Yazar "Ataoğlu, Sarfinaz" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 10 / 10
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Ağrı Yönetiminde Alternatif Bir Yaklaşım: Kahkaha Terapisi(2021) Çakar, Merve; Ataoğlu, SarfinazAğrı, Uluslararası Ağrı Araştırmaları Birliği tarafından “vücudun belli bir bölgesinden kaynaklanan, doku harabiyetinebağlı olan veya olmayan bireyin geçmişteki deneyimleriyle ilgili istenmedik bir duysal, emosyonel ve hoş olmayan birduyum ya da davranış şekli” olarak tanımlanmıştır. Ağrı için farmakolojik ve nonfarmakolojik tedavi yöntemleribulunmaktadır. Nonfarmakolojik ağrı tedavi yöntemleri; ağrı eğitim programları, egzersiz tedavileri, transkutanözelektrik stimülasyonu, kognitif-davranışsal terapiler, akupunktur, masaj teknikleri, sıcak-soğuk uygulamalar verelaksasyon egzersizlerini içermektedir. Ağrı yönetiminde kullanılan bilişsel-davranışsal stratejiler; hipnozu,relaksasyon tekniklerini ve distraksiyonu içermektedir. Kahkaha yaklaşımı ise ağrı yönetiminde kullanılan distraksiyontekniklerinden biridir. Çalışmalarda kahkahanın, romatizmal hastalıklar, diabetes mellitus, alerjik yanıtlar, bağışıklıksistemi, kardiyopulmoner rahatsızlıklar, kanserler, yaşlılıkla gelişen problemler ve ağrı üzerine iyileştirici etkileriincelenmiştir. Ağrı yönetiminde kullanılan non-farmakolojik tedavi yöntemlerinden biri de kahkaha terapisidir. Ancakülkemizde literatüre göre kahkaha terapisinin ağrı yönetimindeki yeri ve önemini açıklayan yeterli çalışmayarastlanmamıştır. Bu nedenle derlemenin amacı; ağrı ve kahkaha terapisi kavramları ile kahkaha terapisinin ağrıyönetiminde kullanımını ve ağrı üzerindeki etkilerini incelemektir.Öğe Çocuklar için Özel Gereksinim Değerlendirmesine İlişkin Yönetmelik Sonrası Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Hekimlerinin Karşılaştığı Zorluklar(2023) Samancı, Rumeysa; Erden, Yakup; Ataoğlu, SarfinazÖZET Amaç: Bu çalışmanın amacı, Türkiye genelinde görev yapan fiziksel tıp ve rehabilitasyon (FTR) uzmanı hekimlerinin Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu (ÇÖZGER) değerlendirmesine ilişkin yönetmelik sonrasında hasta değerlendirme sürecinde karşılaştığı zorlukların incelenmesidir. Gereç ve Yöntemler: 1 Mart 2022-1 Haziran 2022 tarihleri arasında Türkiye Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Derneği üyesi tüm FTR uzman hekimleri ile öğretim üyeleri, e-posta yoluyla çalışmanın kapsamı hakkında detaylı olarak bilgilendirilerek anket çalışmamıza katılması sağlandı. Çalışmaya katılan hekimlere ÇÖZGER yönetmeliği sonrasında başta sağlık kurulu hastalarını değerlendirme ve engellilik durumuna göre tanımlamasıyla ilgili olmak üzere toplam 25 sorudan oluşan çevrim içi anket formunu doldurması istendi. Bulgular: Çalışmamıza toplam 81 FTR uzman hekimi katılmıştır. Katılımcıların %39,5’i kadın, %60,5’i ise erkektir. Çalışmamıza katılan hekimlerin %79’unun özel gereksinim düzeylerini belirlemekte zorlandığını, %86,4’ünün ise özel gereksinim düzeylerinin subjektif bir değerlendirme ile yapıldığını, %60,5’i ÇÖZGER yönetmeliğinin yürürlüğe girmesiyle sağlık kurulu raporu düzenleme sürecine herhangi bir olumlu katkısı olmadığını , %66,7’si ÇÖZGER yönetmeliğine göre hasta değerlendirirken en çok 0-12 ay arasındaki yaş grubunda zorlandığını düşünmekteydi. ÇÖZGER’de en sık rapor verilen engellilik nedenleri arasında sırasıyla serebral palsi, motor fonksiyonlara özel gelişimsel bozukluk ve yürüme bozuklukları gelmekteydi. Sonuç: ÇÖZGER sonrası FTR hekimleri özel gereksinim düzeylerini belirlemekte zorlanmaktadır. Bu bağlamda, ÇÖZGER yönetmeliğinin hareket sistemi alanında daha objektif değerlendirmelere dayalı olarak geliştirilmesine ihtiyaç vardır.