Tykhe Sanat ve Tasarım Dergisi
Bu koleksiyon için kalıcı URI
Güncel Gönderiler
Öğe Geleneksel Konut Mimarisi: Düzce Derdin Köyü İncelemesi(Duzce University, 2024) Kaya, Sevda; Bideci, AlperKırsal yaşam, değişen gelişmeler ve yenilikler beraberinde, insanların beklentileri ve ihtiyaçlarının değişmesi sonucunda ekonomik, eğitim ve sağlık gibi nedenlerden şehirlere göçlerin artması ile hızla yok olmaktadır. Kırsal yaşamla birlikte geleneksel mimarinin ve konutların korunamama sorunları, yenilikçi malzemelerin ve yöntemlerin tercih edilmesi, geleneksel yapım inşaat maliyetlerinin artması, nitelikli ustanın bulunamaması, yöresel malzemeye ulaşımın zorlaşması, sürekli bakım gerektirmesi, yapıların terk edilmesi ve halkın gerekli bilinçte olmaması gibi nedenlerden dolayı artış göstermiştir. Düzce ili halihazırda birçok köyün bulunduğu ve köylerde kırsal yaşamın devam ettiği illerimizden biridir. Karadeniz bölgesinin batı kıyısında bulunan Düzce iline bağlı bir köy yerleşimi olan Derdin köyü 19. yüzyılda Osmanlı- Rus savaşı sonrası Abhazya'dan gelen Abhaza etnik grubu tarafından şehir merkezinin güneyinde kalan bir tepe noktaya kurulmuştur. Etrafı ormanlık alanlarla çevrili olan köy büyük bahçeleri ile dikkat çekmektedir ve doğa turizmi açısından önemli bir kırsal yerleşim yeridir. Yapılan çalışma kapsamında, Düzce ili kırsal yaşamı ve mimarisi hakkında örnek bir çalışma ortaya koymak ve gelecek nesillere kaybolmaya yüz tutmuş geleneksel evler hakkında yararlanabilecekleri bir kaynak oluşturmak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda Derdin köyü çalışma alanı olarak seçilerek bu çalışma alanının kırsal yaşamı ve geleneksel yapıları köyde yaşayan halk ile konuşmalar sonucunda varılan bilgiler, çizimler, fotoğraflar ve analizler doğrultusunda aktarılmaya çalışılmıştır. Çalışma sonucunda, Derdin köyünde incelenen yapıların plan çözümleri, sofa tipleri, yapım aşamasında kullanılan farklı yöresel malzemeleri ve tercih edilen yapım teknikleri, cephelerinde nerelere dikkat edildiği, çatı tipleri ve üst örtü özellikleri, köye özgü özellikler olan farklı mimari unsurları, köy genelinde karşılaşılan yapılarda bozulmaları, ihtiyaçlardan doğan değişimleri ve korunma sorunları detaylı olarak ortaya konmuştur.Öğe Dijital Sanatta Yenilikçi Yaklaşımlar: Gravity Sketch VR Yazılımında Karakter Tasarımı ve Light Tracer Yazılımında Render Süreçleri(Duzce University, 2024) Baran, HüseyinGünümüz dünyasında teknolojik ilerlemeler, sanat ve tasarım alanlarında derinlemesine ve dönüştürücü etkiler yaratmıştır. Bu teknolojik gelişmeler, sanat ve tasarımın uygulanışında kullanılan yöntem ve teknikleri dönüştürmüş, tasarımın izleğe dönüşme süreçlerini ve sunum mecralarını çeşitlendirmiştir. Tasarımların üretimi, sanal gerçeklik teknolojilerinin sunduğu yeni donanımlarla, kullanıcının çevresini saran üç boyutlu dijital arayüzlerde gerçekleştirilebilir hale gelmiştir. Bu yeni dijital uzam, tasarımcılara, dijital oyun dünyası, sinema ve animasyon sektörlerinde önemli bir yere sahip olan üç boyutlu karakter tasarım pratiklerini yeni bir mekânda icra etme olanağı sunarak tasarımların görsel niteliğini artırmış, aynı zamanda bu tasarımların yeni dijital mekânlarda deneyimlenmesine de imkân tanımıştır. Üç boyutlu karakter modelleme, görsel sanatların tasarımcılar tarafından yorumlanan alanlarından biridir. Başlangıçta atölyelerde kil ve modelaj kalemi gibi araçlarla yürütülen bu disiplin, zamanla üç boyutlu tasarım yazılımlarıyla bilgisayar ekranlarına taşınmış ve günümüzde sanal gerçeklik teknolojilerinin yazılım arayüzlerinde, giyilebilir donanımlar aracılığıyla üretilebilir hale gelmiştir. Sanal gerçeklik donanımları ve yazılımları, karakter modellemeyi daha erişilebilir ve etkileşimli bir hale getirmiş, tasarım sürecini daha katılımcı kılarak yeni fikirlerin ortaya çıkmasına ve sanatsal