Yazar "Çetin, Bilal" seçeneğine göre listele
Listeleniyor 1 - 19 / 19
Sayfa Başına Sonuç
Sıralama seçenekleri
Öğe Afforestation restoration of saline-sodic soil in the Central Anatolian Region of Turkey using gypsum and sulfur(Finnish Soc Forest Science-Natural Resources Inst Finland, 2017) Yıldız, Oktay; Altundağ, Ernaz; Çetin, Bilal; Güner, S. Teoman; Sargıncı, Murat; Toprak, BülentA significant amount of land area in the Central Anatolian Region of Turkey has saline-sodic soil properties. The aim of the current study was to use both soil amendment and tree to restore these degraded lands. The primary objective was to ameliorate soils by leaching excess sodium with gypsum and sulfur applications. Following soil treatments, salt cedar (Tamarix smyrnensis Bunge), Russian olive (Elaeagnus angustifolia L.) and silver poplar (Populus alba L.) seedlings were planted on experimental and control sites to evaluate the effects of the treatments on survival and growth of these species. In the fall of 2013, three-year-old seedlings were planted using 1.5 x 1.5 m spacing on each plot. Survival rates were determined and height and diameter were measured at the end of September 2015. Second year infiltration measurements indicated that both chemical treatments had significantly increased the infiltration capacity of the soil (P = 0.0003). Soil infiltration capacity on gypsum treated sites was about 55% higher than on sulfur sites. Following the second growing season, salt cedar had the highest survival rates of 80%. Silver poplar had 36% survival rates across the treatments. Russian olive had 50 cm height growth on both gypsum and sulfur application sites vs. only 25 cm on controls. Diameters of Russian olive on gypsum and sulfur sites were about 9.3 mm vs. 5 mm on the controls. Silver poplars on gypsum treated sites grew 42% taller than controls. Salt cedar had no significant growth responses among treatments. With appropriate soil amendments, especially gypsum, Russian olive gave the best overall two-year results.Öğe Aralamanın Dar Yapraklı Disbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) Plantasyonlarında Çap ve Göğüs Yüzeyi Gelisimine Etkisi: Bir Yıllık Sonuçlar*(Düzce Üniversitesi, 2007) Çiçek, Emrah; Yılmaz, Faruk; Yılmaz, Murat; Çetin, BilalÇalısma Adapazarı yöresindeki dar yapraklı disbudak (DYD, Fraxinusangustifolia) plantasyonlarında iki ayrı deneme seklinde gerçeklestirildi. Birincideneme 36 yasındaki plantasyonda, ikincisi ise 22 yasındaki plantasyonda kuruldu.Birinci denemede müdahale öncesinde orta çap 31 cm, üst boy 34 m, göğüs yüzeyi 32m2/ha ve birey sayısı 416 adet/ha iken bu değerler ikinci grup mescerede sırasıyla 24cm, 23.5 m, 24 m2/ha ve 545 adet/ha kadardı. Denemeler rastlantı bloklarına göre üçtekrarlı kuruldu. Birinci denemede göğüs yüzeyinin %0 (kontrol), %20 (mutedil) ve%37 (kuvvetli)’si çıkarılırken, ikinci denemede %0 (kontrol), %19 (mutedil) ve %28.4(kuvvetli)’ü çıkarıldı. Müdahaleden bir yıl sonra yapılan değerlendirmede, iki denemedede müdahale siddetinin çap artımını önemli miktarda etkilediği belirlendi. Birincidenemede çap artımı kontrol, mutedil ve kuvvetli müdahale islemlerinde sırasıyla 6.3,9.1 ve 10.6 mm gerçeklesti. Bu değerler ikinci denemede yine sırasıyla 7.8, 8.3 ve 9.5mm bulundu. Göğüs yüzeyi artımı birinci denemede islemler arasında önemli farklılıkgöstermezken, ikinci denemede önemli farklılık gösterdi ve en yüksek kontrol islemindesaptandıÖğe Dar Yapraklı Dişbudak (Fraxinus Angustifolia Vahl.) Çeliklerinin Köklenmesine Hormon, Anaç Yaşı ve Ortamın Etkisi(Düzce Üniversitesi, 2022) Çetin, BilalAraştırmada Dar yapraklı dişbudağın (Fraxinus angustifolia Vahl.) odunlaşmış sert gövde çelikleri kullanılmıştır. Bu çelikler şubat ayı sonunda Sakarya-Hendek