Yönetim ve Eğitim Bilimleri Dergisi

Bu koleksiyon için kalıcı URI

Güncel Gönderiler

Listeleniyor 1 - 13 / 13
  • Öğe
    YAPAY ZEKÂ İŞLETME YÖNETİMİ İLİŞKİSİ ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME
    (Dokuz Eylül Üniversitesi, 2020) Ünal, Aslıhan; Kılınç, İzzet
    Yapay zekâ alanında yaşanan çarpıcı gelişmeler iş dünyasını yakından ilgilendirmektedir. Yapay zekânın gelecekte işletmelerde hayati öneme sahip bir rekabet aracı olacağı, iş kollarında ve içeriklerinde, yönetim tarzında, örgüt yapısında ve kültüründe sarsıcı değişikliklere sebebiyet vereceği beklenen bir durumdur. Bu sebeple, işletme alanında yapay zekâ uygulamaları, yapay zekâ edinimi ve gelecekte ortaya çıkabilecek potansiyel etkilerini inceleyen araştırmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın amacı, yapay zekâ ve işletme alanının etkileşimini inceleyen bir literatür değerlendirmesi sunmaktır. Araştırmada; yapay zekâ alanıyla ilgili kavramsal alt yapı oluşturulduktan sonra genelde işletme, özelde yönetim ve stratejik yönetim disiplinlerine olan etkileri tartışılmıştır. Sonuç olarak dokuz önemli saptamada bulunulmuştur. Araştırma fen bilimleri ve sosyal bilimler alanlarında iki farklı disiplini bir arada inceleyip aralarındaki ilişkileri sunması açısından önem taşımaktadır.
  • Öğe
    TURİZMDE DESTİNASYON İMAJI: ŞANLIURFA ÖRNEĞİ
    (Düzce Üniversitesi, 2011) Kıngır, Said; Küçük, Ferit; Sancar, Muhammet Fatih
    Çalışma alanını oluşturan Şanlıurfa ili önemli turizm potansiyeline sahiptir. Söz konusu potansiyeli sayesinde, il son dönemlerde turizmde önem kazanmaya başlamıştır. Bu çalışmada Şanlıurfa turizminin turistler açısından imajı belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırma Şanlıurfa da faaliyette bulunan üç, dört ve beş yıldızlı otel işletmelerinde konaklayan turistlere anket uygulanarak veriler elde edilmeye çalışılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 16.0 programı kullanılarak değerlendirilmiş ve güvenilirlik analizi ile frekans dağılımları analizi yapılmıştır. Şanlıurfa denildiği zaman akla gelen ilk %63.6 oranında tarihi ve kültürel yerleri olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Bu sonuç ziyaretçilerin temel geliş amacını da göstermektedir. Ziyaretçilerin %82’sinin tekrar gelmek istemeleri, Şanlıurfa’dan etkilendiklerini göstermektedir. Ancak anketten turistlerin Şanlıurfa’da yeteri kadar bilgilendirilmedikleri, turistler için faaliyetler düzenlenmediği, konaklama ve diğer ilgili tesislerin yeterli hizmet kalitesine sahip olmadığı görüşü ortaya çıkmıştır.
