Yazar "Uzun, Hakan" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 20 / 33
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe A Case of Primary Lymphedema(Düzce Üniversitesi, 2007) Uzun, Hakan; Haznedaroglu, Ahmet; Ersözyar, Nese; Senses, Dursun Ali; Kocabay, KenanLymphedema is edema or tissue swelling resulting from failure of the lymphatic system to transport excess capillary filtrate containing liquid, macromolecules, and mobile cells back to the blood. It is usually secondary to filariasis, surgery, trauma, or infection. Primary lymphedema is thought to have a strong genetic component and arises from faulty development or function of the lymphatic system. It can be sporadic or inherited. In study a case of primary lymphedema in the left lower extremity in a 12 years old girl was presented. Pathogenesis and classification of primary lymphedema were briefly reviewedÖğe A Rare Case: Schilder Disease with Symmetrical Involvement(Düzce Üniversitesi, 2011) Dikici, Suber; Uzun, Hakan; Büyükkaya, Ayla; Erdoğmuş, Beşir; Yazgan, Sibel; Yazgan, Ömer; Büyükkaya, RamazanSchilder disease or myelinoclastic diffuse sclerosis is rare disease which is characterized byinflammatory demiyelinization plaques in white matter. This disease is often mistaken foradrenoleucodistrophy and intracranial tumor. A-thirteen-year old patient who applied with thecomplaints of sudden onset of walking and speech loss and visual loss was thought to besuffering from Schilder and adrenoleucodistrophy by magnetic resonance image appearancebut adrenoleucodistrophy was excluded with laboratory findings. We present this due to itssymmetrical involvement and discussed the case with radiologic findingsÖğe Antimicrobial Susceptibility and Uropathogens Isolated From Children and Adults with Community-Acquired Urinary Tract Infections(Ortadogu Ad Pres & Publ Co, 2010) Yıldırım, Mustafa; Şahin, İdris; Gülcan, Aynur; Özdemir, Davut; Küçükbayrak, Abdülkadir; Uzun, Hakan; Kaya, DemetObjective: The aim of this study was to determine the distribution of uropathogens causing community-acquired urinary tract infections in Duzce, and their antimicrobial susceptibility patterns. Material and Methods: The study was conducted prospectively in the Duzce University Medical Faculty between July 2004-June 2006 and included outpatients. Identification of microbial growth and determination of antimicrobial susceptibility by the Kirby-Bauer disk diffusion technique were performed according to the Clinical and Laboratory Standards Institute. Results: In total, 702 bacterial isolates were examined in the study. E. coli (64.1%) was the most common urinary pathogen identified. Klebsiella spp. (9.0%), Proteus spp. (5.8%), Staphylococcus aureus (4.7%), Enterococcus spp. (4.3%), coagulase-negative Staphylococci (2.6%), S. agalactiae (2.1%) and P. aeruginosa (1.9%) were the next most common species isolated. Community acquired uropathogens isolated in our region were highly resistant to trimethoprim/sulfamethoxazole, amoxicillin and amoxicillin clavulanate. However, ciprofloxacin was active against pathogens examined in this study with susceptibilities between 64.7% and 88.8% for the most prevalent pathogens (E. coli, 81.0% susceptible). The susceptibility of gram-negative pathogens to the parenterall antibiotics seemed to be higher than the oral agents. Conclusion: Many oral antimicrobial agents do not seem to be appropriate for the empirical treatment of community-acquired urinary tract infections in our region due to very high rates of resistance. Some oral antibiotics such as ciprofloxacin and cefaclor should be used cautiously in adults.