktörlerinin araştırılması amaçlanmıştır.Gereç ve Yöntemler: Anormal vajinal akıntı şikayeti olan 87 hastaya, sosyo-demografik özellikleri ve risk faktörleri olarak tanımlanan bağımsız değişkenleri içeren 26 soruluk anket uygulanmıştır. Toplanan vajinal sürüntü örneklerinin kültür ve mikroskopik incelemesi yapılarak, izolatlar klasik ve biyokimyasal testle identifiye edilmiştir. Bulgular: Hastaların %18,4’ünde Candida cinsi mantar üremesi saptanırken, gebelerde bu oran %60 olarak bulunmuştur. İnfeksiyon etkeni olarak izole edilen Candida’lardan %43,7 C. albicans, %37,5 C. glabrata, %12,5 C. krusei ve %6,3 C. parapsilosis olarak tanımlanmıştır. Hastaların %68,7’i tekrarlayan infeksiyon geçirdiğini bildirmiştir. Çalışmada VVC üremesini etkileyen tek faktör gebelik olarak saptanmış (p=0,041); VVC’i etkilemesi beklenen diğer bağımsız faktörler arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0,05).Sonuç: Çalışmamız; VVC etiyolojisinde NAC türlerinin öneminin arttığını ve saptanan yüksek rekürrens oranları ile ilişkili olabileceğini göstermektedir. Bu bulgu VVC hastalarında ve özellikle de çalışmamızda risk faktörü olarak saptanmış gebelik döneminde, etkenlerin tür düzeyinde tanımlanmasının ve olası risk faktörlerinin bilinerek, kontrol altında tutulmasının önemini ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    Vajinal Doğuma İlişkin Öz Yeterlik Ölçeği Türkçe Versiyonunun Geçerlik ve Güvenirliği: Metodolojik Bir Çalışma
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Karadeniz, Hilal; Kavlak, Oya
    Amaç: Araştırmanın amacı Vajinal Doğuma İlişkin Öz-yeterlik Ölçeği'nin Türkçe geçerlik ve güvenirliğini test etmektir.Gereç ve Yöntemler: Metodolojik tipteki çalışma, bir üniversite hastanesinde 165 gebe kadın ile gerçekleştirilmiştir. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Vajinal Doğuma Öz Yeterlilik Ölçeği" ve "Doğum Öz Yeterlilik Ölçeği - Kısa Formu" kullanılarak toplanmıştır. Ölçeğin geçerliliğini test etmek amacıyla dil geçerliliği, içerik geçerliliği, doğrulayıcı faktör analizi ve ölçüt bağımlılık geçerliliği yapılmıştır. Ölçeğin güvenirliği madde-toplam korelasyonu, Cronbach alfa katsayısı, iki yarı test yöntemi ve test-tekrar test analizi kullanılarak değerlendirilmiştir.Bulgular: Ölçeğin kapsam geçerlilik indeksi 0,80'in üzerinde bulunmuştur. Doğrulayıcı faktör analizinde uyum iyiliği indekslerinin tamamı kabul edilebilir değerlere sahiptir. Madde-toplam korelasyonları her bir madde için 0,167 ile 0,809 arasında değişmekte olup, ölçek toplamı ile pozitif yönde ilişkili olduğu belirledi. Uzmanların önerileri doğrultusunda ölçekten herhangi bir madde çıkartılmadı. Ölçeğin 9 madde olarak tek faktör altında toplandığı belirlendi. Ölçeğin iki yarısı arasındaki korelasyon 0,76, Spearman-Brown katsayısı 0,86 ve Gutmann Split-Half katsayısı 0,85'tir. Ölçeğin geneli için hesaplanan Cronbach alfa katsayısı 0,87 olarak bulundu. Maddelerin toplam korelasyonu ve test-tekrar test korelasyonu 0,924 ile yüksek güvenilirlik gösterdi (p
  • Öğe
    Tooth Discoloration and Treatment Options in Children
    (Düzce Üniversitesi, 2023) Yazır Kavan, Melis; Güven, Yeliz
    Esthetic problems in childhood and adolescence have a significant impact on psychosocial development and peer relationships. Therefore abnormalities in the shape, size, color and structure of all or some of the anterior teeth of children cause such psychological problems. According to studies, children in the age group of 4-5 may have negative social perceptions and self-perceptions regarding changing dental esthetics. Today tooth discoloration is a common esthetic problem and it’s known that the population of young patients who want teeth whitening treatment has increased in modern day dentistry. Tooth color is determined by the combination of colors in the inner layers and the presence of stains on the outer surface of the tooth. Inner tooth color is related to the light scattering and absorption properties of enamel and dentin. The translucent nature of enamel causes the color of the dentin layer to be reflected on the tooth surface. Today, with the developing technology, the variety of materials has increased and there have been updates in the contents of the agents used in tooth whitening. In this study, current literature information on the use of teeth whitening treatments in pediatric dentistry will be presented by compiling.