  • Öğe
    SAĞLIK İŞLETMELERİNDE FİNANSAL RİSK ANALİZİ: KASTAMONU KAMU HASTANELERİ ÖRNEĞİ
    (Düzce Üniversitesi, 2013) Dayı, Faruk; Akdemir, Erdem
    Hastanelerde karşılaşılan finansal risk, 2003 yılında uygulanmaya başlanan Sağlıkta Dönüşüm Programı’ndan sonra kamu hastaneleri ile özel hastanelerin aynı rekabet ortamında hizmet sunmaya başlamasıyla önemli hale gelmiştir. Bu durumda maliyetlerin kontrolünde ve yönetimin etkinliğinin sağlanmasında, finansal risk analizi yapmak ve analiz sonuçlarını uygulamak gerekli görülmektedir. Bu süreçte ilk olarak, riskin ne olduğunun ve nereden kaynaklandığının ortaya konulması gerekmektedir. Buradan hareketle bu çalışmada amaç, kamu hastaneleri için finansal risk analizinin uygulanabilirliğini ortaya koymaktır. Amaca yönelik olarak, Kastamonu ili genelindeki 12 kamu sağlık işletmesinin, 2008-2012 dönemindeki finansal tabloları veri olarak kullanılmaktadır. Kastamonu ili genelindeki 12 sağlık işletmesinin finansal risk dereceleri, ilgili dönem mali tabloları kullanılarak oran analizi yöntemi ile analiz edilmektedir. Ayrıca oran analizi yöntemi ile varılan sonuçlar, T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından uygulanan finansal risk derecelendirme sistemi ile elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmaktadır. Bulgular, T.C.Sağlık Bakanlığı’nın finansal risk derecelendirmesinden elde edilen sonuçların rasyo analizi yöntemi ile varılan sonuçlardan farklı olduğuna işaret etmektedir. T.C. Sağlık Bakanlığı’nın finansal risk derecelendirmesinde kullandığı finansal değerlendirme katsayısı formüle edilirken, yabancı kaynak ve özkaynak arasındaki denge ile otofinansmanın ihmal edilmesi; bu farklılığın temel sebebi olarak görülmektedir. Analiz sonuçları; T.C. Sağlık Bakanlığı’nın kullandığı finansal risk ölçütleri olan borç ve gelire ilaveten, işletmelerin likidite durumunu ve kaynak yapısını da dikkate alan ölçütlerin geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
  • Öğe
    PSİKOLOJİK DANIŞMANLARIN “PSİKOTERAPİDE ÜÇ YAKLAŞIM” VİDEOLARINA İLİŞKİN GÖRÜŞLERİ
    (Düzce Üniversitesi, 2012) Uşaklı, Hakan
    Sinop‘ta görev yapan elli psikolojik danışman bir çalıştay kapsamında Shostrom (1965a, b, c)‘un etkili çalışmaları olan ?Psikoterapide Üç Yaklaşım? videolarını izleyerek düşüncelerini ifade etmişlerdir. Yirmi dokuz bayan, yirmi bir erkek ve bir ile yirmi yıl arasında değişen kıdemleri bulunan psikolojik danışmanlar bu çalışmada yer almışlardır. Video görüntülerinde aynı danışanla farklı görüşmeler yapan Carl Rogers, Fritz Perls ve Albert Ellis‘in görüntüleri vardır. Çalışmaya katılan psikolojik danışmanların videolara ilişkin ortak görüşleri genel olarak fayda, danışmanlara tavsiye edilebilecek eğitim materyali ve farklı amaçlarda kullanılabilecek eğitim materyali olmak üzere üç temada toplanmıştır. Ülkemizde psikolojik danışman yetiştiren kurumlarda öğrencilerin ve görevli danışmanların bilgilerini artırmak için bu eğitim materyallerinden yararlanılması tavsiye edilmektedir. İlerde yapılacak araştırmalar için Psikoterapide Üç Yaklaşım Shostrom (1965a, b, c) videoları, danışman yönelimleri, eğitim materyali olarak etkisi açısından çalışılması tavsiye edilebilir.