ifadenin daha önce görülmemiş yollarla gelişmesine olanak sağlamıştır. Bu çalışma, karakter tasarımı bağlamında sanat ve tasarım alanındaki bu dönüşümü ele almaktadır. Üç boyutlu modellemeye dair yeni yöntem ve teknikleri, sanal gerçeklik donanımları ve Gravity Sketch yazılımında modellenen karakter tasarımları üzerinden incelemektedir. Aynı zamanda, Light Tracer yazılımında render süreçlerine de kısaca değinilerek, bu yazılım teknolojileri birlikteliğinin karakter tasarımına getirdiği yenilikler ve sağladığı katkılar anlatılmaktadır. Bu bağlamda, üç boyutlu karakter modellemenin yeni yöntem ve tekniklerine dair akademik alana katkı sağlamak amaçlanmıştır. Bununla birlikte makalenin son bölümünde, ilgili yazılımlar kullanılarak oluşturulan Cyberpunk Robotics başlıklı seride bulunan droid karakter tasarımları tanıtılarak teorik bilgi uygulama çalışmaları ile desteklenmiştir.Öğe The Crisis of Theatre Criticism in the Twenty-First Century: Navigating Through the Argus Gaze(Duzce University, 2024) İnceefe, PınarThis study focuses on the crisis discourse surrounding early twenty-first century theatre criticism, discussing the challenges faced by criticism as it confronts its own existence. Criticism practices have become increasingly unsustainable within the framework of conventional discourses of authority in a rapidly changing world. In this process, criticism has become a practice that interrogates its own existence through a metacritical approach, and it has turned into a narrative of crisis. In the study, American art critic James Elkins’ Hydra metaphor, originally used to describe the state of art criticism in the twenty-first century, is adapted to theatre criticism. By adopting Elkins' approach of using a mythological metaphor, the Argus Gaze is proposed as a new model that offers an inclusive and pluralistic perspective on the future of theatre criticism. This model embraces diversity and polyphony, aiming to transform theatre criticism into a more flexible and dialogic practice that aligns with the dynamic changes of contemporary culture.Öğe Bilgi, İktidar ve Sanat İlişkisi Bağlamında Kurgusal Bir Karakter: Dr. Hannibal Lecter(Duzce University, 2024) Selçuk, EvrenBu makale, Thomas Harris’in film ve dizilere de uyarlanmış olan roman serisindeki Hannibal Lecter karakteri üzerinden iktidar ve bilgi ilişkisini incelemeyi amaçlamaktadır. İktidar, çoğunlukla Michel Foucault’nun çalışmalarıyla ilişkilendirilerek değerlendirilmiş, bilgi ise iktidarın yönetim stratejisi olarak ele alınmıştır. Tarih, mitoloji, sanat, tıp, dil bilimi, gastronomi, psikoloji ve edebiyat gibi birçok alanda oldukça yetkin, zekâsı ve manipülatif doğası sayesinde çevresindeki insanlar üzerinde tahakküm kurabilme ve yönlendirme hususlarında da oldukça yetenekli olan Hannibal Lecter, iktidar yapılarının nasıl işlediğini somutlaştırabilmek amacıyla bir metafor olarak görülmüş, bu yapıların bilgi üretme ve bilgileri bir araya getirerek işlevsel bir mekanizma olarak kullanma stratejilerinin bir temsili olarak düşünülmüştür.Öğe Yıkıcı Süreçlerin Gustav Metzger’in Sanatındaki Yansımaları Üzerine(Düzce Üniversitesi, 2019) Alpsoy, Ecemİkinci Dünya Savaşı’nın beraberinde getirdiği yıkımların etkisiyle otorite üzerinden sistem eleştirisi geliştiren sanatçılar protest ve eylemci bir tavır benimsemişlerdir. Kendi Kendini Yok Eden Sanat, böyle bir gerçekliğinin sonucudur. Gustav Metzger’in sanatındaki imha eyleminin temel hareket noktası siyasi, psikolojik ve toplumsal belirsizliklere dikkat çekmek, kendini yok eden, ayrışan ve yapısı bozulan nesnelerde biçim, özne, madde ve içeriği tek bir ifade düzleminde bir araya getirmektir. Böylece yıkımın kendisi estetik bir nitelik kazanmaktadır. Bu makale kapsamında Gustav Metzger’in eserleri ile DIAS Destruction in Art Symposium kapsamında sanatta imha olgusuna ilişkin yaklaşımlar incelenecektirÖğe YAZININ GÖRSEL İMGEYE DÖNÜŞÜM SÜRECİNDE SANAT(Düzce Üniversitesi, 2022) Eş, ArzuBu çalışmada yazının bulunmasına ve ilk dönem yazı örneklerine kısaca değinilmiş ve sonrasında yazı imgesinin yer aldığı Rönesans Dönemi örnekleriyle devam edilmiştir. Ağırlıklı olarak yazının 20. yüzyıl sanatına yansımaları ve yazının görsel bir imgeye dönüşüm süreçleri incelenmiştir. 