  • Öğe
    Yeni Bir Veri Analiz Alanı: İnfodepidemiyoloji
    (Düzce Üniversitesi, 2023) Özdemir, Serdar
    Derginizin 2022 yılı, ilk sayısında yayınlanan, Erdem Sultanoğlu ve Ataoğlu tarafından hazırlanan “COVID-19 Pandemisi Döneminde Romatizmal Hastalıklara Halkın İlgisi: Google Trends Verilerinin Analizi” isimli yazıyı büyük bir ilgi ile okuduk. Yazarlara ve editör kuruluna bu bilgilendirici ve ilginç yazı için teşekkür ederiz. Bununla birlikte yazının tartışmasına katkıda bulunabilecek birkaç noktayı belirtmek isteriz.
  • Öğe
    Yoğun Bakım Hemşirelerinin Sepsis Belirti Bulguları ile Yönetimine İlişkin Bilgi Düzeylerinin İncelenmesi: Tanımlayıcı Araştırma
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Uysal, Özge; Akyar, İmatullah
    Amaç: Sepsis, sıklıkla yaşamı tehdit eden karmaşık bir durumdur. Yaşamı tehdit eden bu ciddi tablo ile kritik bakımda en sık karşılaşan sağlık profesyonellerinden olan hemşireler, hastayı sepsis açısından değerlendirme, sepsisin erken fark edilmesi ile hastanın izlemi ve bakımında önemli sorumluluğa sahiptir. Bu çalışma, yoğun bakım hemşirelerinin sepsis belirti-bulguları ile yönetimine ilişkin bilgi düzeylerinin ve uygulamalarının belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı nitelikteki araştırmanın örneklemini Ankara ilinde yer alan üç üniversite hastanesinin yoğun bakımlarında görev yapan 108 hemşire oluşturmuştur. Veriler “Sepsis Belirti-Bulguları ve Klinik Yönetimi Bilgi Formu” ve “Tanıtıcı Bilgiler Formu” kullanılarak toplanmıştır. “Sepsis Belirti-Bulguları ve Klinik Yönetimi Bilgi Formu”, “Sepsiste Sağkalım Kampanyası” tedavi kılavuzu temel alınarak, uzman görüşü ile oluşturulmuştur. Veriler tanımlayıcı istatistikler, Ki Kare ve t testi ile analiz edilmiştir. Bulgular: Araştırmaya katılan hemşirelerin %70,4’ünün sepsis tanımını, %71,3’ünün septik şok tanı kriterlerini doğru olarak bildiği saptanmıştır. Sepsis konusunda eğitim/kurs alan hemşirelerin %94,4’ü sepsis tanımını doğru olarak bilmiştir. Hemşirelerin %75’i çalıştıkları kurumda sepsisi önleme, tedavi ve bakımına yönelik herhangi bir bakım paketi/protokol kullanılmadığını, %25’i çalıştıkları klinikte sepsis skorlama sistemi kullanıldığını belirtmiştir. Sonuç: Yoğun bakım hemşirelerinin sepsis tanısı konusunda farkındalığının olduğu ancak klinik yönetimi ve bakım standartlarının tamamını uygulama konusunda eksikliklerinin olduğu saptanmıştır. Klinik uygulama alanlarında sepsis tanısı ile izlenen hastaları günlük olarak değerlendirmeyi hedefleyen skorlama sistemlerinin kullanımının yaygınlaştırılması ve hemşirelerin sepsis konusunda güncel literatürü takip ederek uluslararası kılavuzlarda belirtilen bakım standartlarını uygulamalarını sağlayacak bakım politikalarının geliştirilmesi önerilmektedir.