  • Öğe
    TÜRKİYE’DE SOSYAL GÜVENLİK ALANINDA MESLEKİ EĞİTİM VE DÜZCE ÜNİVERSİTESİ’NİN ROLÜ
    (Düzce Üniversitesi, 2011) İmamoğlu, Alaettin; Çabukoğlu, Muzaffer
    Türkiye’de faaliyet gösteren sosyal güvenlik kurumları 2006 yılında Sosyal Güvenlik Kurumu(SGK) çatısı altında birleştirilmiştir. Bu reformla, sosyal güvenlik alanında mevzuat ve uygulama birliği oluşturulmaya başlanmıştır. Reformdan önce, hizmet akdi ile çalışanlar için Sosyal Sigortalar Kurumu, devlet memurları için Emekli Sandığı ve kendi hesabına çalışanlar için Bağ-Kur olmak üzere üç ayrı kurum bulunmaktaydı. Üç farklı kurumda çalışan personel, SGK’nın kurulması ile birlikte, her üç kurumdaki sosyal güvenlik işlemlerini öğrenmek zorunda kalmıştır. Sosyal güvenlik alanında yaşanan bu gelişmeler, hem kamu sektöründe hem özel sektörde, bilgi ve beceriye sahip meslek elemanlarına olan ihtiyacı artırmıştır. Bu ihtiyaç kamu sektöründe hizmet içi eğitimlerle, özel sektörde ise sertifika kursları ile karşılanmaya çalışılmakta, ancak bu eğitimler yeterli olmamaktadır. Türkiye’de sosyal güvenlik alanında akademik mesleki eğitim, Düzce Üniversitesi Düzce Meslek Yüksekokulu Sosyal Güvenlik Programı’nda 2009 güz döneminde başlamıştır. Türkiye’nin ilk ve tek Sosyal Güvenlik Programı’nda sosyal güvenlik işlemlerini bilgi ve beceri düzeyinde bilen meslek elemanları yetiştirilmektedir. Mezun olan öğrenciler “sosyal güvenlik meslek elemanı” unvanı alacaklardır. Sosyal güvenlik meslek elemanları, hem kamu kurum ve kuruluşlarında hem de özel sektör işletmelerinde ara eleman olarak görev alabileceklerdir. Düzce Üniversitesi Türkiye’de sosyal güvenlik alanında nitelikli eğitim ihtiyacını karşılamada öncü rol oynamaktadır. Ayrıca Düzce Üniversitesi gelecek yıllarda Türkiye’nin sosyal güvenlik sorunlarının bilimsel düzeyde araştırıldığı, çözüm önerilerinin ve tekniklerinin geliştirildiği bir merkez olmayı hedeflemektedir.
  • Öğe
    BASEL II ve UFRS’nın KOBİ’lere Beklenen Etkileri Üzerine SWOT Analizi
    (Düzce Üniversitesi, 2011) Kırlıoğlu, Hilmi; Şenol, Aydın
    Dünyada birçok ülkede faaliyet gösteren birbirinden bağımsız işletmelerin muhasebe standartlarındaki farklılıkları; fon toplama sürecinde, finansal bilgilerin karşılaştırılmasında, uluslararası şirket alım-satımlarında, şirket birleşmelerinde ve bunun gibi birçok finansal konularda zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından çalışmalar yapılarak ülkeler arasındaki bu karmaşıklıklara bir düzen getirmek ve ülkelerin aynı muhasebe dilini konuşmalarını sağlamak amacıyla Uluslararası Muhasebe Standartları ve Finansal Raporlama Standartları oluşturulmaktadır. BASEL II Standartları çok hızlı değişen finansal yapılar içerisinde önemli uluslararası düzenlemelerden birisidir. BASEL II’ ye göre doğru risk değerlendirilmesi kapsamında belirlenecek risk temelli fiyatlamalar firmaların kullandıkları sermaye maliyetlerini önemli oranlarda etkileyecektir. İşletmeler için Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’na uyumlu finansal tabloların hazırlanması özellikle banka ve benzeri finansal kuruluşlar tarafından doğru bir risk değerlendirilmesi yapılabilmesi için oldukça önem arz etmektedir.Bu çalışma ile BASEL II ve UFRS’nın beklenen etkileri SWOT analizi ile ortaya konulmaya çalışılacaktır. KOBİ’lerin UFRS ve BASEL II düzenlemelerinden sahip olduğu riskler ölçüsünde, derecelendirme notları ve ülke kredi maliyeti unsurlarından etkileneceği açıktır.
  • Öğe
    İNTERNETİN ERGENLERİN EBEVEYNLERİYLE İLİŞKİLERİNE ETKİLERİ
    (Düzce Üniversitesi, 2012) Arslan Cansever, Belgin
    Makalenin amacı, toplumsallaşma sürecinde ergenlerin İnterneti uzun süreli ve sık kullanımlarının ebeveynleriyle ilişkilerine etkilerinin belirlenmesidir. Araştırmanın evrenini çocukları İzmir’in Bornova ve Karşıyaka ilçelerindeki devlet ve özel ilköğretim okullarında 2009-2010 öğretim yılında II. kademeye devam etmekte olan veliler oluşturmaktadır. Esas uygulamada 860 veli ile çalışılmış, 26 veli ile de derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Araştırmada nicel veri toplama aracı olarak veli anketi; nitel veri toplama aracı olarak ise yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Veri toplama araçları araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. Veriler değerlendirilirken, frekans, yüzde gibi tanımlayıcı istatistiksel metodların yanı sıra ki-kare bağımsızlık testi kullanılmıştır. Araştırmanın nitel kısmını oluşturan derinlemesine görüşmelerden elde edilen metinlerin analiz edilmesinde ise, A.J.Greimas’ın “Eyleyenler modeli”nden (Actantial model) yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda İnternetin uzun süreli ve sık kullanımının ergenlerin ebeveynleriyle olan ilişkilerinde olumsuz etkisinin olduğu ve bu durumun çocuğu devlet okullarında öğrenim görmekte olan veliler tarafından daha fazla dile getirildiği ortaya çıkmıştır.
