Yazar "Erdoğan, Suat" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 7 / 7
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Analysis Of Contemporary Approaches to The Punishment of Cutting Off Hand(Gumushane University, 2025) Erdoğan, SuatVerse 38 of Surah Al-Maidah stipulates the punishment of amputation for the crime of theft. There are differences of opinion among Islamic legal schools regarding the elements and conditions of the crime in question. However, the prevailing opinion on this issue is that the punishment of hand amputation is not applicable for all theft crimes. While the discussions on the hand amputation penalty in the classical period were limited to the elements and conditions of the crime, in the contemporary period, under the influence of modernity, it is seen that alternative punishment suggestions to the hand amputation penalty have been expressed on certain grounds. The efforts of classical thinkers to portray the crime of theft as different from what it is, to defend the punishment of amputation of hands, show how effective the challenges of modernity are. In the notification, evaluations are made about the opinions expressed in favor and against the hand amputation penalty in the contemporary period.Öğe İslam Aile Hukukunda Şiddetli Geçimsizlik (Şikâk) Durumunda Hakem Tayini ve Tayin Edilen Hakemlerin Yetkileri(Düzce Üniversitesi, 2017) Erdoğan, SuatKur’an’da şiddetli geçimsizlik sebebiyle boşanma durumunagelenleri uzlaştırmak için tarafların ailelerinden birer hakem tayiniönerilmektedir. Bu makale, son dönemlerde aile meclisi olarak da nitelendirilen,hakem heyetinin yetki ve sorumluluklarını incelemektedir. Öncelikle, NisaSuresi 35. Ayeti kapsamında klasik ve çağdaş tefsirlerde dile getirilendeğerlendirmelere yer verilmekte, daha sonra Sünnet’teki uygulamalar elealınmaktadır. Fıkıh ekollerinin konuyla ilgili yaklaşımları, özellikle taraflarıuzlaştırmak için görevlendirilen hakemlerin, re’sen tefrik yetkilerinin olupolmadığı konusundaki tartışmalar irdelenmektedir. Bu kapsamda 1917 tarihli AileHukuku Kararnamesi’nce Mâlikî fıkıh ekolünün görüşü doğrultusunda yapılandüzenleme değerlendirilmektedir. nbsp;Öğe Kur’an ve Sünnetteki Konuyla İlgili Nasların Suç ve Cezada Kanunilik İlkesi Açısından Değerlendirilmesi(Düzce Üniversitesi, 2020) Erdoğan, SuatModern ceza hukukunun evrensel ilkelerinden kabul edilen kanunilik ilkesi, genel olarak tüm hukuk sistemleri tarafından kabul görmektedir. Bir kısım suç ve cezaların belirlenmiş olması yönüyle Hammurabi ve Roma Kanunlarına kadar eskiye dayanan bir geçmişinden söz edilse de ilkenin, aydınlanma çağı ile suçlu hakları kapsamında öne çıktığı görülmektedir. Kanunilik ilkesi süreç içerisinde çeşitli uluslararası sözleşmelerle birlikte birçok ülkenin yasalarında da yer almıştır. Bu çalışmada İslam hukukunun temel kaynakları Kur’an ve Sünnet açısından kanunilik ilkesi araştırma konusu yapılmaktadır. İlkesel ve uygulama çerçevesinde Kur’an ve sünnette var olan örnekler üzerinden konunun değerlendirilmektedir. Ceza vermeden önce bilgilendirme ve uyarıda bulunma, adalet ve doğal hukuk anlayışının da bir sonucudur. Bu esastan hareketle, çalışmada adalet ve hukuku her alanda öne çıkaran Kur’an ve sünnet metinleri üzerinde ilkenin izleri araştırılmaktadır.Öğe Osmanlı Hukukunda Farklı Fıkhî Görüşlerin Tercih Edilmesi: Ölüm Cezası Örneği(Mardin Artuklu University, 2024) Erdoğan, SuatBu çalışmada Hanefî fıkıh ekolü başta olmak üzere diğer fıkıh ekollerinin görüşlerinin Osmanlı ceza hukukuna yansımaları araştırılmaktadır. Hanefî mezhebinde kısasın affedilmesi durumunda herhangi bir cezadan söz edilmemesine karşılık, Şâfiî ve Mâlikîlerde, kamu otoritesine faile ta‘zîr cezası verme yetkisi tanınmaktadır. Osmanlı hukukunda da benzer bir şekilde faile ta‘zîr cezası verildiği arşiv kayıtlarından anlaşılmaktadır. Çalışmada Osmanlı ceza hukukunda ayrı bir anlam kazanan “sa‘y bi’l-fesad” suçlamasıyla çok sayıda farklı suç için “siyaseten katl” cezası verilmesi klasik Hanefî doktrini açısından incelenmektedir. Bu kapsamda öncelikle zındıklık ve Hz. Peygamber’e hakaret suçları hakkındaki uygulamalar kanunnâmeler, fetvâ mecmuaları ve arşiv kayıtları üzerinden araştırılmakta ve söz konusu suçlar için uygulanan cezalar, Hanefî fıkıh ekolü başta olmak üzere diğer fıkıh ekollerinin görüşleri ile karşılaştırılmaktadır. Dönemin sosyal ve siyasî şartlarının etkisiyle, Hanefî mezhebi içerisindeki zayıf görüşlerin tercihi ve sözü edilmese de diğer mezheplerden yapılan iktibaslarla, Osmanlı ceza hukukunda klasik Hanefî doktrinine göre cezaların ağırlaştırıldığı anlaşılmaktadır.