20. yüzyılın başlarında sanatsal anlamda atılan adımlar, alternatif oluşumlar, manifestolar ve toplumsal olaylar, sanatta yeni arayışları da beraberinde getirmiştir. Alternatif oluşumlarda ve sanat hareketlerinde, plastik, biçimsel ve estetik kaygılar yanında, düşünce ve düşüncenin sanat olduğu yönündeki görüşlerin ortaya çıktığı da gözlemlenmektedir. Düşünceyi aktarmanın yollarından biri de yazıdır, dolayısıyla 1960 sonrası sanatçıların yapıtlarında, performanslarında, bildirilerinde düşüncenin aktarımı çoğunlukla dilsel göstergelerin kullanımı aracılığıyla olmuştur. Metinde özellikle 1960’larda kurulan Sanat ve Dil Grubunun oluşum süreci, kavramsal sanat ideolojisinin ortaya çıkışıyla beraber sanatın nesnesizleşmesi üzerinde durularak, salt yazı kullanımının görsel bir değere dönüşümü vurgulanmıştır. Yazının sanatta plastik ve görsel bir değer olarak sanat tarihinde yer alması, sanatçıların yapıtlarındaki kavramsal bakış açılarıyla incelenerek, öznel yaklaşımları açısından da değerlendirmeye gidilmiştir.Öğe Yoshi Oida as a pathfinder during the quarantine(Düzce Üniversitesi, 2021) Karaburun, Özgün CanBeginning of a global quarantine period with the Covid-19 outbreak, the activity field of theater is restricted. In this atmosphere of uncertainty, there is a possibility that the actor who is familiar with pre-pandemic conditions, will struggle with is his/her own consciousness. At this point, a pathfinder which will contribute to the actor’s cognitive self-education is needed. In this study, Japanese actor, instructor and director Yoshi Oida who have achieved the opportunity of experiencing Eastern and Western theater approaches in his lifetime and shaped his wording in his books through his experiences, has been discussed as the mentioned pathfinder. Instructor's invisible actor notion which contributed guidingly to the studies in Peter Brook's International Centre for Theatre Research is focused in this study. Physical exercises which Oida developed and cognitive substructure of the mentioned exercises are analyzed in the point of defining the invisible actor. While the mentioned notions being explained, samadhi, yin-yang, qi, tai and yu concepts which are indigeneus to East, have been reviewed. Exercises which the instructor have developed in intention of freeing the mind, is qualified to be solitarily done as needed by the passive actor in the quarantine period.Öğe TÜRKİYE’DE MEDİKAL İLLÜSTRASYON ALANINDA YAZILAN LİSANSÜSTÜ TEZLERE YÖNELİK BİR İÇERİK ANALİZİ(Düzce Üniversitesi, 2023) Songür Dağ, ElifMedikal illüstrasyon, sanat ve bilimin kesişiminde yer alan, çalışma alanı kısıtlı ancak kendi içerisinde oldukça derin ve zengin katmanları olan disiplinlerarası bir çalışma alanıdır. Dünyada köklü bir eğitimi olan ve meslek olarak da tanımlanmış bir alandır. Her ne kadar dünya çapında önemli Türk medikal illüstratörler olsa da alanda verilen akademik eğitim ülkemizde son derece sınırlıdır. Bununla birlikte medikal illüstrasyona olan ilgi ve merakın, son dönemlerde Türkiye’de artmakta olduğu gözlemlenmiştir. Bu gözlem doğrultusunda, bu araştırmada, medikal illüstrasyon alanında yazılan lisansüstü tezlere yönelik bir çalışma yapılmıştır. Araştırmanın evreni olan YÖK Tez Merkezinde konuyla ilintili anahtar sözcüklerle yapılan tarama sonucunda ulaşılan 17 tezin 16’sı yüksek lisans, biri doktora tezi örneklem olarak incelenmiştir. Disiplinlerarası bu alandaki tezlerle ilgili nicel