Sessizliğin Fenomenolojisi: Kierkegaard’da Çağrının Proto-Fenomenolojik Ufku

Küçük Resim Yok

Tarih

2025

Dergi Başlığı

Dergi ISSN

Cilt Başlığı

Yayıncı

Arslan TOPAKKAYA

Erişim Hakkı

info:eu-repo/semantics/openAccess

Özet

Bu çalışma, varoluşçuluğun babası olarak addedilen Soren Kierkegaard’ı fenomenolojik bir perspektiften yorumlayarak, onun özellikle sessizlik ve umutsuzluğa dair betimlemelerinin proto-fenomenolojik indirgemeler olarak sınıflandırılabileceğini iddia etmektedir. Kierkegaard’ın fenomenolojiyi öncelediğine dair yabancı literatürde son yıllarda yürütülmekte olan kapsamlı tartışmayı Türkçe literatüre tanıtmak amacıyla onun Ölüme Götüren Hastalık ile Kırdaki Zambak ve Gökteki Kuş adlı eserlerinin fenomenolojik bir yorumunu gerçekleştirdiğimiz bu çalışma Kierkegaard’ı hem Heidegger’in fenomenolojisine hem de buradan hareketle Fransa’da teolojik dönüş olarak adlandırılan yeni fenomenoloji akımına yaklaştırmanın mümkün olduğunu ortaya koymaktadır. Kierkegaard’ın sessizlikte bireyin kendi söylemini askıya alarak Tanrı’dan gelen çağrıya açık hale geldiği iddiası bir yandan özneyi konuşmanın sağladığı imtiyazlı konumundan uzaklaştırırken, diğer yanda da Batı felsefesinin görüş merkezli düşünme biçimini duymaya yönelik bir kavrayışa doğru yönlendirir. Bu bağlamda Kierkegaard’ın sessizlik kavramı hem Heidegger’in vicdanın çağrısına ilişkin betimlemeleri ile çeşitli benzerliklere sahiptir hem de yeni fenomenolojinin, Husserl’e -bilinci deneyimin kurucu merkezi olarak konumlandırmasından dolayı- getirdiği eleştirinin zemininde yer alan düşüncelerin bir öncülü olarak okunabilir. Zira sessizlik, öznenin ademi merkezileştiği ve Husserlci yönelimselliğin tersine çevrildiği bir ufuk olarak, ben’liğin başkasından gelen çağrıya maruz kalışını ve anlamın özneye öncel kaynaklarını vurgular. Bununla birlikte umutsuzluğun benliğin değil fakat ben-olmamanın yarattığı bir fenomen olarak kavranması, kendiliğin ancak başkalıktan hareketle kurulduğunu ortaya koyarak öznenin edilgen boyutunu açığa çıkarır ve fenomenolojinin imkânlarını genişleten teolojik dönüş için verimli bir alan açar. Böylece dini deneyimin fenomenolojik olarak ele alınabileceğini iddia eden yeni fenomenoloji açısından Kierkegaard’ın varoluşçuluğu bir proto-fenomenoloji olarak okunabilir. Bu çalışmanın hedefi, varoluşçuluğun olduğu kadar fenomenolojinin de ufkunu genişleten alternatif bir okuma yaparak Kierkegaard’ı yeniden yorumlamaktır.

Açıklama

Anahtar Kelimeler

Kierkegaard, Heidegger, Proto-Fenomenoloji, Yeni Fenomenoloji, Sessizlik, Umutsuzluk

Kaynak

Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi

WoS Q Değeri

Scopus Q Değeri

Cilt

Sayı

24

Künye