Yazar "Dönmez, Abdullah Hüseyin" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Abiotic Plant Stresses in Central Anatolian Aridlands(Duzce University, 2024) Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yıldız, OktayPrevealing stress factors affecting plant performance in the Central Anatolian arid lands are drought, heat, frost, salt and lack of usable forms of some nutrients. Although the region is climatically arid, seasonal drought is frequently observed. Although not throughout the region, saline soils cause problems in some bottom lands, especially as sodic soils. Among the nutrients, the scarcity of the usable form of phosphorus iron, copper and zinc stand out. Since the success of afforestation efforts in the region has so far been explained by silvicultural practices, most mechanisms limiting plant growth have not been understood. Therefore, studies on ecological and physiological stress factors that limit plant growth can increase the success of restoration efforts in the region.Öğe Biyosferde Su Döngüsü ve Bitkiler Tarafından Suyun Alınma Mekanizmalar(Düzce Üniversitesi, 2022) Sargıncı, Murat; Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yıldız, OktayDünya yüzeyinin %75’ini su kaplamakta ve bu değer toplam dünya kütlesinin sadece yaklaşık 4500 de 1’ini oluşturmaktadır. Su bütün canlılar için mutlaka gerek duyulan bir yaşam sıvısıdır. Çünkü bütün fizyolojik olaylar su ortamında oluşur. Aynı zamanda suyun ekolojik önemi, bitki türlerinin dünya üzerindeki dağılışlarında da çok önemli bir rol oynar. Yaşamın temeli olarak bilinen protoplazmayı da yine çoğunlukla su oluşturur. Bitkilerin yapıları incelendiğinde yapılarının %80-90 civarında sudan, geri kalan kısmının ise kuru maddeden oluştuğu görülmektedir. Hatta bu kuru maddenin hemen hemen 1/3’ünü de özümlemede oluşan su içermektedir. Dolayısıyla yaşamın devamlılığından, yaşam formlarının biyosfer üzerindeki dağılışına suyun büyük bir önemi bulunmaktadır. Bu yaşam formlarından biri olan bitkilerin ihtiyaç duyduğu suyu hangi mekanizmalar ya da kuvvetlerle alabildiğini bilmek ormancılık faaliyetlerinden, tarımsal faaliyetlere, bitki koruma faaliyetlerinden bitki yayılışlarının incelenmesine birçok alanda alınacak kararlarda stratejik bir öneme sahiptir.Öğe Ecotoxicological Effects of MPs as Emerging Micropollutants: Examination of Biomarkers, Current State, and Future Perspectives(Springer Science and Business Media Deutschland GmbH, 2025) Keles, Emine Seda; Özgenç, Enes; Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yildiz Töre, GünayKnown ubiquitously, including in terrestrial and aquatic ecosystems, microplastics (MPs) are pollutants of concern and their harmful effects pose a growing threat. MPs, especially when considered together with increasing pollution and destructions in the ecosystem, cause deterioration of ecosystem functions and structure, raising concerns about possible negative effects on the environment. The environmental effects of microplastics, which increase especially rapidly in different environmental conditions, have been still discussed by many researchers today. While studies generally focus on the increase and effects of MPS in the oceans and seas, there is still a knowledge gap regarding its status and effects in freshwater and soil. Therefore, it is very important to evaluate the effects of MPs on both terrestrial and aquatic ecosystems. The toxic compounds used as additives in the formation of microplastics absorb the pollutants in the environment during their stay in the land and aquatic environment and then may cause the development of microorganisms in these areas or threaten the environmental media by being directly assimilated by organisms. Therefore, this situation creates an ever-increasing danger and risk potential for ecosystems, and especially their sustainable presence on land and water creates negative effects on human health and the ecosystem. So, in this context, this book section aims to define MPs pollution in terrestrial and aquatic ecosystems and to determine the ecotoxicological effects observed in ecosystems. In addition to the presence and potential effects of microplastics in soil and clean waters, their effects on human-food security, animal, ecosystem, and human health will be focused on. At the same time, biomarkers of microplastics that cause oxidative stress and damage to microalgae will be investigated. In addition, it is also aimed to present the current challenges and perspectives for future research in the context of microplastics and their effects, which are also known as worrisome. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved.Öğe Effects of land use change on physical and chemical properties of soil: The case of Western Black Sea(Cankiri Karatekin University, 2024) Dönmez, Abdullah Hüseyin; Baş, Eren; Yılmaz, Neslihan; Sargıncı, MuratBackground and aims The aim of this study is to investigate the physical and chemical effects of the conversion of forested areas to agricultural areas on soil structure in Akçakoca district located in the Western Black Sea Region of Türkiye. Methods In the study, a total of 7 different land use types were determined, including 2 natural forest areas and 5 different areas that were forest land in the past but have been transformed. Soil sampling was carried out in each land use type. Physical and chemical analyzes were carried out in these soil samples. Results According to the results of the study, the highest bulk density and sand content values were determined in the agricultural area and the highest skeleton content was determined in the pasture area. In terms of soil reaction, it was determined that industrial plantation and pasture areas were close to neutral alkaline, while electrical conductivity was highest in the pasture area. Total lime was higher in the land types that were subjected to change. Organic matter, total carbon, nitrogen and cation exchange capacity (CEC) values were highest in the pasture area. Conclusions Uncontrolled land use causes many problems. However, today, such problems are ignored in small habitats, thus their number is increasing. Descriptive research such as this study should be carried out in more sample areas and the measures that can be taken should be reported to the decision-makers to ensure control.Öğe İç Anadolu Kurak Sahalarında Ağaçlandırma Başarısını Sınırlandıran Etmenler(2025) Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yıldız, Oktayİç Anadolu’nun kurak sahalarındaki cılız bitki örtüsü uzun yıllardır hayvan ve insan baskısıyla aşırı derecede tahrip olmuştur. İklim değişikliğinin de etkisiyle bölge rüzgar erozyonu, kuraklık ve çölleşme tehdidi altındadır. Gerek sosyolojik gerek ekonomik gerekse ekolojik nedenlerden dolayı tahrip olmuş bu ekosistemlerin acilen restorasyonuna ihtiyaç vardır. Bu amaçla bölgede 1950’lerden beridir ağaçlandırma çalışmaları yapılmaktadır. Fakat bitki yetişmesi açısından oldukça çetin koşullara sahip yöredeki çalışmalarda başarı oranı oldukça düşük, maliyetli ve uzun zaman almaktadır. Bu nedenle yörede şimdiye kadar yapılan çalışmalardan elde edilen bulgular doğrultusunda ağaçlandırma başarısını sınırlandıran ana etmenler değerlendirilmiş ve uygulamacılara çözüm önerileri sunulmuştur.Öğe İç Anadolu kurak sahalarında dikim çukuru, hümik asit ve jasmonik asit uygulamasının, Toros sediri (Cedrus libani), karaçam (Pinus nigra), kızılçam (Pinus brutia), badem (Amygdalus communis) ve iğde (Elaeagnus angustifolia) fidanlarının tutma ve büyüme başarısına etkisi(Düzce Üniversitesi, 2024) Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yıldız, OktayBu çalışmanın amacı İç Anadolu'nun kurak bölgelerinde yapılan ağaçlandırma çalışmalarında fidanların tutma ve büyüme performanslarını arttırmak için dikim çukuru derinliği, hümik ve jasmonik asit işlemlerinin bazı ağaç türlerinde denenmesidir. Çalışmada karaçam, kızılçam ve sedir ile yapraklılardan iğde ve badem kullanılmıştır. Denemede blok deseni içinde faktöriyel desen kullanılmıştır. Bloklar Karapınar, Sazlıpınar ve Ayrancı yöresindeki ağaçlandırmaya tahsis edilmiş