veriler incelenmiş ve hangi bilim alanlarıyla ilişkilendirildikleri değerlendirilmiştir. Söz konusu tezlerle ilgili danışmanlar, jüri üyeleri ve araştırmacıların tamamı Türkiye’deki literatürde nispeten yeni sayılabilecek ve gelişmekte olan bu alana katkı sunmaktadır. Araştırmacıların, tezleri tamamlandıktan sonra ne oranda aynı alanda çalışmaya devam ettikleri incelenerek alana katkıları değerlendirilmiştir. Verilere dayalı yapılan analizler sonucunda, tıp ve sanat alanları arasında tam olarak disiplinlerarası bir çalışma sisteminin kurulamadığı, söz konusu tezlerin büyük çoğunluğunun güzel sanatlar alanları altında yer bulduğu tespit edilmiştir. Yine de tıp ve sanat alanlarından eşdanışmanlıkla yönetilen tezlerin de az da olsa varlığı saptanmıştır. Bu alanda yapılan doktora çalışmaları arttıkça, alandaki akademisyenlerin de yetkinliği ve donanımının artacağı araştırma makalesinin öngörüleri arasında yer almaktadır. Özellikle Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi gibi bünyesinde hem güzel sanatlar hem de tıp alanlarını barındıran üniversitelerde, kurulan yüksek lisans ya da doktora programları medikal illüstrasyon alanının Türkiye’de gelişmesine olanak tanıyacaktır.Öğe Türk Savunma Sanayi’nde Yaşanan Gelişmelerin Posta Pulları Üzerinden Değerlendirilmesi(Düzce Üniversitesi, 2023) Aycil, SerkanBu çalışma, Türk Savunma Sanayi’nde yaşanan gelişmeleri, posta pulları üzerinden sentezleyerek sunmayı amaçlamaktadır. Bu nedenle çalışmada deniz, kara ve hava araçlarını konu alan on bir farklı görsele yer verilmektedir. Görsellerin tür dağılımına bakıldığında kara aracı: Ana Muhabere Tankı (Altay), deniz araçları: Osmanlı Kalyonları, TCG Gemlik, Denizaltı Savunma Harbi ve Karakol Gemisi (MİLGEM). Hava araçları ise: Bleriot Keşif Uçağı, F-104 Jet Uçağı, Türk Havacılık ve Uzay Sanayi başlıklı tasarım, Taarruz ve Taktik Keşif Helikopteri (Atak), Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı (Hürkuş), İnsansız Hava Aracı Anka ve Bayraktar’dan oluşmaktadır. Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi üzerinden ilerletilmiş olan bu çalışmanın esasını yazılı ve görsel kaynaklar oluşturmaktadır. Yazılı kaynaklar, savunma sanayinde yaşanan gelişmeler ve bu alanda yayımlanmış olan istatistiki veriler ekseninde, görsel kaynaklar ise 1965-2017 yılları arasında Posta ve Telgraf Teşkilatı AŞ tarafından tedavüle çıkartılan posta pulları üzerinden şekillenmiştir. Bulgular; savunma sanayi yatırımları karşılığında Türkiye’nin yerli imkânlarla imal ettiği İHA teknolojisinin 2020 yılı itibarıyla 308 adedi aştığı, 2017’de ilk ihracatı gerçekleşen dört farklı modeldeki İHA teknolojisinin şu an için 7 ülkeye transferinin sağlandığı. 2022 yılı deniz, kara ve hava (askeri ve sivil) savunma sanayi yatırımları ihracat rakamının 3.188 milyon doları aştığı, alınan sipariş rakamının ise cari 8.797 milyon dolar civarında seyrettiği görülmektedir. Çalışmanın sonucunda; envantere kayıtlı bulunan ve Türk Savunma Sanayi’si açısından birer somut göstergeye dönüşen savunma teknolojisinin, yakın gelecekte uydu sistemleri ile entegre edileceği ve mevcut döngünün tamamlanacağı çıkarımında bulunulmaktadır.Öğe Ulusal ve Uluslararası Ölçekte Kapalı Konut Sitesi Çalışmalarının Bibliyometrik Profili(Düzce Üniversitesi, 2022) Akyol Altun, Didem; Bal, Eylem20. yüzyılın sonunda öncelikle Amerika’da, sonrasında dünya genelinde ortaya çıkan kapalı konut siteleri, öncekilerden farklı bir barınma modeli ve kentsel büyüme formudur. Bu doğrultuda, dünya literatüründe postmodernite, tüketim kültürü ve neoliberal politikaları içeren kuramsal bir çerçeve dâhilinde derin bir sosyolojik arka planla birlikte tartışılmaktadırlar. Fakat kapalı konut siteleri hakkındaki literatür üzerine veri dökümü yapan az sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu literatürün sistematik olarak incelenmesi