  • Öğe
    OKUL YÖNETİCİLERİ DENETİM YAPISININ KARŞILAŞTIRILMASI (Türkiye ve ABD Ohio Eyaleti Karşılaştırması)
    (Düzce Üniversitesi, 2013) Göksoy, Süleyman
    Araştırmanın amacı Türkiye ile ABD okul yöneticileri değerlendirme yapılarını analiz ederek farklılık ve benzerlikleri, olumlu ve olumsuz yönleri ortaya koyabilmek ve bu alandaki karar mercilerine veriler sunabilmektir. Araştırma nitel bir araştırmadır. Araştırmada; veriler nitel araştırma yöntemlerinden dokümanlardan veri toplanması yöntemiyle elde edilmiştir. Çalışmada Türkiye ile ABD Ohio Eyaleti okul yöneticilerinin değerlendirilme sistemi; yapı, amaç, ilke, düzey ve standartlar açılarından karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Çalışma ile şu sonuçlara ulaşılmıştır: ABD Ohio Eyaleti değerlendirme mevzuatına kıyasla, Türkiye okul yöneticileri değerlendirme mevzuatı amaç yönünden aşırı detaylar içermekte ve güncellenmesi gerekmektedir. Amaçlar açısından Ohio Eyaleti okul yöneticileri değerlendirme ifadeleri daha öz, sade ve, kapsayıcı anlamlar içermektedir. Değerlendirme düzeyleri açısından ABD Ohio Eyaleti okul yöneticileri değerlendirme skalasının daha işlevsel ve yöneticilere rehberlik ve yol gösterici olduğu söylenebilir. Türkiye’de okul yöneticilerinin değerlendirme/teftiş yapısı daha çok sonuç değerlendirme anlayışı üzerine kurulu iken ABD Ohio Eyaleti okul yöneticileri değerlendirme siteminin yapısı hem sonuç ve hem de süreç değerlendirme anlayışına sahip olduğu görülmektedir.
  • Öğe
    19 YY. VE 20 YY. BAŞLARINDA EGE ADALARI'NIN İDARİ YAPISI VE M. 1903 (H. 1321) TARİHLİ SÂLNÂME'YE GÖRE CEZÂYİR-İ BAHR-İ SEFÎD VİLÂYETİ'NİN GENEL İDARİ BİRİMLERİ
    (Düzce Üniversitesi, 2012) Özçelik, Fatih
    Kuruluşta bir kara devleti özelliğine sahip olan Osmanlı Devleti, Güney Marmara kıyılarında hüküm süren Karesioğulları?nı ilhak etmiş ve onların mütevazı donanmasını ele geçirerek denizcilikle tanışmıştır. Osmanlılarda denizcilikle ilgili politikaların üretilmeye başlanması bu süreçle ilgilidir. Denizlere yönelik en yoğun politikalar ise Fatih Sultan Mehmet devrine rastlamaktadır. Bu devirde Midilli, İmroz, Bozcaada ve Limni Osmanlı topraklarına katılmıştır. II. Bayezıt döneminde yapılan bir deniz seferiyle 1499–1501 yılları arasında Venedik?e ait İnebahtı, Modon ve Koron alınmıştır. Kanuni Sultan Süleyman?ın da Ege?nin kilidi konumunda olan Rodos Adası?nı fethetmesiyle denizlere yönelik politikada yeni bir idari teşkilatlanma gündeme gelmiştir. Bu idari teşkilatlanma, ilk olarak “Kapudan Paşa Eyâleti” daha sonrada “Cezâyir-i Bahr-i Sefîd” adını almıştır.Cezâyir-i Bahr-i Sefîd vilâyetini oluşturan Ege Adaları?nı çalışma konusu olarak ele almamıza neden olan temel sebep şudur: Ege Adaları?nın bazıları tarihi ve hukuki aidiyet problemi ile karşı karşıya olması ve Türkiye Cumhuriyeti ile Yunanistan arasında hâlâ önemli bir siyasi sorun teşkil etmesi. Sorunun tarafları, genelde haklılık tezlerini tarihi sürecin açıklanmasında aramaktadırlar. Ancak ne yazık ki memleketimizde son zamanlarda bir artış gözlemlenmekle birlikte Ege Adaları konusunda henüz istenen ölçüde bilimsel çalışmanın yapılmamış olması dikkat çekicidir. Bu boşluğu gidermek amacıyla makalemizi kaleme alınmış bulunmaktayız.Makalenin