yöresinde 1-2, 18-20 ve 38-40 yaşlarındaki bireylerden alınmıştır. Çelikler indol butirik asit (İBA) çözeltisinin 1000, 3000 ve 5000 ppm çözeltisinde 5 saniye bekletildikten sonra torf (%75) + perlit (%25) ve perlit (%100) ortamlarında serada köklendirmeye alınmıştır. Çalışmada (3 anaç yaşı x 4 hormon dozu x 2 ortam) 24 deneme ünitesi 3 tekrarlı ve her tekrarda 15 çelik olmak üzere toplamda 1080 adet çelik kullanılmıştır. Araştırma sonunda işlemlerin köklenme yüzdesine, ince ve kalın kök sayısına, sürgün çapı ve boyuna etkisi belirlemek amacıyla varyans analizi (pÖğe Düzce ve Yakın Çevresindeki Bazı Endemik Bitki Türlerinin Mevsimsel Deği?im Potansiyelinin Belirlenmesi(2019) Eroğlu, Engin; Ak, M. Kıvanç; Kulaç, Şemsettin; Çetin, Bilal; Kaya, Sertaç; Aydın, Harun; Meral, AlperenTürkiye bitki çeşitliliği açısından oldukça zengin bir doğal bitki örtüsüne sahiptir. Yüksek çeşitlilikteki doğalbitki örtüsü içerisinde yer alan birçok ağaç, çalı ve otsu karaktere sahip bitki türleri bulunmaktadır. Doğal bitkitürleri bulundukları coğrafyada kullanıldıklarında yöre koşullarına en iyi adapte olabilen türler olmaktadırlar.Peyzaj mimarlığı uygulamalarında bakım maliyetlerinin azaltılması, sağlıklı bir bitki dokusu sağlanması, yerelçevreye uyum, çevre kalitesinin iyileştirilmesi gibi nedenlerle doğal türlerin kullanılması büyük önemtaşımaktadır. Türkiye’de özellikle doğal kaynak yönetimleri açısından yaşam birliktelikleri son derece önemkazanmaya başlamıştır. Özellikle Batı Karadeniz bölgesi gerek içermiş olduğu tür zenginliği ve gerekse deyaşam birliktelikleri çeşitliliği ile dikkat çekmektedir. Bu çalışmada Düzce Kent Merkezi çevresinde envanteriçıkarılmış olan endemik bitki türleri mevsimsel olarak gözlemlenmiş ve bu bitkilerin estetik ve fonksiyonelyönden kentsel alanlarda yapılacak olan peyzaj tasarımlarında değerlendirilme olanakları saptanmıştır.Öğe Early growth performances of various seed sources of black (Prunus serotina Erhr.) and wild cherry (Prunus avium L.) seedlings on low and high elevation sites in the western Black Sea Region of Turkey(Academic Journals, 2011) Esen, Derya; Yıldız, Oktay; Kulaç, Şemsettin; Çiçek, Emrah; Çetintaş, Cengiz; Çetin, Bilal; Kutsal, ÇiğdemThe growth performances of one-year old seedlings of various black cherry (BC) and wild cherry (WC) seed sources (SSs) that were planted on low elevation sites (LES) and high elevation sites (HES) in the western Black Sea Region (BSR) of Turkey were assessed one and five years after planting (YAP). Significance between and within-species variations were found for seedling growth. On species basis, WC was superior to BC for seedling groundline diameter and height growth for the low elevation sites (LES) of one and five years after planting (YAP), whereas no substantial survival and growth differences were found between the species for the high elevation sites (HES) of five YAP. Generally, seedlings averaged a greater survival on the LES, when compared with those on the HES. Local WC SSs (Tefen, Yayla and Dirgine) demonstrated an enhanced seedling survival and growth on LES than the other SSs. Unlike the LES results, a collection of BC (Michigan 1 and Ukraine) and WC SSs (Dirgine, Germany, and Tefen) displayed the best seedling growth over five years. The HES seedlings frequently experienced diebacks and forking due to heavy snow fall and wildlife browsing. Selection of the local WC SSs was vital for the LES. However, BC SSs may present a potential for planting on the HES with harsher environmental conditions.