konusundaki eksikliğin yanı sıra, buna ilişkin denemelerin üzerinden uzun bir zaman dilimi geçmiş olması, bir güncellemeye ihtiyaç olduğunu göstermektedir. Alandaki literatür 2000 sonrasında artan bir ivmeyle çoğalmış olsa da, son birkaç yılda araştırmacıların ilgisinin göreceli olarak azaldığı gözlenmektedir. Ancak kapalı konut siteleri kentler için önemini korumakta, kenti tüm boyutları ile dönüştürmeye devam etmektedir. Bu çalışmada, kapalı konut siteleri hakkındaki literatür bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmiş; elde edilen araştırma bulguları aracılığıyla, kapalı konut siteleri hakkında dünya genelindeki temel eğilimler, araştırma odakları, bağlantılar ve eksiklikleri ortaya konmuştur. Sonuç olarak, gerek uluslararası gerekse de ulusal literatürde son dönemde konuya olan ilginin azaldığı net olarak tespit edilmiştir. Ayrıca kapalı konut sitelerinin doğal alanlarda yarattığı tahribata dikkat çekilmesi ve farklı kulvarlardaki araştırmacıların alana ilişkin somut çözüm önerileri üzerine yoğunlaşması gerekliliği alandaki temel eksiklikler olarak ortaya konmuştur.Öğe USE OF DEATH IMAGE IN THE CONTEXT OF CHARACTER AND TIME/PLACE IN THE PLAY NAMED ROSENCRANTZ AND GUILDENSTERN ARE DEAD(Düzce Üniversitesi, 2016) Aksoy, NaciyeIn his plays, Tom Stoppard effectively uses knowledge of philosophy, linguistics and multiple disciplines. The relationship between the past and present in his theatrical scene is restructured by a density of images where linguistics, semiology, physics and philosophy intersect. Stoppard's scene is a space he opens to debate life and multi-faceted forms of human existence. In this direction, the 'human existence problem' in the philosophical plane constitutes one of the important traces of his plays. Stoppard re-establishes the 'human existence problem', which is open to debate on a philosophical level, in his play called 'Rosencrantz and Guildernstern Are Dead’, in such an intensity of imagery from beginning to end, through the mediation of man’s destiny with death. In the play, 'death image' becomes functional on the basis of Deterministic philosophy and the views of the German philosopher Martin Heidegger on existentialism. In this context, it can be seen that 'death image' is used effectively within the context of character and time/space in Stoppard’s abovementioned playÖğe TÜRK SİNEMASINDA BÜTÜNÜ YİTİRMEK: ANLAT İSTANBUL(Düzce Üniversitesi, 2023) Günevi Uslu, EvrenAnlatı biçimiyle öne çıkan çağdaş sinema sunduğu ve uyguladığı tekniklerle sinemaya yeni bir estetik boyut kazandırır. Filmsel zaman ve kronolojik zaman arasındaki ilişki anlatı sinemasında yeni bir yapı olarak yer almaktadır. Özellikle ön plana çıkan hikâyenin zamansallığı üzerindeki kronolojik ilişki ile klasik sinema anlayışının ötesine geçer. Doğrusal olmayan anlatılar ile parçalanmış bir anlatı sunarken zaman yaratımı ile sinema, modüler bir anlatı yapısına sahip olur. Bu açıdan değerlendirildiğinde epizodik anlatılar, çatallı anlatılar ve geleneksel olmayan anlatılar karmaşık bir film deneyimi sunmaktadır. Olay örgüsü ve anlatı arasındaki ilişki çağdaş sinemanın bu yönüyle klasik anlatı sinemasından ayrılmasını somutlaştırır. Klasik anlatının başı, ortası ve sonu olarak kurulan anlatı yapısı çağdaş anlatıda farklı bir yapı üzerinde düzenlenmektedir. Senaryo üzerindeki kronolojik değişimler anlatının farklı biçimlendirilmesine ve izleyicinin anlam arayışına neden olur. Hikâyenin bütünü üzerindeki zamansal değişimler, tekrarlayan görüntüler anlatıda uzamsal ve nedensel ilişki kurma çabasını da tetiklemektedir. Bu bağlamda değerlendirildiğinde doğrusal olmayan bu anlatı biçimleri sinema algısında bölümlendirmeye yol açmaktadır. Bu çalışmada beş farklı yönetmen tarafından çekilen Anlat İstanbul (2005) filmi örneği üzerinde, zaman ve anlatı arasındaki ilişki incelenerek Türk sinemasında doğrusal olmayan zamansal biçim değişimi örnek çalışma olarak ortaya konulmuştur.