giriş kısmında Ege Denizi'nin coğrafi konumu, kısaca Türklerin adalarla ilgisinin ne zaman başladığı ve vilâyetin sınırları belirtilmiştir. Birinci bölümde adaların, fethinden XIX. Yüzyıla kadar olan idari yapısı, ikinci bölümde de XIX. Yüzyılda idari yapısında meydana gelen değişiklikler ele alınmıştır. Üçüncü bölümde ise Osmanlı Devleti?nin son dönemlerinde adalarda kurduğu idari yapı ve birimlerin daha doğru anlaşılabilmesi açısından vilâyetin son sâlnâmesi olma özeliğine sahip M. 1903 (H. 1321) tarihli Cezâyir-i Bahr-i Sefîd Sâlnâmesi dikkate alınarak vilâyetin genel idari birimleri hakkında bilgiler verilmektedir.
  • Öğe
    MANAGEMENT OF BORDER SECURITY FROM THE PERSPECTIVE OF ILLEGAL ANIMAL MOVEMENTS IN TURKEY
    (Düzce Üniversitesi, 2011) Begeç, Suat; Ataseven, Veysel Soydal; Karadal, Himmet
    The objective of this article is to evaluate for the first time the management of border security from a perspective of terrorism, trafficking in persons, and illicit cross-border trading of animals in Turkey. Turkey acts as a geographical, cultural, and political bridge between Asia, Africa, and Europe, and problems such as trafficking in persons and smuggling of animals, drugs, and fuel rise due to the geographical location of Turkey. Terrorist organizations gain revenue from this illegal trade, and transport logistics from neighboring countries. Therefore, transboundary animal diseases such as rinderpest, peste des petits ruminants, foot and mouth disease and Rift valley fever could distress the international animal trade as well as the food safety and food manufacturing industries. These diseases are contagious and have the potential to quickly spread beyond national borders, and can lead to serious consequences in terms of socio-economic and public health. In this sence, Turkey has a potential to introduce infectious diseases into other countries. This article embraces a struggle within the national and international communities and reveals the importance of defense and security management to overcome smuggling and terror events.
  • Öğe
    BİRLEŞMİŞ MİLLETLER EN AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER KONFERANSININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
    (Düzce Üniversitesi, 2012) Arslan, İsmet Kahraman
    Birleşmiş Milletler En Az Gelişmiş Ülkeler konferansının dördüncüsü 9-13 Mayıs 2011 tarihlerinde İstanbul’da yapılmış ve günde ortalama bir doların altında gelire sahip olan “çok fakir” ülkelerin içinde bulundukları perişanlıktan kurtulma çareleri tartışılarak önümüzdeki on yıllık dönemde alınması gereken önlemler belirlenmeye çalışılmıştır. Halen bir milyara yakın insanın yaşamakta olduğu en az gelişmiş ülke kategorisine giren 48 ülkede kişi başına çok düşük GSYİH, zayıf insan kaynakları ve yüksek ekonomik kırılganlıklara ilaveten açlık, salgın hastalık ve yüksek oranda çocuk ölümleri kol gezmektedir. Bu çalışmada, dünyanın en az gelişmiş ülkelerinin neden bu halde oldukları üzerinde durulmuş ve gelecekte kalkınmalarını sağlayacak fiziksel ve kurumsal altyapı sorunlarının giderilmesi için kendileri tarafından alınabilecek önlemler ve uluslararası toplum tarafından yapılması gereken yardım ve destekler tartışılmıştır.
