Yazar "Akçay, Çağlar" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 28
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Aralama şiddetinin dar yapraklı dişbudak odununun emprenye edilebilirliğine (retensiyon) ve yoğunluğuna etkisi(2018) Yalçın, Mesut; Özbayram, Ali Kemal; Akçay, Çağlar; Çiçek, EmrahBu çalışmanın amacı, dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl) plantasyonunda uygulanan farklı şiddetteki aralamaların kesit yüksekliğine ve gövde yönüne göre emprenye maddesinin retensiyon miktarı ve yoğunluk değişimine etkilerinin araştırılmasıdır. Bu amaçla dişbudak odunlarından aralamanın yapıldığı son yedi yıllık bölümden, yedi kesiş yüksekliğinden ve kuzey ve güney olmak üzere iki farklı gövde yönünden örnekleme yapılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre, odunun yoğunluğu ile emprenye maddesinin retensiyon miktarı arasında zıt yönlü bir ilişki olduğu tespit edilmiştir. Yoğunluk ve retensiyon miktarı bakımından doğal ve şiddetli aralama yapılan örnekler arasında farklılık olduğu, şiddetli aralama yapılan örneklerde yoğunluk azalmakta iken retensiyon miktarında artış olduğu görülmektedir. Ayrıca, gövdenin alt kısmından tepe kısmına doğru ilerledikçe odun yoğunluğunda %25’e varan artış meydana gelirken, retensiyon miktarında %30’lara varan azalma tespit edilmiştir. Gövde yönünün etkisi irdelendiğinde ise, gövdenin kuzeye bakan kısmının güneye bakan kısmına göre daha yoğun olup, retensiyon miktarı bakımından daha az kuru emprenye maddesi absorpladığı tespit edilmiştir.Öğe Bakır krom bor (CCB) ve borik asit (BA) emprenye maddelerinin metal bağlantı elemanları üzerine korozyon etkisinin incelenmesi(Düzce Üniversitesi, 2014) Akçay, Çağlar; Taşçıoğlu, Cihat; Gerengi, HüsnüBu çalışmada yeni nesil emprenye maddelerinin metallere korozyon etkisi araştırılmıştır. Çalışmada emprenye maddesi olarak Bakır Krom Bor (CCB) ve Borik Asit (BA) kullanılmıştır. Farklı konsantrasyonlarda hazırlanan CCB ve borik asit çözeltilerinin uygulamada en çok kullanılan paslanmaz çelik türleri olan paslanmaz çelik AISI 304, AISI 316L ve AISI 420 üzerine korozif etkileri araştırılmıştır. Ayrıca %3,5 NaCl ortamında belirlenen konsantrasyonlardaki emprenye maddelerinin korozif davranışları incelenmiş ve sonuçları tartışılmıştır. Çalışmada elektrokimyasal korozyon ölçme yöntemlerinden olan EIS (Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi) ve Tafel ekstrapolarizasyon yöntemleri kullanılmıştır. Çalışma sonrasında metallerin yüzeylerinde meydana gelen değişimler SEM (Scanned Electron Microscope) optik resimleri ve EDS (Energy-Dispersive X-Ray Spectroscopy) analizleri ile incelenmiştir. Genel olarak CCB emprenye maddesinin konsantrasyonun artışına paralel olarak metallerin dirençlerinde artış gözlenmiştir. Dolayısıyla CCB emprenye maddesi korozyon inhibitörü gibi davranmış ve metali korozyona karşı koruduğu tespit edilmiştir. Ancak borik asidin konsantrasyonunun artışına paralel olarak metallerin dirençlerinde azalma görülmüştür. Dolayısı ile borik asidin kullanılan metallere korozif etki yaptığı tespit edilmiştir.Öğe Batı Karadeniz Bölgesi Odun Zararlısı Böcek Faunası İçin Yeni Kayıtlar(2019) Akçay, Çağlar; Yalçın, MesutBu çalışmanın amacı, Batı Karadeniz Bölgesinde orman depolarında zarar yapan böcek türlerini teşhis etmek vebu bölge için yeni kayıt olan böcek türlerini tespit etmektir. Bu amaçla 7 il ve 21 orman deposuna feromontuzakları kurulmuş ve beklemekte olan odunlar kırıldıktan sonra elde edilen böcekler toplanarak teşhis edilmiştir.