Öğe User Experience and Aspect of Reality In Interactive Documentaries(Düzce Üniversitesi, 2022) Tasa Yurtsever, Umut Burcu; Taneri, EkinDocumentaries have been related with the seek of reality since it is defined as a distinct narration category. Unlike fictional films, documentary films that try to mirror events in society objectively have had a more political stance towards issues regarding social and ecological problems and discriminations. With the advent of digital media technologies, interactive documentary has come to existence as a new form documentary. Under the category of interactive documentary, participatory and pluralist films have had the chance to meet the audience. This study focuses on the definition and classification of interactive documentaries, the transformation of the spectator into user and the role and experience of the user with respect to the perception of reality. A selection of documentaries from MIT Open Documentary Lab, which are all on social issues but utilize technology and interaction design differently, have been analyzed. Through the analysis of these films, we present a discussion on the transformation from audience to user, and how different qualities of documentaries might affect the perception of reality.Öğe TYCHE OR FORTUNA(Düzce Üniversitesi, 2016) Okan, EmreTyche is a Greek goddess that is respected as much as Olympians, although she is not an Olympian. She is the goddess of chance, fate and unexpected success. Many images and statues, which are mentioned by ancient writers such as Pausanias and Pindar with praise, reveal that how an important figure in the vast geographical area of Greek and Roman social world. The Goddess Tyche in Greece or Fortuna in Rome is also famous for bringing bad chance or events for people as well as good fortune. The goddess has generally been portrayed with her attributes such as mural crown which symbolize of her patronage of the cities, cornucopia which represent the fertility and abundance. Her descriptions with rudder or prow, which are seen in especially Roman eastern provinces Antioch, Caesarea, Berytus, Egypt and Asia Minor, are associated with the importance of maritime trade or river transportation. She had a small number of Temple, because she generally had to share her divinity with other deities. The most of her images are frequently depicted on the city coins. One of the most preserved statue of Tyche was come to light within the boundaries of Prusias ad Hypium ancient city in modern Konuralp or Üskübü in 1931. This statue, which is represented with a high crown with floral decoration, cornucopia that full of with many region-specific fruits, child god Pluto wealth , and a rudder that is held by Goddes' right hand, emphasize the agricultural important of the city. This statue is dated to 2nd century AD and now, it is exhibited in İstanbul Archaeology MuseumÖğe Üç Çığlık: Modernizmden Postmodernizme Görsel Çözümlemeler(Düzce Üniversitesi, 2024) Özeskici, EvrimModernizmle birlikte sanatta çeşitli kırılmalar başlamış, kimi sanatçılar eserlerini postyapısal ve varolusal problemlerin sorgulanmasına dönüştürmüştür. Etkili bir ifade ve eleştiri aracı olan çığlık edimi de bu bağlamda başvurulan unsurlardan biridir. Geniş bir kültürel etki alanına sahip olan Edvard Munch’un Çığlık isimli resmi bu araştırmada bir başlangıç noktası olarak alınmış ve resimde ortaya çıkan postyapısal söylemlerin izini sürmek amaçlanmıştır. Ayrıca sanatçıların çığlığı bir ifade aracı olarak kullanmalarının altında yatan nedenlerin açığa çıkarılması, araştırmanın bir diğer amacını oluşturur. Bu nedenle araştırmada Edvard Munch’un yanısıra eserlerinde çığlık edimini bir eleştiri olarak izleyiciye yansıtan ve kavramsal