Öğe Assessment of cardiac functions in patients with adenotonsillar hypertrophy(2011) Ordu, Serkan; Özhan, Hakan; Uzun, Hakan; Alemdar, Recai; Erden, İsmail; Yazıcı, Mehmet; Gültekin, ErolAmaç: Bu çalışmanın amacı, adenotonsiller hipertrofisi (ATH) olan ve olmayan çocuklarda kardiyak fonksiyonları değerlendirmektir. Materyal ve Metod: Pediatri polikliniği tarafından adenotonsiller hipertrofi tanısı konmuş doksan bir çocuk (26 kız, 65 erkek) ve 23 sağlıklı olgu, yaş ve cinsiyet eşleştirilmeli sağlıklı çocuklar (10 kız, 13 erkek) çalışmaya dahil edilmiştir. Tüm hastalara 2D ekokardiyografi ve Doppler tetkiki yapılmıştır. Bulgular: Ortalama mitral E, A dalgaları ve deselerasyon zamanı, ATH olan grupta daha uzun bulunmuştur. Aynı zamanda kalp boşlukları ve hacimleri de daha yüksek ölçülmüştür. Pulmoner ve mitral regurjitasyon oranı, ATH olan grupta daha sık saptanmıştır. Adenotonsiller grade, ortalama pulmoner arterial basınçla ilişkili bulunmuştur. (r: 0.44 p: 0.001). Mitral kapak kalınlığı, tonsiller hipertrofi derecesiyle güçlü bir şekilde korele saptanmıştır. (r: 0.73; p.0.001). Sonuç: ATH, hafif diastolik disfonksiyon ve kalp boşluklarında dilatasyona yol açabilmektedir. Mitral kapak kalınlığı, adenotonsiller grad ile güçlü bir şekilde korele bulunmuştur.Öğe Batı karadeniz bölgesinde çocukluk çağı zehirlenmelerinin retrospektif değerlendirilmesi(2007) Uzun, Hakan; Mindan, Gültekin; Şenses, Dursun Ali; Şimşek, Enver; Kocabay, KenanZehirlenmeye yol açan etkenler yaşanılan bölgeye, toplumun gelenek ve göreneklerine, ailenin eğitim düzeyine ve mevsimlere göre değişkenlik gösterebilir. Bu çalışmanın amacı, hastanemizde son iki yıl içinde yatırılarak tedavi edilen zehirlenme vakalarını gözden geçirmektir. Yöntem: Ocak 2003-aralık 2005 tarihleri arasında hastanemizde entoksikasyon tanısı alan yüz on dört hasta retrospektif olarak değerlendirildi. Bulgular: Zehirlenmeler en çok 1-5 yaş grubunda (% 78.9) gözlendi. Erkek/kız oranı 1.23’tü. Zehirlenmelerin en fazla sonbahar mevsiminde (% 28.1) olduğu görüldü. Zehirlenmeye neden olan etkenler sıklıkla ilaçlardı (% 50.9). En sık antipsikotikler ve analjezik-antipretik ilaçların alımı söz konusuydu. Sonuç: Zehirlenmelerin tedavisinde önemli gelişmeler olmakla birlikte, bu sorunun çözümünde en etkin yöntem koruyucu önlemlerin alınmasıdır.Öğe Bilateral volleyball-related deformity of the little fingers: mallet finger and clinodactyly mimic(Journal Sports Science & Medicine, 2011) Uslu, Mustafa; Solak, Kazım; Özşahin, Mustafa; Uzun, HakanA 14-year-old male high school volleyball player was seen to evaluate right-and left-hand little-finger distal interphalangeal joint deformity and pain. His symptoms began during his second season of competitive play. The distal interphalangeal (DIP) joints of the little fingers flexed 20-30, and a 10-15 valgus deformity was seen at the same joints. Pain was relieved with rest but returned immediately after playing volleyball, so plain radiographs were obtained. The flexion and valgus deformity was obvious on plain radiographs and through a clinical examination. Thus, a bilateral little-finger distal phalanx base epiphysis injury was seen. This injury is characterized by a biplanar Salter Harris physeal injury; type 5 on anteroposterior radiographs and type 2 on lateral plain radiographs. The deformity occurred as a result of competitive volleyball play. To our knowledge, this is the first reported case of a bilateral biplanar physial injury of the base of distal phalanges of the little fingers. Flexion and valgus deformities of DIP joints are a result of repeated micro traumas around the physis.