Öğe Ta‘zîr Suç ve Cezalarının Kanunilik İlkesi Açısından Değerlendirilmesi(2023) Erdoğan, SuatKanunilik, ceza hukukunun esaslarından ve hukukun evrensel ilkelerinden birisi olarak kabul edilmektedir. “Kanunsuz suç ve ceza olmaz” şeklinde formüle edilen ve kişilerin suç işlemeden önce karşılaşacakları ceza hakkında bilgi sahibi olmaları anlamına gelen ilke, adalet ve tabii hukuk anlayışının bir sonucudur. Tarihi derinliği konusunda görüş ayrılıkları bulunmakla birlikte, kanunilik ilkesi Orta Çağ ceza uygulamalarındaki keyfiliğe bir tepki olarak gündeme gelmiş ve uluslararası birçok sözleşme ile ülkelerin anayasa ve kanunlarında yer almıştır. Başlangıçta daha katı bir biçimde uygulama bulan ilke, zamanla daha esnek bir yapıya dönüşmüş ve kanunlarda yer almasa da bazı suçların cezalandırılabileceği anlayışı ortaya çıkmıştır. İslâm hukuk düşüncesinde suç ve cezalar üç ana başlıkta ele alınmaktadır. Kur’an ve sünnette açıklanan suç ve cezalar kısas ve had kapsamında değerlendirilirken, açıklanmayanlar ta‘zîr olarak adlandırılmaktadır. Ta‘zîr kapsamındaki suçların cezasını belirleme yetkisi devlet başkanı ve hâkimlere bırakılmıştır. Kur’an ve sünnette açıklanan suç ve cezaların belli sayı ile sınırlı olması, ta‘zîr konusuna geniş bir alanın bırakılması anlamına gelmektedir. Ayrıca suçun unsur ve şartlarındaki eksiklikler sebebiyle uygulanmayan kısas ve had suçları için de ta‘zîr cezasının söz konusu olması ve tarihi süreç içerisinde ortaya çıkan yeni suç türleri hesaba katıldığında, ta‘zîrin kapsam alanının oldukça geniş olduğu anlaşılmaktadır. Ta‘zîr suç ve cezaları bu derece geniş bir alana sahip olmasına rağmen, klasik fıkıh kitaplarında konuya sınırlı oranda yer verilmektedir. En kapsamlı kaynaklarda dahi kısas ve had konuları oldukça detaylı olarak ele alınırken, ta‘zîre ayrılan yer birkaç sayfayı geçmemektedir. Kanaatimize göre ta‘zîr suç ve cezalarını belirleme yetkisinin siyasi otoriteye bırakılması, klasik fıkıh kaynakları açısından içtihada dayalı hukuki birikimin oluşmasını engellemiştir. Ancak Osmanlı döneminde ta‘zîr suç ve cezaları kapsamında fıkhi bir zenginlik ortaya çıkmıştır. Genel olarak kısas ve had cezaları hakkında kanunilik ilkesi açısından herhangi bir tartışma söz konusu edilmezken, ta‘zîr cezalarında kanunilik ilkesinin gözetilmediği konusunda genel bir kanaat bulunmaktadır. Bu konudaki eleştiriler ta‘zîr ile sınırlı olsa da ta‘zîr suç ve cezalarının kapsam alanının genişliği hesaba katıldığında, söz konusu eleştiriler önem kazanmakta ve bir anlamda İslâm ceza hukukunun bütününe yönelik hâle gelmektedir. Klasik kaynaklarda doğrudan kanunilik ilkesi hakkında bilgiye rastlanmaması doğaldır. Ancak İslâm hukukunun temel kaynaklarından Kur’an ve sünnette söz konusu ilke ile paralellik gösteren ifadeler bulunmaktadır. Bu bağlamda, Kur’an’da peygamber göndermeden cezalandırmanın söz konusu olamayacağını ilkesel olarak ortaya koyan ayetlerin yanında bazı suçlar için ceza öngörüsünde bulunulmaktadır. Ayrıca kanunilik ilkesinin doğal bir sonucu olan kanunların geçmişe yürümemesi ilkesini doğrulayan birden çok örnek de Kur’an’da yer almaktadır. Peygamber’in (s.a.s.) uygulamaları da Kur’an’ın bu konudaki prensipleri ile paralellik göstermektedir. Klasik İslâm hukuku kaynaklarındaki öğretiden farklı olarak Osmanlı uygulamasında ta‘zîr kapsamındaki bir kısım suç ve cezaların kanunnameler yoluyla belirlenmesi, kanunilik ilkesi açısından olumlu bir gelişme olarak kabul edilmektedir. Osmanlı ceza hukuku uygulamalarındaki söz konusu tecrübeden hareketle, ta‘zîr kapsamındaki suçların cezalarının önceden belirlenmesi, İslâm ceza hukukuna kanunilik ilkesi açısından yöneltilen eleştirileri ortadan kaldıracaktır. Kur’an ve sünnetin prensipleri ile de paralellik gösteren bu anlayış, günümüz hukuk düşüncesi açısından tercih olmanın ötesinde zorunluluk hâlini almıştır. Tüm suçların belirlenmesinin imkânsızlığı sebebiyle kanunda belirlenmeyen, ancak suç kapsamında değerlendirilmesi gereken fiillerin klasik ta‘zîr anlayışı içerisinde cezalandırılması, ta‘zîr düşüncesinin kanunda yer almayan fiillerin cezasız kalmaması konusunda önemli bir görev üstlenebileceği anlamına gelecektir.