Öğe Effects of rooting media and hormone on rooting of ash (Fraxinus angustifolia Vahl.) cuttings(Düzce Üniversitesi, 2016) Çetin, Bilal; Yavuzşefik, YavuzThis study is conducted to investigate the propagation of narrow-leaved ash (Fraxinus angustifolia Vahl.) from hardwood cuttings in a greenhouse experiment. Cuttings are obtained from 10-15 years old trees before vegetation season in a natural ash stands located in jurisdictions of Hendek Forest managementship, Adapazarı. Three type of medium were used for the experiment; 1) 75% sand + 25 % perlite, 2) sand 75 % + 25% gravel and 3) only sand as control. For hormone treatment, indole butirique acid (IBA) and indole acetic acids (IAA) were used at five doses (0, 100, 200, 2500 and 5000 ppm). Treatments effect on rooting percentage and the number of the roots were evaluated using factorial design analysis. Analysis of the data indicated that rooting percentages and the number of the roots were significantly affected by the main effects of rooting media and hormone and their interactions (P lt;0.05). None of the cuttings in sands and any of the cuttings without hormone treatments (control) had any sign of rooting. The highest rooting with 31.3 % was observed in experimental unit received sand + 2500 ppm IAA treatment. On the other hand cuttings on sand + gravel with 2500 ppm IBA treatment showed 18.8 % rooting rate. The highest average number of roots was calculated as 8.8 on cutting located in sand + perlite media with 2500 ppm IBA treatment. The number of roots on sand + gravel media with 200 ppm IBA was averaged as 9.2. Analysis of the data suggests that IBA and IAA 2500 ppm hormone type and doses in sand + perlite media had the best results for propagation of hardwood cuttings of narrow-leaved ash.Öğe Experimental arid land afforestation in Central Anatolia, Turkey(Springer, 2018) Yıldız, Oktay; Altundağ, Ernaz; Çetin, Bilal; Güner, S. Teoman; Sargıncı, Murat; Toprak, BülentThe afforestation of arid lands faces many challenges, and perhaps the most important key for success is choosing one or more species that are adapted well for local environmental conditions. We explored species that would be suitable for the steppe region of Central Anatolia. Intensive site preparation included ripping the subsoil (to 80 cm) and plowing the upper soil before planting seedlings of Elaeagnus angustifolia, Robinia pseudoacacia, Fraxinus angustifolia, and Pinus nigra were used as tree species. We also tested the success of several shrub species: Amygdalus orientalis, Calligonum polygonoides, and Spartium junceum. After five growing seasons, E. angustifolia showed the highest survival, with 80% of planted seedlings remaining. For the shrubs, A. orientalis was the most successful species with a 95% survival rate. Broad-leaved trees grew a cumulative average of 34 cm in height in 5 years, whereas P. nigra seedings grew only 9 cm. The greatest height growth occurred in the shrubs, with A. orientalis gaining 40 cm in height in 5 years. Overall, E. angustifolia and A. orientalis appeared best suited for afforestation in these areas. R. pseodoacacia and F. angustifolia may also be used as alternative species.Öğe IBA ve IAA Uygulamasının Çakal Eriği (Prunus spinosa L.) Çeliklerinin Köklenmesine Etkisi(Bartın Üniversitesi, 2024) Baş, Eren; Çetin, Bilal; Gülay, MuhammetBu çalışmanın amacı ekolojik ve ekonomik bakımdan önemli türler arasında yer alan Çakal eriği (Prunus spinosa L.) türünün sert gövde çeliklerine uygulanan farklı hormon ve dozlarının, toprak altı ve toprak üstü biyomas özelliklerine etkilerinin araştırılmasıdır. Araştırmada, indol-3-bütirik asit (IBA) ve indol asetik asit (IAA) hormonlarının farklı dozları kullanılmıştır. Aynı zamanda kullanılan hormon ve hormon dozlarının ne düzeyde etkisi olduğunu karşılaştırmak açısından kontrol grubu bırakılmıştır. Çalışmanın sonuçlarına göre köklenen çeliklerde hormon çeşidi ve hormon dozunun, sürgün sayısı ve kuru