Öğe A case of bardet biedl syndrome(2008) Uzun, Hakan; Ar, Kubilay; Aktaş, Alev; Bak, MustafaBardet Biedl sendromu, geniş klinik yelpazesi olan otozomal resesif geçişli nadir bir durumdur. Retinal distrofi, obezite, polidaktili, erkek hipogonadizmi, mental retardasyon ve renal fonksiyon kaybı, tanı için kabul edilen major kriterleri oluşturur. Bu sendromun karakteristik özelliklerini gösteren 11 yaşında bir erkek çocuk sunduk. Bu sendrom doğrultusunda Bardet Biedl sendromu ile ilgili literatürler de gözden geçirildiÖğe A case of Gianotti Crosti syndrome with HBV infection(Medical Univ Bialystok, 2008) Dikici, Bünyamin; Uzun, Hakan; Çapan, Konca; Kocamaz, Halil; Yel, ServetGianotti-Crosti syndrome (papular acrodermatitis of childhood), which was first described in 1955, is a nonspecific rash that usually consists of the abrupt onset of pink flesh coloring, smooth or lichenoid, flat-topped papules. It was first related to hepatitis B virus (HBV) infection; however, cases not associated with HBV infection were reported as well. Although a type of delayed hypersensitivity reaction is speculated as a cause, exact pathogenesis still remains unclear. The prognosis is favorable and successful management relies upon general supportive and symptomatic care. We report a seven-year-old boy diagnosed with Gianotti-Crosti syndrome with monomorphous papules on his cheeks, buttocks and extremities associated with hepatitis B virus infection.Öğe Deli bal zehirlenmesine bağlı bradikardi ve hipotansiyon gelişen çocuk olgusu(2013) Uzun, Hakan; Sarı, İlyas; Güneş, Cemalettin; Kocabay, Kenan; Şenses, Dursun Ali; Kandiş, HayatiDeli bal zehirlenmesi Türkiyenin Karadeniz Bölgesinde görülen bir durumdur. Bu zehirlenmenin nedeni, bölgedeki dağlarda doğal olarak yetişen Rhododendron ponticum bitki türünün nektarından elde edilen balda bulunan, grayanotoksin diye bilinen toksinden kaynaklanır. Burada, bal yedikten sonra kan basıncı düşüklüğü ve bradikardi nedeniyle gelişen halsizlik ve baş dönmesi yakınmaları ile acil servise getirilen 15 yaşındaki bir erkek çocuk sunuldu. (Türk Ped Arfl 2013; 48: 53-4)Öğe Demographic and Epidemiologic Features of Tick Bite Cases Who Have Applied to Emergency Service in an Endemic Region(Düzce Üniversitesi, 2010) Katırcı, Yavuz; Uzun, Hakan; Güneş, Harun; Kara, İsmail Hamdi; Geyik, Mehmet Faruk; Kandiş, HayatiAim: In this study, demographic and epidemiologic features of patients seen in emergencydepartment due to tick bites that can cause Crimean-Congo Haemorrhagic Fever were discussedwith literature data.Material and Methods: Patients seen in Yozgat State Hospital Emergency Department due totick bites between 03.01.2007 and 09.31.2007 have been included. These cases have beeninvestigated according to age, gender, job, biting part of body by the tick, settlement of patientand month in which patient came to hospital, and RNA positivity in polymerase chain reaction(PCR) or IgM antibody with ELISA were investigated. Results: 641 patients who came to emergency department due to tick bite have been includedin this study. Mean age of the cases was 41.3 ±18.3. Lower extremity bites (25.3%) were themost common type when patients investigated according to site that is bitten by the tick. 44.3%of tick bite cases were young-adults and tick bites were most commonly being seen in monthsMay, June and July. 52.1% of patients were farmer. RNA positivity in PCR and IgM antibodypositivity with ELISA were 29 cases and two cases, respectively.Conclusion: Patients who come to hospital due to tick bite should be examined carefully.Patients without any symptoms should be informed about Crimean-Congo Haemorrhagic Feverand followed until the end of incubation periodÖğe Do gastrointestinal and respiratory signs and symptoms correlate with the severity of gastroesophageal reflux?