bir yapıda sorgulanmasını sağlayan Oscar Kokoscka, Francis Bacon ve Andy Warhol’un da eser analizlerine yer verilerek kapsam ve sınırlar genişletilmiştir. Bu sanatçıların eserlerinde topluma yönelik eleştirel bir sorgulama dili kullanmalarının bir sonucu olarak, insanın varlık problemine dönük güncel fikirleri desteklediği düşünülmektedir. Araştırmanın problemleri şu şekilde sıralanabilir: Çığlık ediminin hem sosyolojik yapıyla hem de felsefi bağlamda nasıl bir ilişkisi vardır? Postyapısal söylemler ve çığlığın yapıbozumu arasında nasıl bir ilişki vardır? Edvard Munch’un Çığlık isimli resmi modernizm ve posmodernizm açısından neden önem taşımaktadır? Edvard Munch, Oscar Kokoschka, Francis Bacon ve Andy Warhol’un eserlerindeki ortak noktalar nelerdir? Bu gibi sorulara aranan cevaplar ışığında postmodern söylemlerin neler olduğu anlaşılacaktır.Öğe Türkiye’de Müzik Endüstrisi Bağlamında Türk Halk Müziğinin Kitle İletişim Araçları ile Serüveni: Radyo ve Plak Dönemi(Düzce Üniversitesi, 2024) Kara, Hüseyin; Çakır, Mehmet SerkanBu çalışma, kitle iletişim araçlarından olan radyo ve plak teknolojisinde Türk halk müziğinin ne derece yer edindiğini tarihsel olarak irdelemektedir. Bu kapsamda çalışmada ilk olarak halk müziği hakkında genel bir çerçeve çizilmiş, sonrasında ise bu müzik türünün kurumsal olarak icra edildiği ilk yer olan radyo dönemine göz atılmıştır. Devamında ise konu kapsamı dolayısıyla müzik endüstrisi ve Türkiye’de müzik endüstrisinin gelişimi hakkında bilgiler verilmiş, halk müziğinin plak endüstrindeki yeri örneklerle sunulmaya çalışılmıştır. Son olarak ise Türkiye’de 1960’lı yıllarla birlikte revaçta olmaya başlayan dönemin popüler müzik türlerinden olan Anadolu Pop’un gelişim süreci araştırılmış ve bu müzik türü ile halk müziğinin ilişkisi seçilen örnek plaklar üzerinden incelenmeye çalışılmıştır. Nitel bir çalışma yöntemi benimsenen bu çalışmada doküman analizi yapılmış ve örnek plaklar dinlenerek içerik analizi gerçekleştirilmiş, hem radyonun hem de plak endüstrisinin halk müziğinin üretimine çeşitlilik sağladığı sonucuna varılmıştır.Öğe Türk Anıtlarında Bağlamın Biçim ile Kuruluşu(Düzce Üniversitesi, 2023) Kolbay, Sevda DuyguBiçim, uygarlık tarihinin her döneminde, nesnenin maddesel içeriğini üretmenin ötesinde, toplumlara ait varoluş değerlerinin aktarımı için yegâne araç olmuştur. Tarihin devingen işleyiş sürecinde her bir yeni sosyal-kültürel, toplumsal, ideolojik ve teknolojik gelişme önceki dönemlere ait biçim olasılıklarını tamamlar ve/veya değiştirir. Anadolu coğrafyasında, toplumsallığın yapısal tezahürleri Türk ulusal kimliğinin baskın izlerini taşımaktadır. Bu çalışmada, nesnenin yapısallığının özündeki imgesel referanslarla bütünleştirildiğinde okunaklı olabileceği argümanı üzerinden, Türk anıtlarında biçim ile tanımlanmış olan bağlamsal karşılığı araştırmak hedeflenmektedir. Bu amaçla, yazınsal ve görsel kaynaklardan toplanan verilerin tümel düzen içinde yorumlanıp, ortaya çıkan örüntüler üzerinden çeşitliliğinin irdelenmesine dayalı nitel bir çalışma yöntemi izlenmiştir. İçerik, Selçuklu, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti Dönemi anıtlarının meydana getirdiği çeşitlilik özelinde ele alınmıştır. Çalışmada, dizge aktarımı kronolojik olarak gelişim gösterse de Anadolu-Türk kimliğini yansıtan biçim özelliklerinin belirginleştiği veya kırılmalara uğradığı inşa edimleri, yanıtların arayışında geniş bir söz alanı oluşturmaktadır. Anlamı taşıyan ifade değerinin tasarlanarak veya zamanla çağrışımsal olarak ortaya çıkışındaki ontolojik çeşitlilik, Türk mimari eserleri ve Türk sanat yapıtları başlıkları altında toplanmıştır. Türk mimarisinde, yapısal öğelerin düzeni ve çeşitliliği ile inşa edimi biçimin kökenlerine dair referanslar içermektedir. Türk sanatında ise, anlam aktarımının biçimsel araçları, bezeme ve bağımsız plastik öğeler ile farklı anlamsal karşılıkları yakalamaktadır. Bu başlıklardan elde edilen çıkarımlar doğrultusunda ortaya çıkan kuram ve bulgular, biçim ile taşınan koşut değerlere dayalı örtük bilgi üzerinden kuramın dönüşümünde etkili önemli tartışma alanlarını görünür kılmaktadır.