kök ağırlıkları üzerine herhangi bir etkisi olmamıştır. Ancak hormon çeşidinin; kök sayısına, hormon dozunun; sürgün boyuna, sürgün çapına ve kuru gövde ağırlığına, hormon x hormon dozu etkileşiminin ise kök sayısı ve sürgün boyuna etkisi olmuştur. Kök sayısının indol asetik asit (IAA) hormonu uygulanan çeliklerde daha fazla olduğu tespit edilmiştir. Sürgün boyu ve sürgün çapı ise kontrol işlemlerinde daha yüksek değer almıştır. Sürgün boyu ve sürgün çapının yüksek olması beraberinde kuru gövde ağırlığını artırmış, bu nedenle kuru gövde ağırlığı da kontrol işlemlerinde daha fazla çıkmıştır. Türle ilgili yapılan bu çalışma, bundan sonra yapılacak olan çalışmalara altlık gösterebilecek niteliktedir. Çalışmada kullanılan hormon ve hormon dozları baz alınarak, farklı bitki yetiştirme ortamlarında türün çelikle üretiminde daha fazla biyo kütle ve kaliteli fidan elde edilebilir. Bu da bitkilendirme çalışmalarında fidan tutma ve gelişmesine katkı sağlayarak daha başarılı sonuçların alınmasına yardımcı olur.Öğe İç Anadolu’da Ağaçlandırma Çalışmaları(Düzce Üniversitesi, 2018) Kokaş, Yasin; Çetin, Bilal; Sargıncı, Murat; Ayyüce, Fatma; Yapar, Ahmet; Mutlu, Özgül; Dönmez, Abdullah HüseyinOlumsuz iklim koşulları ile birlikte aşırıotlatma ve kırılgan ekosistemlerin tarım arazilerine dönüştürülmesi İçAnadolu’nun kurak bölgelerinde arazi bozulmalarına neden olmuştur. Son 70yıldır, kumul ağaçlandırmaları, toprak koruma ve erozyon kontrol çalışmalarınedeniyle Türkiye ormancıları kurak saha ağaçlandırmaları konusunda önemlitecrübeler edinmiştir. Kurak sahalardakullanılan başlıca ibreli türleri Toros sediri (Cedrus libani), sarıçam (Pinus.sylvestris), karaçam (Pinus nigra), kızılçam (Pinus brutia), servi(Cupressaceae spp.) ve Arizona servisidir (Cupressus arizonica). En çokkullanılan yapraklı türler yalancı akasya (Robinia pseudoacacia), kokarağaç(Ailanthus altissima), dar yapraklı dişbudak (Fraxinus angustifolia), badem(Prunus amygdalus), ve iğdedir (Elaeagnus angustifolia). Bu türlerden kızılçamve Arizona servisi vadi tabanlarından 1200 m ye kadar olan yükseltilerde,sarıçam 1300 -1700 metreler arası, yalancı akasya, kokarağaç, dişbudak ve iğdeise kurak taban arazilerde ve dere içlerinde iyi gelişim göstermektedir.Şimdiye kadar elde edilen sonuçlar ya dikilen fidanların türlerine ya daorijinlerine yorumlanmıştır. Tahrip edilmiş bitki örtüsünü ve toprakverimliliğini restore edecek olan ağaçlandırma başarılarını arttırmak için tümsüreçleri kapsayan yeni deneme çalışmalarına ihtiyaç duyulmaktadır.Öğe İstanbul Özgürlük Parkı’ndaki ağaçların biyokütle ve karbon depolama kapasitesinin belirlenmesi(Çankırı Karatekin Üniversitesi, 2024) Sönmez, Tuğsem; Çetin, BilalGiriş ve Amaçlar Ormanlar, iklim değişikliğinin birçok olumsuz etkisinin azaltılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Ormanların sunduğu en önemli katkıların başında bitki örtüsünde ve toprakta karbonu depolamaları ve atmosferdeki karbon dengesini düzenlemeleri gelmektedir. Kentler, insan faaliyetlerinin en fazla olduğu yerlerden biri olarak kabul edilmekte ve kentlerde, iklim değişikliği etkileri de daha fazla hissedilmektedir. Bu nedenle kentlerdeki bitkilendirme çalışmalarında, bitkilerden beklenen ekolojik, estetik vb. işlevleri yanında iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini iyileştiren özelliklerinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Yöntemler Bu çalışmada İstanbul Özgürlük Parkı’nda bulunan 202 adet ağacın gövde boyu, gövde dip çapı, gövde uç çapı, ağaç taç genişliği, gövde göğüs çapı ölçümleri yapılmıştır. Bu bireylerden yaprak, dal, gövde ve kabuk örnekleri alınarak gerekli ölçüm ve tartım işlemlerinden elde edilen verileri ile toprak üstü biyokütle ve karbon depolama kapasitesi KARBİYOSİS