Çalışmada 13 böcek türü bölge için yeni kayıt niteliği taşımaktadır. Çalışma sonucunda odunda zararlıböceklerden Oxypleurus nodieri, Stromatium unicolor, Xylotrechus arvicola, Xylotrechus antilope, Isotomusspeciosus, Chalcophora detrita, Buprestis novemmaculata, Lasioderma serricorne, Rhyncolus elongatus,Rhyncolus ater, Helops rossii, Calais parreyssi türleri ve Reticulitermes sp. termit karıncası Batı KaradenizBölgesinde ilk defa tespit edilmiştir. Bu böcek türlerinin ülkemizde daha önce tespit edildiği yerler de literatürbilgileri ile irdelenmi?tir.Öğe Batı Karadeniz bölgesinde odunlarda zarar yapan böcekler ve bazı endüstriyel odunların etkin türlere karşı doğal dayanıklılıkları(Düzce Üniversitesi, 2017) Akçay, Çağlar; Taşçıoğlu, CihatBu çalışmanın amacı, Batı Karadeniz Bölgesi orman depolarındaki böcek türlerini belirlemektir. Ayrıca, tespit edilen böceklerin zarar şiddetlerine göre sınıflandırılması ve şiddetli zarar yapan türlerin endüstriyel öneme sahip ağaçların odunlarındaki zarar durumlarının tespit etmektir. Bölge genelinde, yedi farklı il (Düzce, Bolu, Zonguldak, Bartın, Karabük, Kastamonu, Sinop) ve bu illerde bulunan 21 farklı tomruk deposu çalışma alanı olarak seçilmiştir. Tüm araştırma sahaları ve yöntemleri göz önüne alındığında toplamda 5 takım 33 familya ve 151 farklı böcek türü tespit edilmiştir. Feromon tuzaklarında en fazla böcek tür sayısı Düzce ilinde ve Yığılca tomruk deposunda görülmüştür. Feromon tuzaklarında tespit edilen böcek türleri familya bazında yoğunlukları, uçma zamanları, çevresel faktörlerle olan ilişkileri ve zarar şiddetlerine göre değerlendirilmiştir. Müsadereli emvallerde Hylotrupes bajulus, Anobium punctatum, Dorcus parallelipipedus ve Camponotus vagus türlerinin zarar şiddeti oldukça yüksek iken, feromon tuzaklarında yakalanan türlerden Arhopalus rusticus, Monochamus galloprovincialis, Acanthocinus aedilis, Acanthocinus griseus ve Buprestis dalmatina türlerinin zarar şiddeti yüksek çıkmıştır. Odunlar üzerinde en şiddetli zarar yapan böcek türleri (H. bajulus ve A. punctatum) belirlenerek, endüstriyel olarak en çok kullanılan odunların bu böceklere karşı doğal dayanımları laboratuvar ölçeğinde test edilmiştir. Elde edilen bulgulara göre H. bajulus larvaları en az ölüm oranı göknar (Abies nordmanniana) ve sarıçam (Pinus sylvestris) odununda hesaplanmıştır. Larva deneyi sonucunda mikroskop altında yapılan boyutsal ölçümlerinde sarıçam odunundaki H. bajulus larva boyutlarının göknar odunundakilerden daha büyük boyutlu larvalar olduğu görülmüştür. A. punctatum larvalarının en az ölüm oranı kızılağaç (Alnus glutinosa) odununda iken en fazla ölüm oranı yabancı odun türlerinde ve meşe ile akçaağaçta (Acer carpinifolium) görülmüştür. A. punctatum larva boyut ve ağırlık ölçümlerinde en yüksek değerler yine kızılağaç odun türünde görülmüştür. Anahtar sözcükler: Batı Karadeniz Bölgesi, Odun, Orman deposu, Zararlı böceklerÖğe Bazı Orman Ürünleri Fabrika Sahalarındaki Böcek Türlerinin Belirlenmesi(Düzce Üniversitesi, 2022) Yalçın, Mesut; Akçay, ÇağlarBu çalışmanın amacı Batı Karadeniz bölgesinde faaliyet gösteren bazı orman ürünleri fabrika sahlarında böcek türlerinin tespit edilmesidir. Çalışma 2015 ve 2016 yılları arasında bölge genelindeki 5 ilde, 12 fabrikanın depolama sahasında gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda belirtilen yıllar içinde sahalara ayda bir ziyaretler gerçekleştirilmiştir. Böcekler fabrika çevresine yerleştirilen feromon tuzaklar ve sahada görsel muayene yardımı ile yakalanmıştır Böceklere ait tür tespitleri laboratuvar ortamında ışık mikroskobu altında gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre fabrika sahalarında Coleoptera ve Hymenoptera takımına ait: 15 familya, 12 cins ve 54 