  • Öğe
    1 ÖĞRETiM ELEMANLARININ ÖRGÜT KÜLTÜRÜ ALGISI: SAKARYA ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ
    (Düzce Üniversitesi, 2014) Yaman, Erkan; Ruçlar, Kayhan
    Bu araştırmanın amacı Sakarya Üniversitesinde görev yapan öğretim elemanlarının örgüt kültürü algısını belirlemektir. Araştırma, Sakarya Üniversitesinin altı fakültesinde görev yapan, 93’ü kadın, 160’ı erkek toplam 253 öğretim elemanını kapsamaktadır. Öğretim elemanlarının ünvanları, 12 Prof. Dr., 37 Doç. Dr., 51 Yrd. Doç. Dr. ve 153 Arş. Gör.’dir. Araştırmaya katılan öğretim elemanlarının demografik özellikleri ile algıladıkları örgüt kültürü arasındaki anlamlı farka bakılmıştır. Araştırma tarama modelinde oluşturulmuştur. Araştırmada bağımlı değişken olarak İpek (1999) tarafından hazırlanan örgüt kültürünü belirlemeye yönelik geliştirilen ölçek kullanılmıştır. Ölçme aracından elde edilen verilerin çözümlenmesinde, frekans, tek yönlü varyans analizi ve Kruskal Wallis Testi kullanılmıştır. Araştırma sonucunda öğretim elemanlarının cinsiyetlerine, çalıştıkları süreye, görev yaptıkları fakültelere ve öğrenim durumlarına göre örgüt kültürü algı düzeylerinde anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Öğretim elemanlarının örgüt kültürü algılarının yaş gruplarına, ünvanlarına, öğretim elemanlarının çalıştıkları örgütlerde algıladıkları yönetim tarzına, yöneticileriyle yüz yüze görüşme sıklıklarına ve yöneticileriyle açıkça konuşabilme düşüncelerine göre anlamlı olarak farklılaştığı görülmüştür. Araştırmanın sonucu olarak yöneticilerin kurumlarında katılımcı bir iklim oluşturmaları önerilmiştir. Ayrıca yöneticiler demokratik kurum algısı yaratırsa öğretim elemanlarının örgüt kültürü algısı olumlu olarak etkilenecektir.
  • Öğe
    KASTAMONU VİLÂYET SÂLNÂMELERİ’NDE DÜZCE KAZASININ İDARİ VE SOSYAL YAPISI (M. 1895, M. 1900 ve M. 1904)
    (Düzce Üniversitesi, 2013) Özçelik, Fatih
    XIX. Yüzyıl sonu ve XX. Yüzyıl başlarında Osmanlı Devleti'nin taşra birimlerinin idari yapısı, nüfus-yerleşme yapısı, eğitim yapısı ve ekonomik yapısı hakkındaki çalışmalara katkı sağlamak amacıyla hazırlanan bu makalede vilâyet sâlnâmelerine göre Düzce kazasının idari ve sosyal yapısı incelenmiştir. XIX. Yüzyıl ve XX. Yüzyıl dönemlerinde Osmanlı Devleti'nin genel durumu hakkında bir çok bilimsel çalışma söz konusu iken Osmanlı taşrası hakkında çok az bilimsel çalışma bulunmaktadır. Osmanlı Devleti'nin genel durumu hakkında daha doğru bilgiye sahip olabilmek için taşra birimleri hakkında daha fazla bilimsel çalışma yapılmalıdır. Bu boşluğu doldurmaya katkı sağlamak amacıyla kaleme alınan makalemizin temel kaynağını, M. 1895, M. 1900 ve M. 1904 tarihlerinde yayınlanmış Kastamonu vilâyetine ait üç sâlnâme oluşturmaktadır. Makalemizin birinci kısmını teşkil eden giriş bölümünde vilâyet sâlnâmeleri hakkında bilgiler verilmiştir. "Düzce Kazasının İdari Durumu" adlı ikinci bölümünde kazanın idari taksimatı, devlet daireleri ve kazada istihdam edilen personel hakkında bilgi verilmiştir. Çalışmamızın "Düzce Kazasının Sosyal Yapısı" adlı üçüncü bölümünde ise nüfus-yerleşme, eğitim ve ekonomik yapı hakkında bilgiler verilmiştir.