programı ile hesaplanmıştır. Bulgular Özgürlük Parkı’ndaki bu ağaçların toplam biyokütle miktarı 35,50 ton ve toplam karbon tutma miktarı ise 16,71 ton olarak hesaplanmıştır. Gövde 22,05 ton biyokütle ve 10,47 karbon tutma ile ilk sırayı alırken, daha sonra dal, yaprak ve gövde kabuğu sıralanmıştır. Parkta 56 adet ile en fazla bulunan Pinus pinea 11,46 ton biyokütle ve 5,57 ton karbon tutmuştur. Sonuçlar Park ve bahçelerdeki bitkilendirme çalışmalarındaki tür seçiminde türün ekolojik, estetik, vb. fonksiyonları yanında karbon tutma gibi hususların da dikkate alınması gerekir.Öğe Kokar Ağacın (Ailanthus altissima (Mill.) Swingle) İç Anadolu Kurak Saha Ağaçlandırmalarında Kullanımı(Düzce Üniversitesi, 2021) Yıldız, Oktay; Dönmez, Abdullah Hüseyin; Sargıncı, Murat; Çetin, BilalBu çalışmada Çalışmanın amacı İç Anadolu kurak sahalarında kullanılan kokar ağaç fidanlarının erken yaştaki gelişimini belirlemektir. Bu amaçla Aksaray ve İncesu civarında bulunan yedi yaşındaki kokar ağaç ağaçlandırma sahalarından 2020 yılı yaz sonunda örneklemeler yapılmıştır. Örnekleme alanlarında fidanlarının yaşama oranları, boy ve çap değerleri, son beş yıllık boy artımı kaydedilmiştir. Sahaların toprak özelliklerini belirlemek için ilk 30 cm derinlikten ve her sahadan açılan toprak profillerinden örnekler alınarak analizleri yapılmıştır. Yapılan analizler sonucunda örnekleme sahalarının toprak tipi kumlu balçık, balçık, killi balçık ve kil arasında değişmektedir. Ağaçlandırmanın yedinci yılında kokar ağaçların yaklaşık % 83’ünün yaşadığı belirlenmiştir. Sahalar arasında ağaç boyu, çapı vb. değişkenler bakımından bir farklılık görülmemektedir. Sahaya dikildikten yedi yıl sonra kokar ağacın yaklaşık iki m boy ve altı cm dip çapına ulaştığı belirlenmiştir. Fidanların tepe tacı hacmi yaklaşık 1 m3, son beş yıllık göreceli boy artım oranı ise 0.167 ± 0.08 cm cm-1 yıl-1 olarak hesaplanmıştır. Kokar ağaç kullanılan alan dışında yayılımına karşı gerekli tedbirler alınarak özellikle aşırı tahrip olmuş çıplak arazilerde toprak koruma ve rüzgâr perdesi amaçlı kullanılması düşünülebilir.Öğe Kurutma, Çimlendirme Sıcaklığı ve Saklamanın Göl Soğanı (Leucojum aestivum L.) Tohumlarının Çimlenmesine Etkisi(2013) Çiçek, Emrah; Çetin, Bilal; Özbayram, Ali Kemal; Türkyılmaz, HasanGöl soğanı (Leucojum aestivum, Amaryllidaceae) ihracatı yapılan doğal çiçek soğanlarından olup, Leucojum cinsinin ülkemizdeki tek doğal türüdür. Türün Türkiye'deki asıl yaşam alanlarını Karadeniz ve Marmara bölgesi taban arazilerindeki dişbudak (Fraxinus angustifolia Vahl.) orman ekosistemleri oluşturmakla birlikte populasyonları bu alanlarda da sınırlıdır. Söz konusu orman alanlarından odun dışı orman ürünü olarak toplatılmaktadır. Avrupa ülkelerinde uzun zamandan beri süs bitkisi ve tıbbi bitki olarak kullanılmaktadır. Bu araştırmada öncelikle kurutma ve çimlendirme sıcaklığının göl soğanı tohumlarının çimlenmesine etkisi araştırıldı. Yaş ve hava kurusu tohumlar beş hafta sıcak katlamadan sonra 20 ve 25ºC sabit sıcaklıklar ile 30/20ºC (8/16 s) değişken sıcaklıkta ve karanlıkta çimlendirildi. Yirmi sekiz günlük test süresi sonunda yapılan değerlendirmede, kurutmanın çimlenmeyi etkilemediği ancak sıcaklığın etkilediği belirlendi. Yaş ve kuru tohumlarda en yüksek çimlenme 20ºC sıcaklıkta gerçekleşti (%53.2 ve 50.9). Test süresi sonunda, 20ºC sıcaklıktaki çimlenmeyen tohumlar yaklaşık altı ay daha izlendi ve toplam %90 civarında çimlenme belirlendi. Buna göre göl soğanı tohumlarının geniş bir zaman aralığında çimlendiği söylenebilir. Çalışmada daha sonra 20, 4 ve -5ºC sıcaklıklarda altı ay saklanan hava kurusu tohumlar beş hafta sıcak katlamayı takiben 20ºC sıcaklıkta çimlendirildi. Çimlendirme sonucunda 4 ve -5ºC'de saklanan tohumlar birbirine benzer ve 20ºC'de saklananlardan daha yüksek çimlenme gösterdi. Başlangıçta %50.9 olan çimlenme yüzdesi altı ay sonra %15.0 seviyesine geriledi. Bununla birlikte başlangıçtaki ve altı ay sonraki canlılık oranları benzer ve oldukça yüksekti (%96.8 ve %94.3).