  • Öğe
    The Role of Neutrophil/Lymphocyte Ratio in Ovarian Torsions
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Büyük, Musa; Karacar Büyük, Nagihan; Suman, Kamuran; Gök, Ebru; Suman, Murat; Kuşcu, Havva
    Aim: Ovarian torsion is among the gynecological emergencies. Laboratory and imaging methods are used for diagnosis. Symptoms are generally nonspecific, making it difficult to differentiate from other acute abdominal emergencies. This study aims to investigate the diagnostic value of neutrophil-lymphocyte ratio (NLR) in addition to imaging methods for the diagnosis of ovarian torsion.Material and Methods: A total of 120 patients were included in the study. The study was planned retrospectively. The patients included in the study were analyzed in three different groups. Those with follicular cysts were in Group 1, those with simple cysts were in Group 2, and those with ovarian torsion were in Group 3. The groups were compared in terms of laboratory parameters and demographic characteristics.Results: When the groups were compared in terms of mean age, it was found that the mean age of Group 3 was significantly lower than Group 1 (p
  • Öğe
    The Effect of Nursing Students' Use of Social Media and Family Communication on Phubbing and Being Phubbed
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Uyar, Pınar; Ayar, Dijle
    Aim: Today, with the developing technology, the way of communication and interaction of individuals is changing, and with this change, the problem of being phubbed and phubbing gains importance day by day. Among the factors that can affect this behavior, communication within the family and the use of social media play an important role. The aim of this study is to examine the effects of social media use and family communication of nursing students on phubbing and being phubbed.Material and methods: This research was conducted total of 739 nursing students in a descriptive, cross-sectional and correlational qualification. The data of the study; It was collected by using the “Descriptive Information Form”, “Social Media Usage and Family Communication Scale”, “General Scales of Phubbing and Being Phubbed Scale”. Nursing students' descriptive information was evaluated by number and percentage analysis, and the relationship between variables was evaluated by pearson correlation and regression analysis.Results: When the correlation between the students' social media use, their family communication and their phubbing status is examined; It was determined that there was a weak and significant relationship in the positive direction. When the correlation between social media use, family communications and being phubbed is examined, the correlation between the total score averages is examined; It was determined that there was a weak and significant relationship in the positive direction. It was determined that the use of social media and family communication increased the general being phubbing status 0.357 times and the exposure to phubbing 0.368 times.Conclusion: It was determined that there was a significant relationship between students' exposure to phubbing and their use of social media and family communication. It was found that nursing students' social media use’s and family communication predicted their phubbing and being phubbed.