tür tespit edilmiştir. Bu türlerin bir kısmı odun ve kabuk zararlısı diğer bir kısmı ise yırtıcı türlere ait olduğu tespit edilmiştir. Çalışma kapsamında tespiti yapılan, Rhagium inquisitor, Monochamus galloprovincialis, Hylotrupes bajulus, Pissodes piceae, Ips sexdentatus, Thanasimus formicarius ve Ampedus sp. türleri diğer türlere göre bölge genelindeki fabrika sahalarında daha geniş yayılım göstermiştir. Plagionotus detritus odun zararlısı Düzce, Kastamonu ve Zonguldak illeri için, ,Anthaxia quadripunctata Kastamonu ili için ve Coraebus florentinus Türkiye için ender görülen türler olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca böcek tür sayısı ağustos ayında en yüksek düzeye çıktığı görülmüştür. Dolayısıyla fabrika sahalarında böcek zarar riskinin olduğu durumda odun zararlısı böceklerle mücadelenin bu aylarda yapılması gerektiği ortaya çıkmıştır.Öğe Bazı Tarımsal Atıklardan Üretilen Kompozitlerin Esmer Çürüklük Mantarı Fomitopsis palustris’e Karşı Dayanımı(2018) Güler, Cengiz; Akçay, Çağlar; Taşçıoğlu, CihatBu çalışmada bazı tarımsal atıklardan elde edilen kompozitlerin esmer çürüklük mantarına (Fomitopsis palustris) karşı dayanıklılığı araştırılmıştır. Bunun için daha önce laboratuvar ortamında üretilen pamuk sapı, mısır sapı, fındık zürufu ve fındık kabuğu esaslı yonga levhalar kullanılmıştır. Kontrol örneği olarak da ticari yonga levha ile sarıçam (Pinus sylvestris) odun örneği kullanılmıştır. Elde edilen bulgulara göre mantar tahribatına maruz kalan levhaların ağırlık kayıpları arasında anlamlı farklılıklar görülmüştür. En yüksek ağırlık kaybı 0,60 g/cm3 yoğunlukta 6 dakika pres süresi uygulanan ve dış tabakada %12 orta tabakada %10 tutkal kullanılmış % 100 mısır sapı ile üretilen levhalarda meydana gelmiştir. En düşük ağırlık kaybı ise fındık kabuğunun %50 ile %100 oranlarında ve %100 fındık zürufu ile üretilen levhalarda görülmüştür. Bu levhaların ağırlık kayıp değerleri ile kontrol örneklerinin ağırlık kayıpları ile aralarında anlamlı fark çıkmıştır. Ülkemizde özellikle Karadeniz bölgesinde fındık kabuğu ve fındık zürufunun bolca bulunduğu dikkate alındığında, bu atıkların esmer çürüklük mantarının risk olduğu yerlerde yonga levha olarak değerlendirilerek kullanılabileceği bu çalışma ile ortaya çıkmıştırÖğe Bazı yerli ağaç türü diri odunlarının coptotermes formosanus termitine karşı doğal dayanıklılığı(2012) Taşçıoğlu, Cihat; Yalçın, Mesut; Tufan, Mürşit; Akçay, ÇağlarBu çalışmada, akçaağaç (Acer pseudoplatanus), ardıç (Juniperus foetidissima), çınar (Platanus orientalis), ıhlamur (Tilia tomentosa), servi (Cupressus sempervirens) ve zeytin (Olea europaea) gibi bazı yerli ağaç türü diri odunlarının Coptotermes formosanus termitine karşı doğal dayanıklılığı belirlenmiştir. Yirmi bir günlük deneme süresi sonunda, ağırlık kayıpları, özgül ağırlık ve odun tüketimi arasında bir korelasyon olduğu fakat ölüm oranları ile herhangi bir korelasyon olmadığı belirlenmiştir. Ağaç türleri içerisinde Coptotermes formosanus termitine karşı en yüksek direnci gösteren ağaç türü zeytin olurken, en düşük dirençli ağaç türünün ise ıhlamur olduğu belirlenmiştir.