Öğe PHYTOTOXICITY OF CLOPYRALID AT HIGH RATES ON SEED GERMINATION OF MEDITERRANEAN PINES(Croatian Forestry Soc, 2022) Bakan, Oğuzhan; Esen, Derya; Çetin, BilalBlack pine (Pinus nigra J. F. Arnold), maritime pine (P. pinaster Aiton), Scots pine (P. sylvestris L.), and Turkish red pine (TRP, P. brutia Ten.) are ecologically and economically important conifers of the Mediterranean Basin, and in particular for Turkish forestry. They are commonly used for the regeneration and restoration of degraded ecosystems in Turkey. Weeds compete with tree seedlings for vital site elements such as soil moisture and nutrients and solar radiation, substantially reducing tree establishment and growth. herbicides can offer the practitioner efficient and cost-effective weed control compared to other methods. Rapid herbicide seed screening allows testing of crop-safe herbicides and application rates at much lower costs in a very short time-frame when compared to lengthy field trials. Clopyralid is a systemic herbicide used to rid pine seedlings of competing vegetation. The present study examined the effect of clopyralid phytotoxicity on these pine species using a rapid herbicide seed screening test in order to compare different application rates on seed germination and to identify crop-safe rates. Clopyralid was not phytotoxic to any of the pine species at low rates (i.e., <2%, v:v); however, pine sensitivity to the herbicide increased with increasing rates, especially for rates higher than 3%. Moreover, at high rates, clopyralid reduced the germination speed. This herbicide can he used at low rates for degraded areas and nursery sites in which sowing is used as the main regeneration or restoration method. Field confirmation of the obtained results is also recommended.Öğe Screening for Metsulfuron Methyl Phytotoxicity in Seeds of Various Pine Species(Düzce Üniversitesi, 2016) Dağlar, Ceren; Eşen, Derya; Çetin, BilalIn forestry, herbicide screening of woody plant seeds has been successfully used for the selection of safe and effective herbicides for tree species. Consequently, research time and costs can be reduced when compared to the respective traditional field experiments. Metsulfuron methyl is a systemic sulfonylurea herbicide used to selectively control herbaceous and woody weeds in conifer plantations. In the present study, the cumulative germination rate and germination speed of Austrian pine (Pinus nigra J.F.Arnold), Scots pine (Pinus sylvestris L.), and maritime pine (Pinus pinaster Aiton) seed presoaked in sulfometuron methyl solutions of 15 different concentrations (0-5% v: v), including a control, were evaluated in a rapid seed-screening trial in order to predict early field phytotoxicity of the herbicide on these pine species. At the end of the 28-day germination trial in the laboratory, the cumulative rate and speed of germination of the three pine species seed varied across different concentrations of sulfometuron. Sulfometuron methyl was not significantly phytotoxic to pine seed germination at low and intermediate concentrations, while seed germination was depressed at high concentrations. The herbicide appeared to affect germination speed more than cumulative germination. The use of this herbicide at low to intermediate concentrations in nursery beds and forest areas could afford young seedlings a rapid establishment and growth without significant phytotoxicity to seed germination. These results could be used to predict early efficacy of sulfometuron on young pine seedlings in the field along with field confirmation of the results. Selecting a herbicide concentration that is both efficacious on weeds and safe for crop trees is vital for the successful establishment and growth of pine seedlings on nursery and plantation sites.