  • Öğe
    The Effect of Pin Configuration and Crossing Angle on Coronal, Sagittal and Rotational Stability in Pediatric Supracondylar Humerus Fractures Treated with Cross Pinning
    (Düzce Üniversitesi, 2023) Yeşil, Murat; Yılmaz, Bilge Kağan; Altın, Recep; Konya, Mehmet Nuri
    Aim: This study aimed to examine the effect of different pin configurations and angles of the pin crossing angle (PCA) on the stability of supracondylar humeral fractures (SHFs) in children who underwent cross pinning treatment by radiological measurements and to evaluate these findings. Material and methods: This study retrospectively analyzed the radiological outcomes of 111 children with SHFs who underwent cross-pinning treatment. Anteroposterior and lateral elbow x-rays were taken before surgery, one day after surgery, and one month after surgery. The x-rays were used to measure Baumann’s angle (BA), humerocondylar angle (HCA), lateral rotation percentage (LRP), and pin crossing angle (PCA). The effects of pin configuration and PCA on BA, HCA, and LRP were evaluated.Results: This study found significant improvements in LRP, PCA, and BA from preoperative to postoperative one month (p0.05). Likewise, the PCA above or below 90° did not influence the postoperative first month LRP, PCA, and BA (p>0.05).Conclusion: This study concluded that pin configuration or PCA did not affect the stability of cross-pinned fractures in terms of rotation or coronal and sagittal stability. These results suggest that, to the extent allowed by the anatomy of the distal humerus, the cross-pinning technique may be sufficient in terms of fracture stability in all three planes when employed with proper settings. We also propose that LRP can be used to assess and monitor the reduction quality of pediatric SHFs.
  • Öğe
    The Effect of Probiotic Consumption Status and Quality of Life in Patients with Fibromyalgia
    (Düzce Üniversitesi, 2023) Celik Yalcin, Seher; Pasin, Tuğçe; Ankarali, Seyit
    Aim: Recent studies have suggested that disruptions in the gut microbiota could potentially contribute to the pathogenesis of chronic pain and fibromyalgia syndrome (FMS) by affecting the gut microbiota-brain axis. The increasing prevalence of fibromyalgia syndrome has prompted investigations into the impact of probiotic food consumption, which regulates the microbiota, on quality of life.Material and Methods: The study included 99 patients diagnosed with fibromyalgia syndrome who presented to our Physical Medicine and Rehabilitation outpatient clinic. A questionnaire was administered to assess the patients' knowledge and consumption of probiotic foods, and the Short Form-12 Health Survey(SF-12) was used to gather data and assess health-related quality of life.Results: Of the 99 patients who completed the questionnaire, 89 were female and 10 were male. In response to the question, "Do you know what probiotics are?"7.4% of primary school graduates,64.7% of high school graduates, and 78.6% of university graduates answered affirmatively. When asked, "Have you experienced any benefits from probiotic foods?" 21.2% responded positively, and among those who experienced benefits, the most common accompanying issue (37.04%) was Irritable Bowel Syndrome(IBS). Fibromyalgia syndrome patients who consumed yogurt as a probiotic had higher physical function subdomain scores on the SF-12 Health Survey.Conclusion: The high level of education in FMS patients increased the awareness of probiotics. Probiotic consumption may have a improving effect on irritable bowel syndrome and constipation associated with FMS.Training on probiotics and increasing the frequency of use of probiotics, the quality of life of FMS patients can be increased and accompanying symptoms can be reduced.
