Bildirilen ölüm nedenlerindeki hataların ve olası sonuçlarının adli tıbbi açıdan retrospektif olarak değerlendirilmesi

Küçük Resim Yok

Tarih

2025

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Düzce Üniversitesi

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Amaç: Hastanemizde görevli adli tıp uzmanlık eğitimi almamış hekimler tarafından ölüm belgeleri düzenlenmiş doğal ölüm olgularında ölüm bildirimlerinde yapılan hataların tanımlanması, adli bildirimi gerekip de bildirimi yapılmayan olguların tespiti ve bunların olası sonuçlarının tartışılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Ölümü 01.01.2023- 31.12.2023 tarihleri arasında gerçekleşen, Ölüm Bildirim Sistemi (ÖBS) formları hastanemizdeki adli tıp uzmanlık eğitimi almamış hekimler tarafından düzenlenmiş ve ÖBS formunda doğal ölüm olarak kayıtlı olan ölüm olguları retrospektif olarak incelenmiştir. Ölümü bu tarihler arasında gerçekleşen ve dahil etme-dışlama kriterlerimize uyan olgulardan rastgele örneklem yöntemiyle 220 olgu seçildi. Çalışmamıza dahil edilen olguların geçmiş hastane kayıtları incelenerek ÖBS formlarında kayıtlı ölüm nedenlerine kör bir şekilde yeni ölüm nedenleri belirlenmiş, adli bildirim yapılması gerekip de yapılmamış olanlar tespit edilmiş olup ÖBS formlarında ölüm nedenlerinin kaydedilmesinde yapılan hatalar değerlendirilmiştir. Hatalar temel ölüm nedeninin seçilmesi ve yorumlanmasındaki etki derecelerine göre 1'den 4'e kadar numaralandırılmış; 1 ve 2 numaralı hatalar minör hata, 3 ve 4 numaralı hatalar majör hata olarak sınıflandırılmıştır. Bulgular: İncelenen 220 ÖBS formunun yalnızca %10,5'i hatasız düzenlenmişti. Formların %89,5'inde Herhangi bir hata; %13,2'sinde Minör hata; %89'5'inde Majör hata bulunduğu tespit edildi. En sık yapılan hata türü %61,4 hatalı form oranı ile yanlış temel ölüm nedeninin kaydedilmesi (Hata 4c) iken ikinci sıklıkta yapılan hata türü %56,4 hatalı form oranı ile Bölüm I'de kabul edilebilir bir ölüm nedeni olmaması (Hata 4b) hatasıydı. ÖBS formlarında temel ölüm nedeninin yanlış belirtilmesinin (Hata 4c) sonucu olarak %54,9 formda ölüm nedeni listelerinde farklılığa yol açacağı, dolayısıyla istatistikleri etkilemiş olacağı saptandı. Adli bildirimi gereken ölümlerin (Hata 4e) oranı %13,5 (n=30) olarak tespit edildi; bu 30 olgunun 17'si ani, beklenmedik ya da açıklanamayan ölüm, 8'i zorlamalı ölüm şüphesi, 3'ü tıbbi uygulama hatası sonucu ölüm şüphesi, 2'si zehirlenme sonucu ölüm şüphesi içeriyordu. Her bir hata için formların düzenlendiği servislere göre saptanan hata oranlarında istatistiksel olarak anlamlı fark tespit edildi. Acil servis hekimleri tarafından düzenlenen formların tümünün (n=49; %100) Herhangi bir hata içermesi ve bu hataların tamamının majör hatalardan Hata 4 olması dikkat çekiciydi. Sonuç: Ölüm bildirimlerinde yapılan hata ya da eksikliklerin istatistikler üzerinde dolayısıyla halk sağlığı politikalarının planlanması üzerinde etkisinin yanında miras, sigorta gibi konularda istenmeyen hukuki sonuçları da olabilmektedir. Özellikle adli bildirimi gereken ölümlerin gözden kaçırılması suçun tespit edilememesine ya da eksik inceleme sonucu hatalı yargılamalara yol açabilmektedir. Ölüm bildirimlerinde hata oranını azaltmak için standart yaklaşımların benimsenmesi ve bu konuda hekim farkındalığının artırılması, adli tıp uzmanlarının ölüm olaylarıyla ilgili süreçlere daha aktif katılımının sağlanması, adli tıp uzmanlık eğitimi planlamalarının bu ihtiyaca yönelik yapılması gerekmektedir.
Aim: The aim of this study was to identify the errors made in the notification of death in cases of natural death in which death certificates (DC) were issued by physicians who were not trained in forensic medicine in our hospital, to identify the cases that required mandatory reporting but were not reported, and to discuss the possible consequences of these errors. Material and Method: A retrospective analysis was conducted on cases of natural deaths that occurred between January 1, 2023, and December 31, 2023, where the DCs were issued by physicians without training of forensic medicine specialization at our hospital. A total of 220 cases were randomly selected from those that met the inclusion and exclusion criteria. By reviewing past hospital records, new causes of death were determined without knowledge of the cause of death in DCs, cases requiring mandatory reporting but not reported were detected and errors made in recording the causes of death in the DCs were evaluated. These errors were categorized based on their impact on the selection and interpretation of the underlying cause of death, using a scale from 1 to 4. Errors classified as 1 and 2 were considered minor, while those classified as 3 and 4 were considered majör. Results: Only 10.5% of the 220 reviewed DCs were completed without errors. It was determined that 89.5% of the DC's contained any errors; 13.2% contained minor errors; and 89.5% contained major errors. The most frequent error type was the recording of an incorrect underlying cause of death (Error 4c), found in 61.4% of erroneous DCs, followed by the absence of an acceptable cause of death in Part I (Error 4b) at a rate of 56.4%. It was determined that incorrect documentation of the underlying cause of death (Error 4c) would lead to differences in the cause of death lists on 54.9% of the DCs, thus affecting the statistics. The rate of deaths requiring mandatory reporting (Error 4e) was found to be 13.5% (n=30); among these cases, 17 involved sudden, unexpected, or unexplained deaths, 8 raised suspicions of violent death, 3 suggested death due to medical malpractice, and 2 indicated suspected poisoning. A statistically significant difference was found for each error in the error rates based on the hospital department where the DCs were completed. Notably, all DCs (n=49; 100%) issued by emergency department physicians contained errors, all of which were classified as major errors under Error 4. Conclusion: Errors or deficiencies in death notifications can impact not only statistical accuracy and the planning of public health policies but also lead to undesirable legal consequences in matters such as inheritance and insurance. In particular, failure to mandatory reporting may result in undetected crimes or erroneous judicial outcomes due to incomplete examinations. To reduce the error rate in death notifications, standardized approaches should be adopted, physician awareness should be increased, forensic medicine specialists should be more actively involved in death-related processes, and forensic medicine training programs should be structured to meet this need.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Adli Tıp, Halk Sağlığı

Kaynak

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

Künye

Asar, S. (2025). Bildirilen Ölüm Nedenlerindeki Hataların Ve Olası Sonuçlarının Adli Tıbbi Açıdan Retrospektif Olarak Değerlendirilmesi (Tez No. 970306) [Tıpta Uzmanlık Tezi, Düzce Üniversitesi].