Öğe Decay Resistance of Carbonized Wood Surfaces(2020) Akçay, Çağlar; Saygın, İpek Karal; Taşçıoğlu, CihatIn this study, decay resistance of carbonized wood surfaces by combustion with blow torch method wasexamined. In this context either single or five geometrical surfaces of Scots pine and beech wood specimenswere carbonized and exposed to Coniophora puteana (brown rot) and Pleurotus ostreatus (white rot) decayfungi for 12 weeks. According to the results single or five surface carbonized Scots pine specimen showedreduced weight loses when compared to un-carbonized controls. Beech wood specimens, on the other hand,resulted significantly low weight losses only for five surface carbonized specimens. A statically significantdifference was found between the control samples of both wood species. In terms of weight loss, no statisticallysignificant difference was found between beech control samples and samples exposed to white rot fungi. Theseresults showed that the combustion process provides efficacy against brown rot in both wood species and whiterot only in Scots pine.Öğe DETERMINATION OF DECAY RESISTANCE AGAINST Pleurotus ostreatus AND Coniophora puteana FUNGUS OF HEAT-TREATED SCOTCH PINE, OAK AND BEECH WOOD SPECIES(Univ Bio-Bio, 2017) Ayata, Ümit; Akçay, Çağlar; Esteves, BrunoThe objective of this study, to investigate decay resistance against Pleurotus ostreatus and Coniophora puteana fungus of heat-treated (Thermo Wood method) Scotch pine, oak and beech wood species. Scotch pine (Pinus sylvestris), oak (Quercus petreae) and beech (Fagus orientalis) wood species were heat treated at 190 degrees C for 2 h, 212 degrees C for 1 h and 2 h by the Thermo Wood (R) method. Untreated and heat-treated specimens were exposed to white-rot fungus (Pleurotus ostreatus) and brown-rot fungus (Coniophora puteana) for 12 weeks according to procedures defined in JIS K 1571 standard. After weight losses of all specimens were calculated. According to the results, least weight loss was determined on heat treated at 212 degrees C for 2 h. Heat treatment can be used effectively against fungal attack for Scotch pine, oak and beech wood species.Öğe DÜZCE İLİNDEKİ ODUNLARDA TESPİT EDİLEN MANTAR TÜRLERİ(Düzce Üniversitesi, 2017) Sertkaya, Burcu; Yalçın, Mesut; Akçay, ÇağlarYapılan bu çalışmamızın amacıDüzce ilimizdeki tomruk depolarında odunlara zarar yapan mantar türlerininbelirlenmesidir. Amacımız doğrultusunda Düzce yöremize ait 3 farklı tomrukdeposu seçilmiştir. Seçilen tomruk depolarımız ortalama bağıl nemin ve ortalamasıcaklık değerinin en yüksek olduğu Şubat-Eylül ayları arasında düzenli olarakziyaret edilerek mantar örnekleri toplanmıştır. Çalışmamız neticesinde 16familya ve 27 farklı mantar türü tespit edilmiştir. Ayrıca, yaygın olarak bulunan Trametes hirsuta, nbsp; Trametes versicolor ve Stereum hirsutum mantartürleri olmaktadır. Ağaç türleri dikkate alındığında en fazla mantar türçeşitliliği kayın ağaç türünde tespit edilmiştir.Öğe Effects Of Paraffin Application, Heat Treatment, And Densification Process On Some Physical And Biological Properties Of Scotch Pine Wood(ICENS, 2017) Yalçın, Mesut; Şahin, Halil İbrahim; Pelit, Hüseyin; Akçay, ÇağlarThe aim of this study was to determine on the some physical and biological properties of paraffin applicated, heat treated, and densification process. In the study, three different process were applied: heat treatment at 1800C, hot paraffin application and densification at hot press temperatures. At the end of procedures, the physical properties such as anti-shrinkage efficiency and water absorption, as well as activity against Coriolus versicolor and Coniophora puteana wood destroying fungi were determined. The results shown that, while the anti-shrinkage efficiency was carried out higher than 80% until water immersion for 8 hours in paraffine applications, It was obtained lower than after this time. It can be seen that heat treatment and densification in paraffin-free specimens gave effective results on both fungal species. However, with paraffin application, efficacy against fungi has been variable. With the heat treatment application at 1800C, the weight loss was increased compared to the control samples, while the weight loss was the lowest value in densification samples with hot press.