Öğe THE EVIDENCE SYSTEM AND THE COMPLETENESS AUTHORITY ON ISLAM INTEREST(Düzce Üniversitesi, 2017) Erdoğan, SuatThis article deals with the procedural law, the evidence systems and the discretion of judges in Islamic nbsp;reasoning law. It is prevailing that Islamic reasoning law adopts the system of legal evidence. However, there are nbsp;also opinions which advocate the system of evidence freedom and entitle to appreciation for judges. This nbsp;approach, which is also representative within the classical Islamic jurists, has recently been defended by some nbsp;contemporary Islamic jurists. In the article, the debates around the evidence systems in Islamic reasoning law nbsp;and the existence of judges' discretionary powers are evaluated accordingly.Öğe The Principle of Individualization of Punishments in Islamic Law(Anadolu İlahiyat Akademisi, 2024) Erdoğan, SuatThe principle of individualization of punishment, which means adapting the punishment to the personality of the criminal, has taken its place in the concepts of contemporary criminal law, along with other principles. In the study, the historical process of the principle of individualization of punishment and the conceptual framework of the principle are revealed. Although it is incompatible with the principles of legality and equality of classical doctrine, "personality of the criminal" has taken its place in today's criminal law as a legal concept and individualization in punishment has been accepted as a principle in contemporary criminal law. Although the individualization of punishment is the subject of many academic studies in general, as far as we can detect, there is only an academic article limited to the crime of adultery in Islamic criminal law. In this study, the principle of individualization of punishment is examined in more detail over the whole of Islamic law. It has been determined that there are data that can be evaluated within the scope of individualization of punishment in the Quran and sunnah, the primary sources of Islamic criminal law. The article also discusses the individualization of punishment through two examples of tazir (punishment left to the discretion of the administrator or judge, other than hadd and retaliation penalties) in Islamic law. The first of these is the punishment predictions that vary according to the social status of the criminals in tazir penalties, and the second is the fines that vary according to the economic status of the people in the Ottoman codes. In the context of tazir punishments, the prediction of punishment varying according to the social status of the criminals can be considered an important example of the individualization of punishment, on the grounds that the deterrent effect of the punishment will vary according to the social status of the individuals. However, according to this understanding, while the heaviest penalties are prescribed for the lower segments of society, it is not possible to accept the gradual easing of the sentences of the upper segments in terms of justice and equity. Although the determination of fines in statutes is often criticized as the absence of financial penalties in Islamic criminal law, the policy of financial penalties, which vary according to people's ability to pay, has gained more supporters in recent years. In fines where people's economic situation is not considered, the painful nature of the punishment loses its meaning. Because while the same amount of fine for any crime is extremely painful for some, it is not even possible to define it as a punishment for the wealthy. The different punishment regulations included in the Ottoman Code of Laws, varying according to the economic status of the criminals, are an important example of adapting the punishment to the personality of the criminal.