Some considerations in the translation of Sixteenth Century Ottoman monuments into modern English
Yükleniyor...
Dosyalar
Tarih
2019
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
Few texts of Ottoman literary monuments from the nearly six-hundred-years of the Ottoman Empireare in print or in modern European languages. Moreover in 1928, the Turkish Republic dispossessedthe old educated elite of their most valuable asset?literacy. Worse, most Ottoman literary monumentsare extant only in manuscript form and may exist in several versions, somewhat or radically differentfrom one another. A chronicler, for example, may not have written what was attributed to him. Apublished edition is unreliable if its text was not critically edited. Bureaucratic or temporalhandwriting variations also present difficulties. First, a critical edition must be chosen or preparedafter philological principles. Proficiency in modern Turkish, Ottoman Turkish, Arabic and Persian ismandatory. Second, a translator must determine its genre and sub-genre as literary (i.e., poetry andprose as humor, satire, sarcasm, praise, mysticism) or non-literary (governmental or commercial).The audience may be quite small, perhaps only a few thousand scholars and students. For example,a translation of government documents may be useful to modern historians. One must then select ananalogous genre and style in the language of the target audience. The style of translation must suitthat of the source document yet stay within the register of the intended contemporary readers. Abalance must be struck between the need to communicate and the need to introduce something newand original to the target audience. Every attempt should be made to limit the cultural strangenessand temporal remoteness of the document.
Altı yüz yıl hükümranlık süren Osmanlı İmparatorluğu, zamanından kalan edebi eserlerden sadece bir kaçı basılı biçimde veya modern Avrupa dillerinde mevcuttur. 1928 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti eskiden yaşamış olan elitlerin çok değerli edebi eserini düzene koymuşlardır. Ayrıca burada olumsuz bir durum vardı, çoğu Osmanlı edebi eseri el yazması biçimindeydi ve birkaç versiyonu bulunmaktaydı ve birbirlerinden farklılıklar göstermekteydi. Herhangi bir tarihçi söylenen bir şeyi kendi başına yazamazdı. Basılı bir nüsha, kritiği ve editörlüğü yapılmadan güvenilir bir eser olamazdı. Bürokratik veya geçici el yazma versiyonları da zorluklar yaratmaktaydı. Birinci olarak, eleştirisi yapılan nüsha dilbilimsel esaslardan sonra seçilir ve hazırlanırdı. Modern Türkçe, Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsça bilgisi zorunluydu. İkinci olarak çevirmen çevirisinin üslubunu ve alt üsluplarını, edebi olan (örneğin, nükte olarak nazım ve nesir, hiciv, istihsa, methiye, tasavvuf) ve edebi olmayan (resmi, ticari) şekliyle belirlemek zorundaydı. Okuyucu kitlesi oldukça az, yani sadece birkaç bin bilim insanı ve öğrenci olabilirdi. Örneğin resmi hükümet evraklarının çevirisi modern tarihçiler için çok faydalı olabilirdi. Bu yüzden çevirmenler hedef kitle için benzeşik bir üslup ve tarz şeçmek durumundaydılar. Çevirinin tarzı dökümanın kaynağıyla uyum içinde olmalı ve hedeflenen kitlenin kelime dağarcığına da uymalıdır. İletişim gereksinimi ile yeni ve orjinal bir unsuru hedef kitleye tanıtmak arasında bir denge sağlanması zorunluluğu da vardır. Kültürel yabancılığın sınırlanması ve dökümanların etkilerinin tüm zamanlara olması için için büyük çabalar gösterilmelidir.
Altı yüz yıl hükümranlık süren Osmanlı İmparatorluğu, zamanından kalan edebi eserlerden sadece bir kaçı basılı biçimde veya modern Avrupa dillerinde mevcuttur. 1928 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devleti eskiden yaşamış olan elitlerin çok değerli edebi eserini düzene koymuşlardır. Ayrıca burada olumsuz bir durum vardı, çoğu Osmanlı edebi eseri el yazması biçimindeydi ve birkaç versiyonu bulunmaktaydı ve birbirlerinden farklılıklar göstermekteydi. Herhangi bir tarihçi söylenen bir şeyi kendi başına yazamazdı. Basılı bir nüsha, kritiği ve editörlüğü yapılmadan güvenilir bir eser olamazdı. Bürokratik veya geçici el yazma versiyonları da zorluklar yaratmaktaydı. Birinci olarak, eleştirisi yapılan nüsha dilbilimsel esaslardan sonra seçilir ve hazırlanırdı. Modern Türkçe, Osmanlı Türkçesi, Arapça ve Farsça bilgisi zorunluydu. İkinci olarak çevirmen çevirisinin üslubunu ve alt üsluplarını, edebi olan (örneğin, nükte olarak nazım ve nesir, hiciv, istihsa, methiye, tasavvuf) ve edebi olmayan (resmi, ticari) şekliyle belirlemek zorundaydı. Okuyucu kitlesi oldukça az, yani sadece birkaç bin bilim insanı ve öğrenci olabilirdi. Örneğin resmi hükümet evraklarının çevirisi modern tarihçiler için çok faydalı olabilirdi. Bu yüzden çevirmenler hedef kitle için benzeşik bir üslup ve tarz şeçmek durumundaydılar. Çevirinin tarzı dökümanın kaynağıyla uyum içinde olmalı ve hedeflenen kitlenin kelime dağarcığına da uymalıdır. İletişim gereksinimi ile yeni ve orjinal bir unsuru hedef kitleye tanıtmak arasında bir denge sağlanması zorunluluğu da vardır. Kültürel yabancılığın sınırlanması ve dökümanların etkilerinin tüm zamanlara olması için için büyük çabalar gösterilmelidir.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
[No Keywords]
Kaynak
RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
0
Sayı
Ö6