Öğe EFFECTS OF POST-TREATMENT WITH CA AND CCA ON SCREW WITHDRAWAL RESISTANCE OF WOOD BASED COMPOSITES(Slovak Forest Products Research Inst, 2014) Taşçıoğlu, Cihat; Akçay, Çağlar; Yalçın, Mesut; Şahin, Halil İbrahimThe screw withdrawal resistances of three commercially available wood based composites (WBC), medium density fiberboard (MDF), particleboard (PB), and plywood (PW) were investigated after vacuum-impregnated with copper azole (CA) and chromated copper arsenate (CCA). Two different concentrations were used from both preservatives to obtained above-ground and ground contact retention levels. In addition to the untreated control specimens, a set of only water treated control specimens were utilized to differentiate effects of water (carrier) since both preservatives are water based. Screw withdrawal strengths of the treated boards were determined perpendicular to grain direction after fixation and conditioning periods. The experimental results show that post-treatment with water-only significantly reduced screw holding strength of MDF and PB tested in the study. The CA and CCA treatments, however, did not cause any further reductions rather than reductions resulted from water-only treatments. The post-treated plywood, on the other hand, seems to be unaffected by water, CA and CCA treatments at all retention levels tested exhibiting the same level of screw holding strength after the post-treatments. The reductions in screw withdrawal strength need to be taken into account when and if such WBC treated with water-based preservative chemicals.Öğe Impact of Copper Chrome Boron (CCB) Wood Preservative on the Corrosion of St37 Steel(Amer Chemical Soc, 2014) Gerengi, Hüsnü; Taşçıoğlu, Cihat; Akçay, Çağlar; Kurtay, MineCopper chrome boron (CCB) is a well-known new-generation wood preservative. In this study, the corrosion inhibition performance of CCB on St37 steel in 3.5% (w/v) NaCl was examined using dynamic electrochemical impedance spectroscopy (DEIS), potentiodynamic polarization, and scanning electron microscopy. Results of corrosion tests on the system under investigation revealed that CCB displayed inhibitor properties, behaving predominantly as a slightly anodic inhibitor. Scientifically, this work can contribute to an understanding of the mechanism of corrosion of St37 steel fasteners used with CCB-treated and untreated wood.Öğe Insect Species Damaging Industrial Wood in Western Black Sea Region of Turkey(Zagreb Univ, Fac Forestry, 2019) Yalçın, Mesut; Akçay, Çağlar; Taşçıoğlu, Cihat; Yüksel, BeşirInsect species collected in log depots in Western Black Sea Region of Turkey were identified The study covered two years, 2015 and 2016, in 21 log depots in seven provinces (Duzce, Bolu, Zonguldak, Bartin, Karabuk, Kastamonu and Sinop). The study area was divided into three sub regions and each sub region was analyzed for insect species, their prevalence and intensities. Overall, four orders, 22 families, 74 genera and 57 species were described in log depots of the study area. Sub region 1 (Diizce-Bolu) showed the highest diversity in terms of insect species and sub region 2 (Zonguldak-Bartin) had the lowest diversity. Dorcus parallelipipedus Linnaeus, 1758 (Coleoptera: Lucanidae) and Rhagium inquisitor Linnaeus, 1758 (Coleoptera: Cerambycidae) were found in all provinces studied. Based on wood species analysis, Scots pine wood had the highest diversity in insect species, followed by fir, oak and beech. The study also described some important wood-destroying insect species from the families Anobiidae, Buprestidae and Cerambycidae. Buprestis dalmatina (Mannerheim, 1837) (Coleoptera: Buprestidae), Leptura aurulenta (Fabricius, 1792) (Coleoptera: Cerambycidae) and Stictoleptura scutellata (Fabricius, 1781) (Coleoptera: Cerambycidae), all wood-destroying insect species, were identifiedfbr the first time in the Western Black Sea Region of Turkey.