Labor Migration from Turkey to European Countries in the Netherlands Case
Küçük Resim Yok
Tarih
2022
Yazarlar
Dergi Başlığı
Dergi ISSN
Cilt Başlığı
Yayıncı
Metin KILIÇ
Erişim Hakkı
info:eu-repo/semantics/openAccess
Özet
In the post-World War II period, the labour deficit that emerged in the employment markets of European countries such as Germany, the Netherlands, France and Belgium was met from the countries such as Greece, Yugoslavia and Spain, especially Turkey. Turkish labour migration to European countries has been supported by Turkish governments, with the idea that the need for qualified personnel for Turkey's developing industry will be met with workers who will temporarily leave and return to the country as qualified. In this context, labour agreements were made with Germany, the Netherlands, Belgium, France, Austria and Sweden in the 1960s, and many Turks started to go to European countries as workers. With the 1970s, the changing balances in the world and the replacement of industrial societies by post-industrial societies and the changing demands of labour markets changed the course of Turkish labor migration to European countries. Since the mid-1970s, as a result of the fact that Turkish workers have started to take their wives and children with them through family unions, there has been a significant increase in the number of Turks living in European countries. The first generation of Turks, the vast majority of whom are men and who do not have problems such as unemployment, and their children have started to face various problems such as unemployment and discrimination, especially due to the change in the labour market and the changing approaches of the host countries. On the other hand, during this period, a significant number of European Turks have become employers beyond being workers in European countries. In this study, Turkish labour migration to European countries since the 1960s is discussed in the case of the Netherlands, within the framework of changing world balances and within a sociological scheme.
II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, başta Almanya olmak üzere Hollanda, Fransa, Belçika gibi ülkelerin istihdam piyasalarında ortaya çıkan işgücü açığı, başta Türkiye olmak üzere Yunanistan, Yugoslavya, İspanya gibi ülkelerden sağlanmıştır. Avrupa ülkelerine Türk işgücü göçü, geçici bir süre için gidecek ve kalifiye olarak ülkeye dönecek işçilerle Türkiye’nin gelişen sanayisi için kalifiye eleman ihtiyacının karşılanacağı düşüncesiyle Türk hükümetleri tarafından desteklenmiştir. Bu çerçevede Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya ve İsveç’le 1960’lı yıllarda işgücü anlaşmaları yapılmış ve çok sayıda Türk Avrupa ülkelerine işçi olarak gitmeye başlamıştır. 1970’lerle birlikte dünyada değişen dengeler ve sanayi toplumlarının yerini sanayi sonrası toplumlara bırakmaya başlaması ve işgücü piyasalarının değişen talepleri, Avrupa ülkelerine Türk işgücü göçünün seyrini değiştirmiştir. 1970’lerin ortalarından itibaren, aile birleşimleriyle Türk işçilerin eşlerini ve çocuklarını yanlarına almaya başlaması sonucunda, Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin sayısında ciddi artışlar meydana gelmiştir. Büyük çoğunluğu erkeklerden oluşan ve işsizlik gibi sorunları olmayan birinci nesil Türkler, zamanla başta işgücü piyasasında yaşanan değişime ve ev sahibi ülkelerin değişen yaklaşımlarına bağlı olarak, işsizlik, ayrımcılık gibi çeşitli sorunlarla yüzleşmeye başlamışlardır. Öte yandan bu süreçte önemli sayıda Avrupa Türkü, Avrupa ülkelerinde işçi olmanın ötesinde işveren konumuna gelmiştir. Bu çalışmada, 1960’lardan itibaren Avrupa ülkelerine gerçekleşen Türk işgücü göçü, Hollanda örneğinde, dünyanın değişen dengelerini dikkate alarak sosyolojik bir şema içinde ele alınmaktadır.
II. Dünya Savaşı sonrası dönemde, başta Almanya olmak üzere Hollanda, Fransa, Belçika gibi ülkelerin istihdam piyasalarında ortaya çıkan işgücü açığı, başta Türkiye olmak üzere Yunanistan, Yugoslavya, İspanya gibi ülkelerden sağlanmıştır. Avrupa ülkelerine Türk işgücü göçü, geçici bir süre için gidecek ve kalifiye olarak ülkeye dönecek işçilerle Türkiye’nin gelişen sanayisi için kalifiye eleman ihtiyacının karşılanacağı düşüncesiyle Türk hükümetleri tarafından desteklenmiştir. Bu çerçevede Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, Avusturya ve İsveç’le 1960’lı yıllarda işgücü anlaşmaları yapılmış ve çok sayıda Türk Avrupa ülkelerine işçi olarak gitmeye başlamıştır. 1970’lerle birlikte dünyada değişen dengeler ve sanayi toplumlarının yerini sanayi sonrası toplumlara bırakmaya başlaması ve işgücü piyasalarının değişen talepleri, Avrupa ülkelerine Türk işgücü göçünün seyrini değiştirmiştir. 1970’lerin ortalarından itibaren, aile birleşimleriyle Türk işçilerin eşlerini ve çocuklarını yanlarına almaya başlaması sonucunda, Avrupa ülkelerinde yaşayan Türklerin sayısında ciddi artışlar meydana gelmiştir. Büyük çoğunluğu erkeklerden oluşan ve işsizlik gibi sorunları olmayan birinci nesil Türkler, zamanla başta işgücü piyasasında yaşanan değişime ve ev sahibi ülkelerin değişen yaklaşımlarına bağlı olarak, işsizlik, ayrımcılık gibi çeşitli sorunlarla yüzleşmeye başlamışlardır. Öte yandan bu süreçte önemli sayıda Avrupa Türkü, Avrupa ülkelerinde işçi olmanın ötesinde işveren konumuna gelmiştir. Bu çalışmada, 1960’lardan itibaren Avrupa ülkelerine gerçekleşen Türk işgücü göçü, Hollanda örneğinde, dünyanın değişen dengelerini dikkate alarak sosyolojik bir şema içinde ele alınmaktadır.
Açıklama
Anahtar Kelimeler
Industrial Society|Turkish Labour Migration|External Migration|Netherlands|Germany|Sanayi Toplumu|Türk İşgücü Göçü|Dış Göç|Hollanda|Almanya.
Kaynak
Muhakeme Dergisi
WoS Q Değeri
Scopus Q Değeri
Cilt
5
Sayı
1