Öğe COVID-19 Pandemisi Döneminde Romatizmal Hastalıklara Halkın İlgisi: Google Trends Verilerinin Analizi(2022) Sultanoğlu, Tuba; Ataoğlu, SarfinazAmaç: Çalışmanın amacı Koronavirüs Hastalığı-2019 (COVID-19) pandemisi sırasında romatizmal hastalıklara halkın ilgisini Google Trends verilerinin analizi ile değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Çalışmanın tüm verileri Google arama sayılarının ve ilişkilerinin paylaşıldığı, https://trends.google.com/trends/ aracılığıyla Google Trends veri tabanından elde edildi. Bu çalışma Mart 2019-Mart 2020 (pandemi öncesi dönem) ve Mart 2020-Mart 2021 (pandemi dönemi) arasında yapılan aramaları içermektedir. Google Trends arama terimleri gut, fibromiyalji, ailevi Akdeniz ateşi, Behçet hastalığı, sistemik lupus eritematosus, ankilozan spondilit, romatoid artrit, osteoartrit, sjögren sendromu ve skleroderma olarak belirlendi.Türkiye seçimiyle arama yoğunlaşmaları tüm kategorilerde incelendi. Bulgular: Çalışmamızda Türkiye’de romatizmal hastalıklara olan dijital ilginin GT verileri karşılaştırıldı.Pandemi öncesi dönem ve pandemi döneminde göreli arama hacmi en fazla olan ilk beş romatizmal hastalığın gut, fibromiyalji, ailevi Akdeniz ateşi, Behçet hastalığı ve sistemik lupus eritematozus olduğu tespit edildi. On arama terimi için ilgili arama hacmi incelendiğinde pandemi döneminde ailesel Akdeniz ateşi, ankilozan spondilit, romatoid artrit ve sjögren sendromu istatistiksel olarak anlamlı derecede azalırken Behçet hastalığı arama terimi anlamlı ölçüde arttı.Sonuç: COVID-19 gibi pandemilerde çevrim içi internet arama sonuçlarının değerlendirilmesi hem halkın hastalıklara olan ilgisini ve eğilimlerini belirleme hem de toplumsal farkındalığın oluşturulabilmesi açısından önemlidir. Farkındalık günlerinin hastalıkların tanınmasında potansiyel faydalar sağlaması nedeniyle daha fazla vurgulanması gerektiğini düşünmekteyiz.Öğe Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesinde Sınav Bilişim Sistemi Oluşturulması ve Öğretim Üyelerinin Memnuniyet Düzeyleri(2020) Sungur, Mehmet Ali; Gamsızkan, Mehmet; Coşkun, Nuri Cenk; Gamsızkan, Zerrin; Ataoğlu, SarfinazTıp fakültelerinde uygulanan entegre eğitim-öğretim sisteminde öğrencilerin kazanımlarını ölçmek için genellikleçoktan seçmeli sınavlar uygulanmaktadır. Bu sınavlarda soruların güvenli ortamlarda hazırlanarak arşivlenmesitemel ihtiyaçlardan biridir. Bunun yanında, eğitim-öğretimin kalitesini artırmaya yönelik olarak maddeanalizlerinin yapılması, soruların ayırt edicilik ve güçlük düzeylerinin incelenmesi önem göstermektedir. Sorularınve kitapçıkların hazırlanması, arşivlenmesi ve değerlendirilmesi için kolay ulaşılabilir ve kullanıcı dostu sistemlerkullanılması, zaman ve işgücü desteği yanında eğitim-öğretim sürecinin kalitesine de katkı sağlayacaktır. Buçalışmada Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde sınav bilişim sistemi kurulması ve öğretim üyelerinin süreçtenmemnuniyetlerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Sistem kurulumundan önce anket çalışması yapılarak öğretimüyelerinin sınav sürecinde yaşadıkları zorluklar ve çok zaman