Öğe Integrated Pheromone Trap System for Collecting Pests: Insects Collecting Cages(Kahramanmaras Sutcu Imam Univ, 2016) Yalçın, Mesut; Yüksel, Beşir; Akçay, Çağlar; Çil, MuhammetThe purpose of this study was to determine the design, manufacturing, positive and negative aspects, and comparisons with field trials of insect cage integrated into Scandinavian type three funnel traps that is one of the traditional pheromone trap systems. A total of 9 families and 21 insect species belonging to these families were identified with the designed insect pheromone traps system. Overall, 82% of captured insects were alive. Also, it was observed that the captured dead insects were kept their physical integrity. The data obtained in this study showed that the newly designed pheromone system can be used successfully for capturing live insects. On the other hand, this new system provides us to observe captured insect's biology as well as use the material and equipments to support their longer survival. Generally, with this newly designed system, it will enable live insect to be collected and followed during conducting some biological and entomological studies in the nature.Öğe Investigation of natural durability of some native and exotic wood species against Hylotrupes bajulus (Cerambycidae) and Anobium punctatum (Anobiidae)(Kastamonu Univ, Orman Fak, 2018) Yalçın, Mesut; Taşçıoğlu, Cihat; Plarre, Rudy; Akçay, Çağlar; Busweiler, SabineAim of study: In this study, natural durability of some domestic and foreign wood species against Hylotrupes bajulus and Anobium punctatum larvae were tested on laboratory scale Area of study: This study was conducted at Department of Forest Products Engineering in Duzce University, Turkey and Federal Institute for Materials Research and Testing (BAM), Germany. Material and Methods: Scotch pine (Pinus sylvestris), fir (Abies nordmanniana), spruce (Picea orientalis), cedar (Cedrus libani), poplar (Populus tremula) and beech (Fagus orientalis) woods were used to test H. bajulus larvae (EN 46-1). Alder (Alnus glutinosa), oak (Quercus cerris), poplar (Populus tremula), beech (Fagus orientalis), maple (Acer carpinifolium), ash (Fraxinus angustifolia), teak (Tectona grandis), ayous (Triplochiton scleroxylon), movingui (Distemonanthus benthamianus), dahoma (Piptadeniastrum africanum), iroko (Chlorophora excelsa), bubinga (Guibourtia tessmannii) and sapele (Entandrophragma cylindiricum) woods were used for A. punctatum larvae (EN 49-1). At the end of the experiment, the mortality rates of the larvae were determined and the size and weights of the surviving larvae were measured. Main results: F. orientalis and C. libani were found to be the most resistant wood species against H. bajulus larvae while A. nordmanniana was the least resistant. All tropical wood species and oak and maple from domestic wood species showed 100% mortality rate therefore found to be the most resistant against A. punctatum larvae. The most vulnerable wood species was found to be alder with a 35% mortality. Research highlights: while F. orientalis, C. libani, and P. tremula were found the most resistance wood species against H. bajulus, P. sylvestris and A. nordmanniana were determined as most vulnerable. All tropical wood species and two domestic species (Q. cerris and A. carpinifolium) showed the highest mortality rate as 100%. The least durable domestic wood was determined as alder.