Öğe TRANSHÜMANİZM BAĞLAMINDA BİR YAPAY ZEKÂ SANATÇI UYGULAMASI: OBv2(Düzce Üniversitesi, 2020) Ballı, ÖzgürBu çalışma dijitalleşen kültürün oluşmasıyla birlikte varlığını her geçen gün güncelleştirerek ortaya koyan dijital sanatın bugün geldiği nokta ve yarın varacağı uzamlara odaklanmaktadır. Bu bağlamda dijital sanatın geldiği noktalara ve varacağı uzamlara transhümanist felsefeyle ulaşma hedefinde olduğu görüşü üzerine durulmuştur. İleri düzey teknolojik gelişimlerle birlikte ortaya çıkan bu yeni kavramlara doğru evrilmeye başlayan düşünce biçimlerimizin sanata olan bağlantıları üzerine yapılan bir araştırma-uygulama özelliği taşımaktadır. Yapılan araştırma ve uygulama süreci sonrasında posthümanizm idealinin radikal bir kolu olarak nitelendirilen transhümanist bir hareket fikri ile yola çıkılarak sanat/sanatçı kavramları yapay zekâya sahip bir algoritma ile ele alınmıştır. Ek olarak OBv2 olarak isimlendirilen bu sanat eserleri üreten yapay zekâ algoritmasının teknik çözümlemesi, yapım-üretim aşaması ve sonrasında algoritmanın oluşturduğu sanatsal uygulamalara yer verilerek yeni, gelecekçi ve ütopik çıkarımlarda bulunulmuştur.Öğe THE PLACE AND IMPORTANCE OF NATURE’S ELEMENTS AND PROCESSES IN ENVIRONMENTAL ART(Düzce Üniversitesi, 2020) Gökova, HamdiEnvironmental art is popular and on the agenda just like Street art today as Outdoor Art. Festivals and workshops are held on this subject. Environmental art, like other alternative art movements in the 1960s, emerged as an anti-capitalist attitude resulting from the questioning of the existing art system, and non-tradability and ephemerality form the basis of these works. In Environmental art, which has a rich variety of materials and expressions, showing parallels with the alternative movements of the period (Minimalism, Arte Povera, Conceptual Art, etc.), there have been artists who directly turned to natural events and processes. Focusing on nature itself and its cycle, these artists emphasized the parallels and contradictions in the relationship of man with nature in their works and brought a critical approach to the separation of art from life and man from nature. Even more so today, unplanned urbanization, global warming and current environmental problems have become the main topics of this art movement. This study aims to question the connections of human beings with art-life-nature through the works of a number of artists focusing on nature's own process and events within the broad concept of the Environmental art.Öğe THE THINGS THAT PISTOLETTO MAKE US THINK US AND THE REFLECTIONS IN THE MIRROR(Düzce Üniversitesi, 2017) Özcan, ŞefikMichelangelo Pistoletto, one of the figures of art povera, performed a performance on WNH gallery in Paris on October 20, 2016. In his performance, Pistoletto was breaking twenty three big framed mirrors on the walls in the gallery space with a sledgehammer in front of the audience. We were reading the word “respect” in the most spoken languages of the world painted in different colors behind every broken mirror. The basic theoretical frameworks of the Lacanian psychoanalysis have been considered as essential reference points in this article in relation to an idea of attempting to read by comparing the performance of Pistoletto with two popular examples from cinema history. Besides, the main conceptualizations of contemporary art have been tried to be criticized with respect to the present and the relation of "now" with the time and space of today and with the issue of alterity in contemporary art marketing system