(2012) Uzun, Hakan; Alagöz, Demet; Okur, Mesut; Dikici, Bünyamin; Kocabay, Kenan; Şenses, Dursun Ali; Kaya, MuratBackground: Gastroesophageal reflux (GER) is a disorder that is common by seen in childhood and may lead to severe complications. In this study, we ascertained the incidence of GER among the children who had typical and atypical complaints of GER and whether there was a difference between two groups comparing the findings of 24-hour pH-meter.Methods: 39 out of 70 patients with typical and atypical GER symptoms were diagnosed as GER by 24-hour pH-meter monitoring. The patients were divided into three groups, those having gastrointestinal complaints, those having respiratory complaints and those having both gastrointestinal and respiratory symptoms.Results: Evaluated the GER prevalence in these groups, it was found to be 60% in the gastrointestinal group, 48.6% in the respiratory group and 75% in the mixed group. When pH-meter measurements of GER positive patients were compared within the clinical groups, the fraction of time that pH was lower than 4 was found to be significantly higher in the mixed group (p = 0.004).Conclusions: The coexistence of gastrointestinal and respiratory symptoms in the patients with GER may be related to the severe reflux. © 2012 Uzun et al; licensee BioMed Central Ltd.Öğe Doppler waveforms of the hepatic veins in children with diffuse fatty infiltration of the liver(Elsevier Ireland Ltd, 2009) Uzun, Hakan; Yazıcı, Burhan; Erdoğmuş, Beşir; Kocabay, Kenan; Büyükkaya, Ramazan; Büyükkaya, Ayla; Yazgan, ÖmerObjective: The aim of this study was to investigate the effect of fatty infiltration of the liver (FIL) on the Doppler waveform pattern in the hepatic veins of obese children. Methods: In this prospective study, 59 patients with diffuse FIL and 45 normal healthy children who served as control group underwent hepatic vein B-mod and duplex Doppler sonography. The Doppler sonography spectrum of the right hepatic vein was classified into three groups: triphasic waveform, biphasic waveform, and monophasic or flat waveform. Results: There was a statistically significant difference in the phasicity of hepatic venous flow between patients and control subjects (p < 0,001). The Doppler flow pattern in the right hepatic vein was triphasic in 28 (47.5%), biphasic in 28 (47.5%), and monophasic in 3 (5%) children with fatty liver, while it was triphasic in 43 (95.6%) and biphasic in 2 (4.4%) control subjects. There was an inverse correlation between the sonographic grade of fatty infiltration of the liver and the phasicity of hepatic venous flow (r = -0.479, p < 0.001). Conclusions: Abnormal right hepatic vein Doppler waveform, biphasic as well as monophasic, can be seen in healthy obese children with diffuse FIL. (C) 2008 Elsevier Ireland Ltd. All rights reserved.Öğe The Effect of Maximum Voided Volume on Response to Desmopressin Therapy in Children with Enuresis(Medical Assoc Nippon Medical Sch, 2012) Okur, Mesut; Özen, Semiha Fatma; Kocabay, Kenan; Çam, Kamil; Özkan, Aybars; Uzun, HakanPurpose: This study was aimed to determine the effect of maximum voided volume (MVV) on the efficacy of desmopressin. which is commonly used to treat primary monosymptomatic nocturnal enuresis (PMNE) in children and adolescents. Materials and Methods: Bladder capacity was measured with different methods in 52 patients with PMNE, and the effect of bladder capacity on desmopressin therapy was investigated. Results: Patients with PMNE in whom