Öğe Investigation of the Fungal Resistance of Scots Pine Wood Impregnated with Domestic and Exotic Tree Species Ash Against Coniophora puteana from Brown Rot Fungi(Düzce Üniversitesi, 2016) Akçay, Çağlar; Topal, UfukThe initiatives of service life extension in usage area of the wood have been research subject by scientists for many years. For this purpose, various methods and chemical materials have been developed in wood protection industry. Generally, the chemicals used for protection wood in interior applications are not suitable for the outdoor applications. Impregnation materials which are not harmful to human health should be developed in the protection of wood interior application. In this study, Scots pine samples were impregnated under vacuum with Scots pine (Pinus sylvestris), walnut (Juglans nigra) and black locust (Robinia sp.) from native trees species, dahoma (Piptadenisatrum africanum), mahogany (Swietenia mahogany) and iroko (Chlorophora excelsa) from exotic wood species ashes. Scotch pine samples which are impregnated with ashes prepared from domestic and exotic wood were exposed Coniophora puteana from white rot fungi according to EN -113 standard for 12 weeks. Mass losses were calculated and compared with control samples after fungi test. While average of 43, 9 % mass loss occurred in Scotch pine control samples, average of 33, 1 %, 26, 5% and 19% mass losses occurred in impregnated samples with Scotch pine, walnut (Juglans nigra) and black locust (Robinia sp.) ashes, respectively. While 23, 5 % and 18, 4 % mass loss occurred in Scotch pine treated with dahoma and mahogany ash from the exotic tree species, only 3, 4% mass loss occurred in Scotch pine impregnated with Iroko ash solution. The lowest mass loss occurred in the samples impregnated with Iroko ash. It is estimated that the silica material in Iroko wood composition and known as wood protective effect showed antifungal effect. This study showed that Iroko ash might be evaluated as wood protection material in wood protection industry.Öğe Investigation of Usage Possibilities of Mushroom Production Waste Fibers in Polycaprolactone (PCL) Based Biocomposite Material Production(Kastamonu Univ, 2022) Sözbir, Gonca Düzkale; Mengeloğlu, Fatih; Karakuş, Kadir; Yalçın, Mesut; Akçay, ÇağlarAim of study: The possibilities of using oak and beech wood wastes used in the cultivation of Lentinus edodes fungus in the production of pcl biocomposite film material were investigated.Material and methods: Lentinus edodes mushroom was subjected to 2 harvest periods in both lignocellulosic waste types and equal degradation times were obtained. Chemical contents of degraded fibers were determined. Then, the effect of pcl biocomposite film produced using 15% and 30% raw and degraded fibers on mechanical properties was found. The water uptake and swelling values of the composite material were determined.Main results: As a result of lentinus edodes fungus degradation of Oak and Beech wood, it was determined that holocellulose and lignin contents decreased, while cellulose and alpha cellulose contents increased. It was determined that the density of the film produced by using oak and beech waste increased. The highest increase was obtained from the films produced by adding 30% fiber. It was determined that the tensile strength and elongation at break values of pcl composite film decreased and the modulus of elasticity increased. In general, it was found that the water uptake of the film increased compared to the control sample.Highlights: To investigate the suitability of mushroom waste for polymer material production.