harcadıkları durumlar tespit edilmiş, sınav ve soruhazırlama süreçlerinde önem verilen özellikler incelenmiştir. Sistemin kurulmasından sonra yine anketçalışmasıyla öğretim üyelerinin sınav sürecinde yaşadıkları zorluklar, iş gücü ve zaman kaybı konusundasistemden memnuniyet düzeyleri değerlendirilmiştir. Öğretim üyelerinin oldukça büyük bir çoğunluğu (%77,4 ile%100) sistemin sınav sürecine yaptığı katkılardan memnun olduğunu ifade etmiş, sınav ve soru hazırlamasüreçlerinde önem verilen konuların sistem tarafından büyük bir oranda karşılandığı görülmüştür. Sınavsorularının hazırlanması, biçimsel olarak düzeltilmesi ve kitapçık oluşturulması gibi birçok konuda zaman ve işgücü desteği sağlaması planlanan sınav bilişim sisteminin bu fonksiyonu yerine getirdiği saptanmıştır. Sınavbilişim sistemi sayesinde Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yapılan sınavların güvenliği yüksek, hata düzeyidüşük ve kullanımı kolay bir ortamda yapıldığı, ölçme-değerlendirme uygulamalarının işlevsellik kazandığı veöğretim üyelerinin memnuniyetinin oldukça yüksek olduğu görülmüştür.Öğe Femoroasetabular sıkışma sendromlu hastalarda pelvik bölgenin radyolojik anormallikleri ve klinik sonuçlar(2021) Sultanoğlu, Tuba; Ataoğlu, Sarfinaz; Altınsoy, Hasan Baki; Sultanoğlu, HasanAmaç: Çalışmamızda femoroasetabular sıkışma sendromlu hastalarda klinik sonuçların ve eşlik edebilen pelvik bölgedeki radyolojik değişikliklerin incelenmesi; kalça ağrılarının etyolojisinde femoroasetabular sıkışmanın ve konservatif tedavinin öneminin vurgulanması amaçlanmıştır.Yöntem: Ağustos 2016-Ağustos 2020 tarihleri arasında femoroasetabular sıkışma sendromu tanısı olan 104 hastanın dosya kayıtları ile sosyodemografik ve klinik özellikleri, abdominal ve pelvik bilgisayarlı tomografi taramaları, pelvik bölgenin magnetik rezonans görüntülemeleri retrospektif olarak incelendi. Bulgular: Hastaların %41.3’ü kadın, %58.7’si erkek ve yaş ortalaması 52.78±13.18 idi. Hastaların %37.5’u ev hanımı; %29.8’i çalışmayan; %28.8’i çalışan ve %3.8‘i öğrenciydi. Kalça ağrısı olan hastaların oranı %76 idi. %31.7’sinde sağ kalça; %22.1 sol kalça ve %22.1’inde her iki kalça bölgesinde ağrı şikayeti mevcuttu. Hastaların %17.3’üne aktivite modifikasyonu ve medikal tedavi; %32.7’sinde medikal tedavi ve ev egzersiz programı; %26.0’ünde fizyoterapi uygulanmış; %24.0'ünde herhangi bir tedavi uygulanmamıştı. Hastaların %54.8’ine tomografi; %45.2’sine magnetik rezonans görüntüleme ile tanı konmuştu. Radyografik bulgulara göre %80.8’inde cam tip; %5.8’inde pincer tip ve 13.5’inde mikst tip femoroasetabular sıkışma vardı. Asemptomatik hastaların %53.7’sinde; ağrı şikayeti olan hastaların %61.8’inde pelvik bölgede ek radyolojik değişiklikler vardı. Her iki grupta pelvik bölgede eşlik eden radyolojik değişiklikler en fazla subkortikal kist ve sklerozdu. Sonuç: Kalça osteoartriti gelişiminde önemli faktörlerden birisi olan femoroasetabular sıkışma sendromu kalça ağrısı nedenleri araştırılırken düşünülmelidir. Erken tanı ve etkin tedaviyle kalça ekleminin korunması, hastanın yaşam kalitesinin arttırılması hedeflenmelidir. Bu amaçlarla fizyoterapi semptomatik femoroasetabular sıkışma sendromlu hastalarda tedavi seçeneği olarak düşünülebilir.