MVV was 70% or less of estimated bladder capacity were found to be unresponsive to desmopressin therapy. Conclusion: The MVV can be measured before desmopressin therapy in patients with PMNE as a marker to predict treatment success. Our results suggest that desmopressin should not be used in patients with low MVV. (J Nippon Med Sch 2012; 79: 255-258)Öğe Endemik bir bölgede kene ısırığı nedeniyle acil servise başvuran olguların demografik ve epidemiyolojik özellikleri(2010) Kandiş, Hayati; Katırcı, Yavuz; Uzun, Hakan; Güneş, Harun; Kara, İsmail Hamdi; Geyik, Mehmet FarukAmaç: Bu çalışmada Kırım-Kongo Kanamalı Ateşine (KKKA) de neden olabilen kene ısırığı sonucu, acil servise başvuran hastaların demografik ve epidemiyolojik özellikleri, kene ısırıkları ve KKKA ile ilgili bilgiler literatür eşliğinde tartışıldı. Yöntem: Yozgat Devlet Hastane’si acil servisine 01.03.2007 ile 31.09.2007 tarihleri arasında kene ısırması nedeniyle başvuran olgular alındı. Bu olgular yaş, cinsiyet, kenenin ısırdığı bölge, geldiği yer, geldiği ay, meslekleri, polimeraz zincir reaksiyonunda RNA pozitifliği veya ELISA yöntemi ile IgM araştırıldı. Bulgular: Kene ısırması şikayeti ile acil servise başvuran 641 kene ısırığı olgusu çalışmaya alındı. Yaş ortalaması 41.318.3’tü. Kene ısırıkları lokalizasyonuna göre değerlendirildiğinde alt ekstremite ısırıkları %25.3 en sık görüldü. Kene ısırması olguları değerlendirildiğinde %44.3’ünün genç-erişkin olduğu ve en sık Mayıs, Haziran, Temmuz aylarında görüldüğü tespit edildi. Olguların %52.1 mesleği tarım ve hayvancılıktı. Bu olgulardan 29’unda PCR ile RNA pozitif, ikisinde ELISA yöntemi ile IGM pozitif idi. Sonuç: Kene ısırması şikayeti ile hastanelere başvuran olgular detaylı bir şekilde muayene edilmelidir. Semptomsuz olan olgular kene ısırması sonucu gelişebilecek KKKA hakkında bilgilendirilmeli ve takipleri inkubasyon süresi boyunca yapılmalıdır.Öğe A family with novel homozygous deletion mutation (c.1255delT; p.Phe419Serfs*12) in the glucokinase gene, which is a rare cause of permanent neonatal diabetes mellitus(2020) Bolu, Semih; Eröz, Recep; Doğan, Mustafa; Arslanoğlu, İlknur; Uzun, Hakan; Timur, FurkanHeterozygous inactivating mutations in the glucokinase gene cause the mildest form of maturity-onset diabetes of the adolescents. However, homozygous or compound heterozygous mutations in the glucokinase gene are a rare cause of permanent neonatal diabetes mellitus. Herein, we present the case of a male child with permanent neonatal diabetes mellitus whose mutational analysis revealed a novel homozygous deletion mutation in the glucokinase gene. The male proband of Turkish ancestry from consanguineous parents was born at 37 weeks gestation with a birth weight of 1870 g (<3rd percentile). Hyperglycemia developed during the first postnatal day and diabetes-related autoantibodies were negative. He was put on insulin on the first day of life. Insulin has never been discontinued since then. The mother was aged 35 years and had gestational diabetes. The father and the two brothers had impaired fasting glucose. Both parents and brothers were heterozygous for this mutation.