Öğe Meşe, Kayın Odunu ve Fındık Kabuğu Atıklardan Lentinus edodes (Şitaki) Mantarı Üretimi(2020) Yalçın, Mesut; Akçay, Çağlar; Sözbir, Gonca DüzkaleBu çalışmanın amacı, bazı tarımsal artıklardan tıbbi olarak da kullanılma potansiyeli olan Lentinus edodes (Şitakimantarı) mantarı üretmektir. Çalışmada, Düzce ilinde kereste artıklarından ortaya çıkan meşe ve kayın talaşı ilefındık kabukları mantar yetiştirme ortamı olarak değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, kullanılan fındık kabuklarıWiley değirmeninde öğütülmüştür. Kayın ve meşe talaşları ise kereste işleyen bir fabrikadan hazır olarak teminedilmiştir. Odun talaşları ve fındık kabukları belli oranlarda karıştırılarak kompostlar hazırlanmıştır. Hazırlanankompostlar, 121 °C ve 1.1 atm’de steril hale getirilmiştir. Şitaki mantar miseli aşılanan kompostlar 26 °C sıcaklıkve %80 bağıl nem ortamında inkübasyon süresini tamamlamış sonrasında ise 5°C’de bekletilip promordiumoluşması için tekrar yetiştirme odasına alınmıştır. Özellikle %100 fındık kabuğu ile üretilen mantarların, meşe vekayın talaşına göre verim bakımından daha düşük değerler verdiği tespit edilmiştir. Ancak fındık kabuğunun diğeriki materyal ile 1:1 oranında karışımlarından elde edilen verimlilik ve biyolojik etkinlik değerleri yalnızca meşeve kayın talaşından üretilen mantarlarınki ile yaklaşık aynı oran/değerlerdedir. En yüksek verimlilik ve biyolojiketkinlik değerleri meşe talaşı kompostundan elde edilmiştir. Kimyasal içerik sonuçlarına göre, fındık kabuğu vekarışımları toplam azot ve protein bakımından en yüksek değerlere sahiptir. Toplam enerji, karbonhidrat ve yağoranları bakımından ise kompost karışımları arasında önemli sayılabilecek farklılık tespit edilmemiştir.Öğe MONOLEXIS FUSCICORNIS’ İN (HYMENOPTERA) PARKELERDE ZARAR YAPAN LYCTUS BRUNNEUS (COLEOPTERA) BÖCEĞİNİN PARAZİTOİTİ OLARAK DEĞERLENDİRİLMESİ(Düzce Üniversitesi, 2017) Yalçın, Mesut; Yüksel, Beşir; Akçay, Çağlar; Akay, Emine; Akbulut, SüleymanLyctus brunneus Bostrichidae üst familyası Lyctidaefamilyasına ait böcektir. Meşe, ceviz, çınar, karaağaç, Afrikamaunu gibi parke yapımında kullanılan endüstriyel odunların diriodununa zarar verir. Dişi böcekler yapraklı ağaçlarıntrahelerine yumurtalarını koymak suretiyle yumurtadan çıkanlarvalar parkelerde zarar yapmaktadır. Bu böcek ile mücadeleemprenye ve fumigasyon gibi çeşitli kimyasal yöntemleruygulanmaktadır. Ancak kimyasal mücadele birçok araştırmacıtarafından uygun görülmemektedir. Bu çalışmada parkelerde zararyapan Lyctus brunneus böceğinin doğal parazitoiti olanMonolexis fuscicornis (Hymenoptera) ele alınmıştır. Düzceilinde faaliyet gösteren bir kereste fabrikasında ceviz (Juglanssp.) kerestelerinde yoğun bir şekilde zarar yapmakta olanLyctus brunneus ergin ve larvaları kerestelerle birliktelaboratuvara transfer edilmiş ve izlemeye alınmıştır. Lyctusbrunneus ve parazitoit türünün ergin çıkışlarının enyoğun olduğu temmuz-ağustos aylarında, parazitlenme oranının %63,5 olduğu görülmüştür. Bu parazitlenme oranı ile Monolexisfuscicornis’in önemli bir predominant etki gösterdiği tespitedilmiştir. Sonuç olarak Lyctus brunneus zararlarınınbiyolojik kontrolünde Monolexis fuscicornis dikkate alınmasıgereken türdür. Ancak parazitoit erginlerinin odundan çıkışıteknik zararı azaltmadığından, mücadele diğer entegre zararlıyönetim teknikleriyle uyum içerisinde yürütülmelidir