FORMER BALKANS NEW BORDERS: TURKEY - BOSNIA HERZEGOVINA RELATIONS IN THE PROCESS OF THE DISSOLUTION OF THE FORMER YUGOSLAVIA
Yükleniyor...
Tarih
2017
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Düzce Üniversitesi
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
The changes in the states, especially in their regions, in this sense states must take many foreign policy decisions. nbsp;The destruction of East Block at the beginning of the 1990s was the significant starting point in other words nbsp;period and it was a painful turn in terms of both the Eastern Bloc states and other states. This process has been nbsp;felt more intensely and deeply in the Balkan peninsula and the Caucasus, and the conflicts have become an nbsp;unconventional routine of everyday life. In this regard Turkey which is also influenced by its position and it is nbsp;influenced by this process of transition and conflict in line with this not only by the peoples of the region but also nbsp;by means of developments in the international political system global and regional powers are in conflicts with nbsp;each other. The states which supported the forces and in and out of conflicting parties in region had to come nbsp;together for a solution. Many times, the result of peace negotiations was not successful, so it returned more nbsp;difficult conditions and deepening conflict. As a regional power; Turkey is one of the state which has traumatic nbsp;process while the disintegration of the former Yugoslavia. Despite of sometimes the cut off relations with nbsp;Bosnia Herzegovina and Turkey but there is a long-term close relationship with each other which is based nbsp;upon history. The fact that Turkey is located on the peninsula of Balkan and because of these political factors nbsp;and conditions in the end Turkey is a place of solution and conflict in this political issue. As a final remark, the nbsp;nearly four-year period that resulted with the 1995 Dayton Treaty and in this respect Bosnia-Herzegovina issue nbsp;was one of the priority issues of Turkish foreign policy. During the establishment in other words construction nbsp;process of Bosnia-Herzegovina, Turkish foreign policy was not only moral support, but also it had important nbsp;consequences in this context.
Devletlerin özellikle bölgelerinde olan değişiklikler, birçok dış politika kararları alınması zorunlu kılmaktadır. nbsp;Doğu Bloğunun 1990’ların başında yıkılması hem Doğu Bloku devletleri hem de diğer devletler açısından nbsp;sancılı bir dönemin başlangıcı olmuştur. Balkan yarımadası ve Kafkasya’da bu süreç, daha şiddetli ve derinden nbsp;hissedilmiş, çatışmalar günlük hayatın alışılamayan bir rutini haline gelmiştir. Türkiye’nin de konumu sebebiyle nbsp;etkilendiği bu geçiş ve çatışma süreci, sadece bölge halklarını değil, uluslararası siyasal sistemdeki gelişmelerin nbsp;de etkisiyle, küresel ve bölgesel güçleri de karşı karşıya getirmiştir. Çatışan tarafların yanında ve dışardan nbsp;bölgedeki güçleri destekleyen devletler, çözüm için de bir araya gelmek zorunda kalmıştır. Birçok kez barış nbsp;görüşmelerinin sonuçsuz kalması, daha güç şartlar ve derinleşen çatışma olarak geri dönmüştür. Türkiye bölgesel nbsp;bir güç olarak, eski Yugoslavya’nın dağılma sürecini en sarsıcı hisseden devletlerden biridir. Gerek Balkan nbsp;yarımadasında bulunması, arada kopmalar rağmen gerekse Bosna-Hersek’le tarihi çok eskiye dayanan uzun nbsp;soluklu bir yakın içerisinde olması, çatışmanın da çözümün de etkili tarafı olması ile sonuçlanmıştır. 1995 nbsp;Dayton Antlaşması’yla sonuçlanan yaklaşık 4 yıllık periyod, Bosna-Hersek meselesini Türk Dış politikasının nbsp;öncelikli konularından biri haline getirmiştir. Bosna-Hersek’in kuruluş aşamasında Türk Dış politikası sadece nbsp;moral destek olmamış, aynı zamanda önemli sonuçlar da doğurmuştur.
Devletlerin özellikle bölgelerinde olan değişiklikler, birçok dış politika kararları alınması zorunlu kılmaktadır. nbsp;Doğu Bloğunun 1990’ların başında yıkılması hem Doğu Bloku devletleri hem de diğer devletler açısından nbsp;sancılı bir dönemin başlangıcı olmuştur. Balkan yarımadası ve Kafkasya’da bu süreç, daha şiddetli ve derinden nbsp;hissedilmiş, çatışmalar günlük hayatın alışılamayan bir rutini haline gelmiştir. Türkiye’nin de konumu sebebiyle nbsp;etkilendiği bu geçiş ve çatışma süreci, sadece bölge halklarını değil, uluslararası siyasal sistemdeki gelişmelerin nbsp;de etkisiyle, küresel ve bölgesel güçleri de karşı karşıya getirmiştir. Çatışan tarafların yanında ve dışardan nbsp;bölgedeki güçleri destekleyen devletler, çözüm için de bir araya gelmek zorunda kalmıştır. Birçok kez barış nbsp;görüşmelerinin sonuçsuz kalması, daha güç şartlar ve derinleşen çatışma olarak geri dönmüştür. Türkiye bölgesel nbsp;bir güç olarak, eski Yugoslavya’nın dağılma sürecini en sarsıcı hisseden devletlerden biridir. Gerek Balkan nbsp;yarımadasında bulunması, arada kopmalar rağmen gerekse Bosna-Hersek’le tarihi çok eskiye dayanan uzun nbsp;soluklu bir yakın içerisinde olması, çatışmanın da çözümün de etkili tarafı olması ile sonuçlanmıştır. 1995 nbsp;Dayton Antlaşması’yla sonuçlanan yaklaşık 4 yıllık periyod, Bosna-Hersek meselesini Türk Dış politikasının nbsp;öncelikli konularından biri haline getirmiştir. Bosna-Hersek’in kuruluş aşamasında Türk Dış politikası sadece nbsp;moral destek olmamış, aynı zamanda önemli sonuçlar da doğurmuştur.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Balkans, Bosnia-Herzegovina, Turkish Foreign Policy, Balkanlar, Bosna-Hersek, Türk Dış Politikası
Kaynak
Düzce Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
7
Sayı
2