Öğe A family with novel homozygous deletion mutation(c.1255delT; p.Phe419Serfs*12) in the glucokinasegene, which is a rare cause of permanent neonataldiabetes mellitus(2020) Doğan, Mustafa; Uzun, Hakan; Arslanoğlu, İlknur; Timur, Furkan; Bolu, Semih; Eröz, RecepHeterozygous inactivating mutations in the glucokinase gene cause the mildest form of maturity-onset diabetes of the adolescents. However, homozygous or compound heterozygous mutations in the glucokinase gene are a rare cause of permanent neonatal diabetes mellitus. Herein, we present the case of a male child with permanent neonatal diabetes mellitus whose mutational analysis revealed a novel homozygous deletion mutation in the glucokinase gene. The male proband of Turkish ancestry from consanguineous parents was born at 37 weeks gestation with a birth weight of 1870 g (<3rd percentile). Hyperglycemia developed during the first postnatal day and diabetes-related autoantibodies were negative. He was put on insulin on the first day of life. Insulin has never been discontinued since then. The mother was aged 35 years and had gestational diabetes. The father and the two brothers had impaired fasting glucose. Both parents and brothers were heterozygous for this mutation.Öğe Let us save the brain with cerebral oximeter: Two case reports(Wolters Kluwer Medknow Publications, 2017) Şeker, İlknur Suidiye; Özlü, Onur; Özkan, Aybars; Uzun, Hakan; Esbah, Ali Ümit; Çetin, PelinIn the neonates, tracheal atresia and tracheoesophageal fistula (TEF) surgery may result in hemodynamic instabilization, leading to cerebral perfusion insufficiency due to the retraction of the pulmonary vessels and truncus brachiocephalicus. We represented one male and one female neonates which were performed thoracoscopic primary repair of TEF through right thoracotomy at the 3th and 4th postpartum day. Anesthesia was induced using sodium thiopental (5 mg/kg), fentanyl 4 mcg, and rocuronium (0.5 mg/kg) given through intravenous route. Sevoflurane 2% and 50% O2in air were used for the maintenance therapy. During the right lung compression to expose posterior esophagus, no value was observed on the pulse oximeter (PO) probe placed on the right hand, and radial artery was not palpated. At the same time, oxygen saturation was observed as 96%-97% on the left foot probe. As the right cerebral oximeter values (rSO2) were rapidly decreased to 31%, the lung compression was ceased. Right pulse oximeter and right rSO2measurements return to the baseline levels. For the second case - different from the first case -both left and right rSO2was rapidly decreased to 40% levels and return to the baseline levels after was removed the retractors. Right PO and right and left cerebral rSO2values returned to baseline immediately when the retractor compression was ended During the operations involving the great vessels in neonates, cerebral perfusion could be preserved using cerebral oximeter. Cerebral oximeter is more efficient than pulse oximeter for detecting cerebral tissue oxygenation and could be helpful to minimize neuronal damage in the neonates. © 2019 African Journal of Paediatric Surgery | Published by Wolters Kluwer - Medknow.Öğe Nadir Bir Olgu Olarak Küçük Bir Çocukta Hymenolepis diminuta Enfeksiyonu(Ankara Microbiology Soc, 2015) Kılınçel, Özge; Öztürk, Cihadiye Elif; Gün, Emrah; Öksüz, Şükrü; Uzun, Hakan; Şahin, İdris; Kılıç, Nidaİnsandan insana direkt olarak bulaşan Hymenolepis nana’nın aksine, Hymenolepis diminuta’nın insanlara bulaşı, ara konak olan ve sistiserkoid larvaları taşıyan artropodların yanlışlıkla ağız yoluyla alınması ile olur. Bu sestod, hijyenik koşulların kötü olduğu bölgelerde, özellikle çocukluk döneminde nadir görülen enfeksiyonlara neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda, farklı popülasyonlardaki H.diminuta prevalans oranlarının %0.001 ile %5.5 arasında değiştiği; olguların çoğunun çocuk olmasına rağmen, hastalığın tüm yaş gruplarında görülebildiği bildirilmektedir. Bu raporda H.diminuta enfeksiyonu saptanan bir çocuk olgu sunulmaktadır. Yirmi bir aylık erkek hasta, bir haftadır süren, günde 3-4 defa kusma ve çamur şeklinde ishal şikayetleriyle