sahalarda oluşturulmuştur. Faktörlerden ilki fidanların yastık üzerindeki dikim yerleri olup iki farklı derinlikten oluşmaktadır; 1-Bakanlığın uygulaması (U= yastığın orta kısmı), 2- pulluklarla açılan şerit üzerinde oluşturulacak hat boyunca 40-50 cm derine dikimi (D) içermektedir. Hümik asit (HA) ve jasmonik asit (JA) ise ikişer dozdan oluşmaktadır (H= yüksek, L = Düşük). İşlem ünitelerinde büyüme mevsimi boyunca arazideki hacimsel nem içerikleri periyodik olarak ölçülmüştür. Dikim bloklarına ait toprağın tarla kapasitesi ve solma noktasındaki nem değerleri belirlenmiştir. İkinci büyüme dönemi sonunda fidanların tutma oranları ile çap ve boy ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Her sahada beş olmak üzere toplam 15 profil çukuru açılmış 0-150 cm arası 30'ar cm'lik derinlik kademelerinde örneklenerek toprağının fiziksel ve kimyasal özellikleri değerlendirilmiştir. Ayrıca her işlem ünitesinden alınan yaprak örneklerinde kuraklık stresinin belirlendiği; Fotosentetik parametreler, bağıl su içeriği (RWC), lipid peroksidasyonu, H2O2 miktarı ve antioksidan enzim miktarları gibi bazı fizyolojik ve biyokimyasal ölçümler yapılmıştır. Fidanların derine dikildiği çukurlarda toprak neminin nisandan eylüle kadar geleneksel dikim yapılan kısımlara oranla yaklaşık %50 daha fazla olduğu belirlenmiştir. Derin dikim yapılan kısımlarda yine fidanların büyüme oranlarının önemli oranda yüksek olduğu belirlenmiştir. Hümik ve jasmonik asidin fidan performansına etkisi birbirlerinin oranları ve dikim çukuru derinliğine bağlı olarak değişmektedir. Çalışma verileri bu tür kurak sahalarda fidanların derine dikilmesinin başarı şansını arttıracağını göstermektedir. Elde edilen sonuçların yöredeki uygulamalamacılar tarafından değerlendirilerek kurak bölge ağaçlandırmalarında başarının artmasına katkı sağlaması beklenmektedir.Öğe İstanbul Kent Ormanında Arazi Kullanım Yoğunluğuna Bağlı Toprak Özelliklerinin Değişimi(2021) Yıldız, Oktay; Dönmez, Abdullah Hüseyin; Sargıncı, Murat; Yeşil, Zeynep BengisuBu çalışmada rekreasyon alanlarında orman toprağının farklı kullanım koşullarına bağlı fiziksel ve kimyasal özelliklerindeki değişim araştırılmıştır. Bu kapsamda İstanbul Hekimbaşı Kent Ormanı içerisinde bulunan farklı kullanım şekillerinin olduğu alanlardan iki farklı toprak derinliğinde toprak örneklemesi ve toprak yüzeyinden ölü örtü örneklemesi yapılmıştır. Sahadaki yoğun kullanıma bağlı olarak toprak hacim ağırlığı, iskelet miktarı, toprak reaksiyonu (pH) ve kum oranının arttığı, topraktaki inorganik karbon (IOC), organik karbon (OC), organik madde (OM), azot (N) oranları ve hektardaki toplam miktarları ile birlikte katyon değişim kapasitesinin (KDK) ve ölü örtü miktarının azaldığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak insan kullanımının daha yoğun olduğu alanlarda toprağın verimliliği ve sürdürülebilirliği üzerinde olumsuz etkilere neden olduğu belirlenmiştir. Bu etkilerin en aza indirilmesi için alanın taşıma kapasitesinin toprak özelliklerine en az düzeyde zarar verecek şekilde planlanması gerekmektedir. İnsanların tam alan yerine sahadaki belirli noktaları kullanması, yürüyüş yolları dışındaki alanlara insan girişlerinin azaltılması en başta alınacak önlemler olarak düşünülmektedir.Öğe Jips ve kükürt uygulaması yapılan tuzlu-sodik İç Anadolu sahalarında iğde (Elaeagnus angustifolia L.), ılgın (Tamarix smyrnensis Bunge) ve akkavak (Populus alba L.) fidanlarının tutma ve büyüme başarısı(2023) Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yıldız, Oktayİç Anadolu’daki önemli bir kısım vadi tabanı tuzlu-sodik toprak özelliği göstermektedir. Bu çalışmada jips ve kükürt uygulaması ile tuzlu-sodik topraklardan fazla sodyumun yıkanarak toprağın iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Toprağa kimyasal işlemler uygulandıktan sonra ılgın (Tamarix smymensis Bunge), iğde (Elaeagnus angustifolia L.) ve akkavak (Populus alba L.) fidanları dikilerek yaşama oranları ve büyüme performansları takip edilmiştir. Üç yaşındaki fidanlar 2013 sonbaharında dikilmiş ve 2017 Eylül sonunda