  • Öğe
    The Effects of Laughter Therapy, Music Listening and Diary Keeping Given to Pregnant Women on Mental Health and Maternal Attachment Levels in Postpartum Period
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Kıyak, Sibel; Koçoğlu-tanyer, Deniz
    Aim: The aim of this study is to evaluate the effects of laughter therapy, listening to music, and diary keeping interventions during pregnancy on the mother's mental health and the level of maternal attachment in the postpartum period.Material and Methods: This is a quasi-experimental study. The study consisted of 50 pregnant women, 25 in intervention, and 25 in control groups. Interventions consisted of listening to music, laughter therapy and diary keeping for six weeks. Data were collected with the Beck Depression Inventory, Edinburgh Postpartum Depression Scale, Brief Symptom Inventory, and Maternal Attachment Scale.Results: It was determined that the change in mental health of women in the intervention group over time was significant (p
  • Öğe
    The Effect of Fish Intervention with Undecorated and Decorated Aquarium on Pain, Anxiety and Fear in Children
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Tuncay, Suat; Sarman, Abdullah
    Aim: Intravenous interventions applied in hospitals or healthcare centres cause pain, anxiety, and fear in children. This study was aimed to determine the effect of fish intervention with undecorated and decorated aquarium on pain, anxiety and fear in children in pediatric acute care settings.Material and methods: A total of 120 children aged 5-7 years, admitted to the hospital to receive daily treatment services, were randomly divided into three groups of 40 children each (decorated fish, undecorated fish, control) to determine the levels of pain, anxiety, and fear. Data collection was conducted using a Personal Information Form, Wong-Baker Pain Face Scale, Child Anxiety Scale-Situation, and Child Fear Scale. The evaluations were carried out before, during, and after the procedure. Japanese goldfish were utilized for the nursing intervention. Data were analyzed with SPSS 26.0 package programme.Results : It was determined that there was a significant decrease in the pain, anxiety, and fear levels of the fish groups with and without decorations during and after the intervention when compared with the control group (p
  • Öğe
    The Role of Hemoglobin, Albumin, Lymphocyte, Platelet (HALP) Score in Acute Pancreatitis - An Analytical Study
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Özkan, Abuzer; Duman, Cansu; Özdemir, Serdar
    Aim: The aim of this study is to assess the prognostic ability of Hemoglobin, Albumin, Lymphocyte, and Platelet parameters, as well as the calculated HALP score, in patients with acute pancreatitis. Additionally, it aimed to evaluate their association with prolonged hospitalization.Material and Methods: This analytical study was designed retrospectively. The study population consisted of patients diagnosed with acute pancreatitis who were followed up in the emergency department between the date of May 15, 2022, and January 31, 2023. Patients were categorized into two groups based on their 30-day mortality, namely survivors and non-survivors. Patients hospitalized for more than eight days were classified as prolonged hospitalizations. HALP score was calculated by using formula of hemoglobin(g/dL) × albumin(g/dL) × lymphocyte(103/µL) / platelet(103/µL). Comparisons between groups were conducted for the HALP score.Results: A total of 191 patients were included in the study. The rate of prolonged hospitalization was 23.6%. The mortality rate was 7.8%. The median HALP score was 3.1 (25th-75th percentiles: 2-5.4). There was no significant difference in the HALP score between survivors and non-survivors (3.2 (25th-75th percentiles: 2.1-5.4) versus 2.3 (25th-75th percentiles: 1.3-3.4), p = 0.050). However, there was a significant difference in the HALP score between the expected and prolonged hospitalization groups (3.4 (25th-75th percentiles: 2.1-5.7) versus 2.7 (25th-75th percentiles: 1.7-3.5), p=0.028).Conclusion: The HALP score may not contribute significantly to predicting mortality in patients with acute pancreatitis. Nevertheless, utilizing the HALP score to predict hospitalization duration can enhance the efficiency of healthcare providers in managing patients.
  • Öğe
    The Impact of Pain in Individuals with Cerebral Palsy on Parents
    (Düzce Üniversitesi, 2024) Gözaçan Karabulut, Demet; Tezcan, Sezen
    Aim: The aim of this study is to evaluate the pain seen in individuals with Cerebral Palsy (CP) and to investigate its impacts on the parents. Material and Methods: The study included 66 individuals with Cerebral Palsy aged between 6-16, with a mean age of 8.83±3.17. The levels of the individuals included in the study were determined using the Gross Motor Function Classification System and the Manual Ability Classification System. The pain intensity of the individuals with Cerebral Palsy was assessed through a visual analog scale reported by the parents. The Impact on Family Scale was used to determine the state of the parents' impact.Results: A significant positive correlation was found between the visual analog scale and sub-parameters of the Impact on Family Scale, excluding the coping parameter (p