Öğe Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniğine Başvuran 18 Yaş Altı Hastaların Değerlendirilmesi(2021) Sultanoğlu, Tuba; Ataoğlu, Sarfinaz; Avşar, Burcu; Çakır, Mehmet NaciAmaç: Çalışmamızın amacı fiziksel tıp ve rehabilitasyon polikliniğine kas-iskelet sistemi ağrısı ve sağlık kurulu içinbaşvuran 18 yaş ve altı hastaların demografik ve klinik özelliklerinin değerlendirilmesidir.Gereç ve Yöntemler: Çalışmamızda Haziran 2019-Haziran 2020 tarihleri arasında kas iskelet sisteminde ağrı şikayetive engelli sağlık kurulu için başvuran 18 yaş ve altı hastalara ait veriler kesitsel ve retrospektif araştırma modelişeklinde incelendi. Hastaların demografik ve klinik özellikleri kaydedildi. Kas-iskelet sistemi ağrısıyla başvuranhastaların ağrı etiyolojisi ve bölgesi, ağrı süresi, ailede romatolojik hastalık öyküsü ve uygulanan tedavileri kaydedildi.Bulgular: Çalışmaya 1000 hasta dahil edildi. Hastaların %23,4’ü kas iskelet sisteminde ağrı şikayetiyle, %67,8‘iengelli sağlık kuruluna başvurmak amacıyla ve %8,8’i ise fizyoterapi için gerekli olan sağlık raporuna başvurmuştu.Kas iskelet sistemi ağrısıyla başvuran hastaların %57,3’ü kız, %42,7’si erkekti ve yaş ortalaması 13,42±4,36 idi. En sıkağrı etiyolojisi enflamatuvar artritlerdi (%42,3). En fazla başvuru şikayeti el bilek ve el eklemlerinde ağrı (%23,9) vebel-sırt ağrısı (%22,6) idi. Hastaların %51,3’ünde akut, %48,7’sinde kronik ağrı vardı. Ailede romatizmal hastalıköyküsü hastaların %8,1’inde mevcuttu. %50,9 medikal tedavi, %31,2 ev egzersiz programı, %9,4 medikal tedavi ve evegzersiz programı, %7,3 fizyoterapi ve %1,3 konservatif tedavi uygulandı.Sonuç: Çalışmamızda çocukluk çağı kas iskelet sistemi ağrı şikayetinin en sık nedeni enflamatuvar artritler olarak tespitedildi. Çocuk hastaların daha çok fizyoterapi alabilmek, sosyal ve eğitsel haklardan yararlanmak amacıyla polikliniğebaşvurduğu saptandı. Bu nedenle ülkemizde çocuklarda kas-iskelet sistemi ağrısı ve engellilik ile ilgili çok merkezliçalışmaların yapılmasına ihtiyaç vardır.Öğe Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniğine Başvuran Hastaların Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Yöntemlerini Kullanma Durumları: Kesitsel Bir Araştırma(2023) Samancı, Rumeysa; Sultanoğlu, Tuba; Kaya, Abdulkadir; Ataoğlu, SarfinazAmaç: Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon polikliniğine başvuran hastaların geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarını kullanma durumları sorgulamak ve ayrıca ağrı şikayeti veya romatolojik bir hastalığın bu uygulamaları kullanma durumunu etkileyip etkilemeyeceğini araştırmak amaçlandı. Gereç ve Yöntemler: Bu araştırma, Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Polikliniğine 2020 yılı Kasım ayı ile 2021 yılı Nisan ayı arasında başvuran ve araştırmaya katılmayı kabul eden 119 hasta ile gerçekleştirildi. Araştırmada veri toplama aracı olarak; literatür taraması sonucunda araştırmacılar tarafından oluşturulan ve toplam 26 sorudan oluşan anket formu yüz yüze görüşme tekniği ile uygulandı. Bulgular: Katılımcıların %63,6’sı herhangi bir GETAT uygulamalarını duymuştu ve %17,8’i de bu uygulamalarından en az birini yaptırmıştı. GETAT uygulamalarını duyan katılımcılar arasında en çok duyulan GETAT uygulamaları akupuntur (%74,7), hiruidoterapi (%73,3) ve kupa terapi (%62,7) iken GETAT uygulamalarını yaptıran katılımcılar arasında en çok yaptırılan GETAT uygulamaları ise kupa terapi (%71,4), hiruidoterapi (%23,8), fitoterapi (%19) idi. Katılımcıların cinsiyet, ekonomik durum, çalışma durumu, eğitim durumu, medeni durum, ağrı