ılgın ve akkavağın yaşama oranlarında işlemler arası önemli bir fark bulunmazken iğde fidanlarında kontrol sahalarında diğer işlemlere göre %51 oranında daha fazla kayıp verdiği görülmüştür. İşlem farkı gözetmeksizin tür bazında bakıldığında ise dördüncü yılın sonunda %78’lik oranla en fazla yaşama oranı ılgında görülürken en düşük yaşama oranı ise %13 ile akkavakta görülmektedir. İğde jips ve kükürt uygulanan sahalarda kontrol sahalarında göre %18 daha fazla boy artımı yaparken ılgın ve akkavak fidanlarında işlemler arası değişkenlikten çok fazla olmasından dolayı işlemler arası fark belirlenememiştir. İğde fidanlarının çap ortalaması da jips ve kükürt uygulanan sahalarda ortalama 10 mm, ılgın fidanlarında 7,5 mm, akkavak fidanlarında ise 4,5 mm olarak belirlenmiştir.Öğe Jips ve kükürt uygulaması yapılan tuzlu-sodik iç anadolu sahalarında iğde (Elaeagnus angustifolia L.), ılgın (Tamarix smyrnensis bunge), akkavak (Populus alba L.) fidanlarının tutma ve büyüme başarısı(Düzce Üniversitesi, 2019) Dönmez, Abdullah Hüseyin; Yıldız, Oktayİç Anadolu'daki vadi tabanlarının önemli bir kısmı tuzlu-sodik toprak özelliği göstermektedir. Bu çalışmada jips ve kükürt uygulaması ile tuzlu-sodik topraklardan fazla sodyumun yıkanarak toprağın iyileştirilmesi amaçlanmıştır. Toprağa kimyasal işlemler uygulandıktan sonra ılgın (Tamarix smymensis Bunge), iğde (Elaeagnus angustifolia L.) ve akkavak (Populus alba L.) fidanları dikilerek yaşama oranları ve büyüme performansları takip edilmiştir. Üç yaşındaki fidanlar 2013 sonbaharında 1,5 X 1,5 m aralıklarla deneme ünitelerine dikilmiştir. 2015 Eylül sonu fidanların yaşama oranları belirlenerek boy ve çap ölçümleri gerçekleştirilmiştir. İkinci büyüme sezonu sonunda %80 'lik bir oranla en fazla yaşama yüzdesine ılgın türünün sahip olduğu belirlenmiştir. Akkavak bütün işlem alanlarında ortalama %36'lık bir yaşama yüzdesi göstermiştir. İğde jips ve kükürt uygulanan sahalarda 50 cm boy büyümesi yaparken kontrol sahalarında sadece 25 cm boy büyümesi yapabilmiştir. İğde fidanlarının çap ortalaması da jips ve kükürt uygulanan sahalarda 9.3 mm olarak ölçülürken kontrol sahalarında bu değer 5 mm olarak kaydedilmiştir. Akkavak ise jips ve kükürt uygulanan alanlarda kontrol sahalarına göre %42 daha fazla büyüme gerçekleştirmiştir. Ilgının büyümesi bakımından ise sahalar arasında istatistiki olarak önemli bir farklılık bulunamamıştır. Denenen türlerden de iğdenin bütün sahalarda en iyi yaşama oranını ve büyüme performansını gösterdiği ortaya çıkmıştır.Öğe Kokar Ağacın (Ailanthus altissima (Mill.) Swingle) İç Anadolu Kurak Saha Ağaçlandırmalarında Kullanımı(Düzce Üniversitesi, 2021) Yıldız, Oktay; Dönmez, Abdullah Hüseyin; Sargıncı, Murat; Çetin, BilalBu çalışmada Çalışmanın amacı İç Anadolu kurak sahalarında kullanılan kokar ağaç fidanlarının erken yaştaki gelişimini belirlemektir. Bu amaçla Aksaray ve İncesu civarında bulunan yedi yaşındaki kokar ağaç ağaçlandırma sahalarından 2020 yılı yaz sonunda örneklemeler yapılmıştır. Örnekleme alanlarında fidanlarının yaşama oranları, boy ve çap değerleri, son beş yıllık boy artımı kaydedilmiştir. Sahaların toprak özelliklerini belirlemek için ilk 30 cm derinlikten ve her sahadan açılan toprak profillerinden örnekler alınarak analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda örnekleme sahalarının toprak tipi kumlu balçık, balçık, killi balçık ve kil arasında değişmektedir. Ağaçlandırmanın yedinci yılında kokar ağaçların yaklaşık % 83’ünün yaşadığı belirlenmiştir. Sahalar arasında ağaç boyu, çapı vb. değişkenler bakımından bir farklılık görülmemektedir. Sahaya dikildikten yedi yıl sonra kokar ağacın yaklaşık iki m boy ve altı cm dip çapına ulaştığı belirlenmiştir. Fidanların tepe tacı hacmi yaklaşık 1 m3, son beş yıllık göreceli boy artım oranı ise 0.167 ± 0.08 cm cm-1 yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Kokar ağaç kullanılan alan dışında yayılımına karşı gerekli tedbirler alınarak özellikle aşırı tahrip olmuş çıplak arazilerde toprak koruma ve rüzgâr perdesi amaçlı kullanılması düşünülebilir.