pediatri polikliniğine başvurmuştur. Alınan anamneze göre, hastanın ahırın üstünde bulunan bir evde yaşadığı ve böcek yeme öyküsü olduğu öğrenilmiş, laboratuvar incelemesinde demir eksikliği anemisi olduğu saptanmıştır. Dışkı örneğinin makroskobik görünümü camcı macunu kıvamında açık renkli olup, lugol eriyiği ile yapılan direkt mikroskobik incelemede 70-75 μm çapında, kalın kabuklu, altı adet polar çıkıntısı olan H.diminuta yumurtaları tanımlanmıştır. Hastaya ilk gün 500 mg ve takip eden beş gün 250 mg olmak üzere toplam altı gün oral niklozamid tedavisi ve ayrıca demir eksikliği anemisi tedavisi başlanmıştır. On beş gün sonra oral niklozamid tedavisinin tekrarı önerilmiştir. İkinci tedavinin tamamlanmasından bir ay sonra yapılan parazitolojik incelemede H.diminuta yumurtasına rastlanmamıştır. Sunulan bu olgu ile, nadir bir parazitoz olan H.diminuta enfeksiyonunun tanısında, hastanın öyküsü ve mikroskobik değerlendirmenin önemine dikkat çekilmesi amaçlanmıştır.Öğe Nadir bir olgu olarak küçük bir çocukta hymenolepis diminuta enfeksiyonu(2015) Kılınçel, Özge; Öztürk, Cihadiye Elif; Gün, Emrah; Öksüz, Şükrü; Uzun, Hakan; Şahin, İdris; Kılıç, Nidaİnsandan insana direkt olarak bulaşan Hymenolepis nananın aksine, Hymenolepis diminutanın insanlara bulaşı, ara konak olan ve sistiserkoid larvaları taşıyan artropodların yanlışlıkla ağız yoluyla alınması ile olur. Bu sestod, hijyenik koşulların kötü olduğu bölgelerde, özellikle çocukluk döneminde nadir görülen enfeksiyonlara neden olmaktadır. Yapılan çalışmalarda, farklı popülasyonlardaki H.diminuta prevalans oranlarının %0.001 ile %5.5 arasında değiştiği; olguların çoğunun çocuk olmasına rağmen, hastalığın tüm yaş gruplarında görülebildiği bildirilmektedir. Bu raporda H.diminuta enfeksiyonu saptanan bir çocuk olgu sunulmaktadır. Yirmi bir aylık erkek hasta, bir haftadır süren, günde 3-4 defa kusma ve çamur şeklinde ishal şikayetleriyle pediatri polikliniğine başvurmuştur. Alınan anamneze göre, hastanın ahırın üstünde bulunan bir evde yaşadığı ve böcek yeme öyküsü olduğu öğrenilmiş, laboratuvar incelemesinde demir eksikliği anemisi olduğu saptanmıştır. Dışkı örneğinin makroskobik görünümü camcı macunu kıvamında açık renkli olup, lugol eriyiği ile yapılan direkt mikroskobik incelemede 70-75 ?m çapında, kalın kabuklu, altı adet polar çıkıntısı olan H.diminuta yumurtaları tanımlanmıştır. Hastaya ilk gün 500 mg ve takip eden beş gün 250 mg olmak üzere toplam altı gün oral niklozamid tedavisi ve ayrıca demir eksikliği anemisi tedavisi başlanmıştır. On beş gün sonra oral niklozamid tedavisinin tekrarı önerilmiştir. İkinci tedavinin tamamlanmasından bir ay sonra yapılan parazitolojik incelemede H.diminuta yumurtasına rastlanmamıştır. Sunulan bu olgu ile, nadir bir parazitoz olan H.diminuta enfeksiyonunun tanısında, hastanın öyküsü ve mikroskobik değerlendirmenin önemine dikkat çekilmesi amaçlanmıştır.Öğe Nadir bir olgu: simetrik tutulumlu schilder hastalığı(2011) Büyükkaya, Ramazan; Dikici, Süber; Uzun, Hakan; Büyükkaya, Ayla; Erdoğmuş, Beşir; Yazgan, Sibel; Yazgan, ÖmerSchilder Hastalığı veya myelinoklastik diffüz skleroz beyaz cevherde inflamatuar demylenizan plaklarla karakterize nadir görülen bir hastalıktır. Hastalık sıklıkla adrenolökodistrofi ve intrakraniyal kitle ile karışmaktadır. On üç yaşında ani başlangıçlı yürüme ve konuşmada bozukluk, görme kaybı şikayetleri ile başvuran olgumuzun kranial magnetik rezonans görüntülemesinde Schilder Hastalığı ve adrenolokodistrofi düşünülmüş olup labaratuar bulguları ile adrenolokodistrofi dışlanmıştır. Nadir görülen ve nadiren simetrik tutulumla seyreden olgumuzu radyolojik bulguları eşliğinde sunuyoruz.