şikayeti ve süresi, kronik hastalık, romatizmal hastalıklar ile GETAT yöntemlerini kullanma durumlarının ilişkisi incelendiğinde sadece kronik hastalık ve fibromiyalji ile GETAT yöntemlerini kullanma durumları arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmuştur (pÖğe An investigation of serum irisin levels and inflammatory markers in fibromyalgia syndrome(2019) Samancı, Rümeysa; Ataoğlu, Sarfinaz; Özşahin, Mustafa; Ankaralı, Handan; Admış, ÖzlemOBJECTIVE: In the present study, we aimed to compare serum irisin levels in patients with fibromyalgia syndrome (FMS) andhealthy control subjects and also investigate the relationship between irisin, disease activity and inflammation markers in patients.METHODS: A total of 84 women, including 48 patients who were diagnosed with FMS and 36 healthy controls, were included in this study. The demographic characteristics of the patients and control group were recorded. VAS for pain and theFibromyalgia Impact Questionnaire for the assessment of the physical function of the patients, SF36 was used for quality oflife, and accompanying Beck Depression Inventory to assess depression was used. Blood samples were taken for analysisthat irisin, and inflammatory markers of the erythrocyte sedimentation rate (ESR), C-reactive protein (CRP), high-sensitivityC-reactive protein (hs-CRP) and neutrophil/lymphocyte ratio (NLO). Serum irisin levels were determined using the EnzymeLinked Immunosorbent Assay (ELISA) method.RESULTS: Serum irisin level of the patients with FMS had no significant differences compared with the healthy control group.When we compared the values of ESR, CRP, hsCRP, NLO with FMS patients and healthy controls, there was no significant difference found between them (p>0.05). There was no significant correlation between inflammatory markers and level of serumirisin (p>0.05). In patients, there was no significant correlation between inflammatory markers and level of serum irisin (p>0.05).CONCLUSION: Irisin, which is a myokine, was determined to have no significant role in the pathogenesis of FMS. Irisin hadno association with disease activity and inflammatory markers. Also, the inflammation hypothesis was not supported, whichsuggested in FMS.Öğe Investigation of the Knowledge and Attitude of Physicians About Traditional and Complementary Medicine(Düzce Üniversitesi, 2020) Samanci, Rumeysa; Samanci, Volkan Murat; Günel, Mehmet Göktuğ; Yıldız, Sena Nur; Ataoğlu, SarfinazObjective: Traditional and complementary medicine (TACM), which are increasing all over the world, have become more common in our country. On the date of 27.10.2014, regulation on TACM practices which includes 15 different methods has been published in our country. Although TACM methods have become legal in our country, they have not yet been included in the curriculum of the medical faculties and most physicians do not have enough knowledge about them. In this study, we aimed to increase the awareness of physicians about TACM, working at various levels of the medical faculty and to evaluate the knowledge, attitudes and behaviors of pyhsicians about TACM methods.Material-Method: This cross-sectional and descriptive study was conducted between May and July 2018, among physicians working at Düzce University Faculty of Medicine. Questionnaires were administered to physicians participating in the survey, which includes descriptive questions and 25 questions evaluating the knowledge attitudes and behaviors of the participants about TACM methods.Results: 50 physicians participated in our study. Acupuncture (86%), cupping (68%) and leech therapy (68%) were the most well-informed practices, respectively. The number of physicians with certificates participating in our study was quite low. 58% of the participants wanted to know more about TACM methods. The rate of physicians recommending TACM to their patients was found to be 38.3%. Also, 77.6% of the participants thought that TACM methods should be used as complementary. While 44.7% of the participants who participated in our study wanted TACM methods to be included in the curriculum, 21.3% did not. All of the participants think that the studies in the field of TACM are insufficient and as the reason, 56.4% believe that there is no scientific basis and 33.3% believe it is the bias of physicians.Conclusion: As a result, due to the position of TACM, it has become a necessary for any physician to have the correct information even if they are not practitioners.Öğe Radiologic abnormalities of pelvic area and clinical outcomes in patients with femoroacetabular ımpingement syndrome(Mersin University, 2021) Erdem Sultanoğlu, Tuba; Ataoğlu, Sarfinaz; Altınsoy, Hasan Baki; Sultanoğlu, HasanAim: In our study, we aimed to examine the clinical outcomes and radiological changes in the pelvic region in patients with femoroacetabular impingement syndrome; to emphasize the importance of femoroacetabular impingement in the etiology of hip pain and conservatif management. Material and Methods: The sociodemographic and clinical characteristics, abdominal and pelvic computed tomography scans, pelvic magnetic resonance imaging of 104 patients diagnosed with femoroacetabular impingement syndrome between August 2016-August 2020 were retrospectively analyzed.Results: 41.3% of the patients were female, 58.7% were male and the mean age was 52.78 ± 13.18. 37.5% of the patients are housewives; 29.8% are not working; 28.8% were working and 3.8% were students. The proportion of patients with hip pain was 76%. 31.7% had pain in the right hip; 22.1% had pain in the left hip and 22.1% in both hip regions. Activity modification and medical therapy for 17.3% of the patients; medical treatment and home exercise program in 32.7%; physiotherapy was applied in 26.0%; no treatment was applied in 24.0%. 54.8% of the patients were diagnosed by tomography and 45.2% of them were diagnosed by magnetic resonance imaging. According to radiological results, 80.8% of them had cam; 5.8% had pincer and 13.5% had mixed type of femoroacetabular impingement. In 53.7% of asymptomatic patients and in 61.8% of the patients with pain complaints had additional radiological changes in the pelvic region. Accompanying radiological changes in the pelvic region were mostly subcortical cysts and sclerosis. Conclusion: Femoroacetabular impingement syndrome, which is one of the important factors in the development of hip osteoarthritis, should be considered when investigating the causes of hip pain. Protection of the hip joint and increasing the patient's quality of life should be aimed with early diagnosis and effective treatment. For these purposes, physiotherapy can be considered as a treatment option in patients with symptomatic femoroacetabular impingement syndrome