Öğe Seed screening of three pine species for glyphosate sensitivity for forest restoration(Taylor & Francis Ltd, 2018) Türedi, Mustafa; Eşen, Derya; Çetin, BilalAustrian black pine (Pinus nigra J.F. Arnold), Scots pine (Pinus sylvestris L.), and maritime pine (Pinus pinaster Aiton) are commonly used in restoration practices in the Mediterranean base including Turkey. Direct seeding can secure desired level of tree establishment and survival on degraded sites wherever, favorable safe sites are scattered throughout the landscape. Glyphosate is a commonly used herbicide for weed control in forest, nursery and restoration sites worldwide, due to its broad-spectrum efficacy and considerably less toxicity on the environment compared to other chemicals. The present study screened the glyphosate phytotoxicity of three dominant pine species in Turkey during a seed germination trial, after seeds had been presoaked in 15 different dose-glyphosate solutions varying between 0 and 5%, v:v. Glyphosate applications damaged seed germination speed more than cumulative germination rate. As a systemic herbicide, glyphosate appeared highly phytotoxic to Austrian black pine. Scots pine showed an intermediate glyphosate phytotoxicity. Maritime pine was the least sensitive species, tolerating glyphosate at1% doses. In conclusion, glyphosate may be used at low doses on restoration sites seeded with maritime pine while it is not recommended to be used on degraded sites seeded with Austrian black pine and Scots pine.Öğe The Effect of Heating Process on Turkish Red Pine (Pinus brutia Ten.) Seeds(Düzce Üniversitesi, 2013) Çetin, Bilal; Boydak, MelihIn this study, Turkish red pine (Pinus brutia Ten.) seeds were collected from four altitudinal belts (0-400 m, 400-800 m, 800-1200 m and ?1200 m) on 2 transects in Anamur and Mersin regions. Heating process (1, 3, 5 and 7 minutes) was applied to seedlings and changes in germination characteristics were investigated. In order to determine germination temperatures of seeds, pre-germination tests were done at 15, 20, 25oC and germination percentages of these temperatures were 44.2%, 68.1% and 52.0% respectively. The highest germination rates were observed in both transects on every altitudinal belt at a temperature of 20ºC (68.1%). According to the germination tests, the germination performances were decreased with increasing altitude. Germination ratios of the heated seeds were decreased from lower to higher altitudinal belts. The germination rates of the seeds which were heated at 150oC for 1 minute (62.9%) were close to the control (66.4%). In addition, even higher germinations were obtained at some altitudinal belts. However, germinations at the heating for 3 minutes were considerably decreased (33.9%) and for 5 minutes few germinations occured. Vitality of seeds were lost and no germinations were seen (0.0%) at the heating for 7 minutes.Öğe Three-year growth comparison between rooted cuttings and seedlings of Fraxinus angustifolia and Ulmus laevis(2010) Çiçek, Emrah; Tilki, Fahrettin; Özbayram, Ali Kemal; Çetin, BilalEarly field growth of Fraxinus angustifolia and Ulmus laevis rooted cuttings was compared with that of seedlings using annual measurements collected during three years at a bottomland site in Adapazarı, Turkey. Two stock types (seedlings & rooted cuttings) were sorted by stock height (small, 45-55 cm; medium, 75-85 cm; large, 105-115 cm) and then planted. A two factorial (stock type & stock size) randomized block design with three blocks was used for each species. After three seasons of field growth, more than 99% of the plants had survived, irrespective of stock type in each species. Height and diameter increments of the rooted cutting of narrow-leaved ash at the end of third year were higher than that of seedlings. The heights of rooted cuttings and seedlings averaged 232 and 208 cm, respectively. However, height and diameter increments of white elm seedlings were higher than that of rooted cuttings. After three seasons of field growth, the heights of rooted cuttings and seedlings of white elm averaged 221 and 269 cm, respectively. Stock size and the interaction between stock type and stock size had no effect on three years growth variables in both species. © 2010, INSInet Publication.Öğe Tuz Gölü-Konya Havzasında Bulunan Ağaçlandırma Sahalarında Ağaç Türlerinin Başarı Oranları ile Toprak Özelliklerinde Meydana Gelen Değişimin Belirlenmesi(2021) Toprak, Bülent; Yıldız, Fatih Oktay; Çetin, Bilal; Sargıncı, Murat; Eşen, DeryaÇalısmanın amacı; Iç Anadolu kurak sahalarında yapılan agaçlandırma çalısmalarının uzun vadede ekosistem restorasyonuna katkısını belirlemektir. Çalısma için Tuz Gölü-Konya havzasında bulunan farklı yaslardaki (karaçam (Pinus nigra), igde (Elaeagnus angustifolia), badem (Amygdalus communis), yalancı akasya (Robinia pseudoacacia), disbudak (Fraxinus angustifolia) ve mahlep (Prunus mahalep) agaçlandırma sahalarından örneklemeler yapılmıstır. Örnekleme alanlarında agaçların türü, yasama oranları, boy ve çap degerleri, son bes yıllık boy artımları kaydedilmistir. Ayrıca sahalarda önce ölü-örtü örneklemesi yapılmıs daha sonra sahayı temsil edecek toprak profilleri kazılmıs hem profilden hem de tüm örnekleme sahalarından belirli noktalarda ilk 30 cm derinlikten 2 set toprak örnekleri alınmıstır. Toprak örneklerinde hacim agırlıgı, tekstür, kireç içerigi, pH, tuzluluk, KDK, C ve N analizleri yapılmıstır. Veriler blok desenine göre analiz edilmistir. Toprak analizleri için agaçlandırma sahasının dısındaki kontrol degerleri co-variance olarak kullanılmıstır. Analiz sonuçlarına göre agaçlandırmanın ilk 8-10 yılında karaçam fidanlarının yaklasık 2/3 ?ü ölmüstür. Badem ve mahlep fidanlarında ise kayıp oranı yaklasık % 20?dir. Agaçlandırmanın 25-27. yılında ise badem 1/3?ünü, igde 2/3?ünü kaybetmis, diger türlerin ise baslangıçtaki bireylerinin yaklasık % 80?i kurumustur. Karaçam son 10 ile 25 yasa aralıgında yaklasık 11 kat boy artımı yaparak 6.5 metrenin üstünde boya ulasmıstır. Aynı dönemde akasyada boy artımı 2.8, bademde 2.6, disbudakta 2.5 kat olurken en az boy artısı 1.7 katla mahlepte görülmüstür. Tüm türlerin verileri topluca degerlendirildiginde agaçlandırmanın ilk 8-10 yılında açık alana göre sahadaki ölü-örtü miktarı 3 kat, 15-17. yılında 5 kat ve 25-27 yılında ise yaklasık 8 kat artmıstır. Her yas agalıgındaki tüm türlere ait veriler birlikte degerlendirildiginde agaçlandırmanın 15-17. yılından itibaren ilk 30 cm toprak derinligindeki N yogunlugunun açık alana göre yaklasık 1/3 oranında arttıgı görülmektedir. Ilk 30 cm deki pH degerinin ise 25-27 yılları arasında diger sahalara göre 0.15 birim azaldıgı görülmektedir. Veriler tüm sahalarda toprak verimliliginde restorasyonun basladıgı göstermektedir.Öğe Uzun Süre Saklanan Kızılçam (Pinus brutia Ten.) Tohumlarının Sera Ortamında Fidan Çıkma Hızı ve Fidan Yüzdelerinin Belirlenmesi(Düzce Üniversitesi, 2024) Öztürk, İlyas; Çetin, BilalBu çalışmada 2005 yılında Anamur ve Mersin kesitlerinden ve farklı yükseltilerde toplanan ve 19 yıl +2-4 ºC'de saklanan Kızılçam (Pinus brita Ten.) türünün tohumları sera ortamına ekilmiş ve fidan çıkma hızı ile fidan yüzdesi belirlenmiştir. Çalışmada 2 kesit (Anamur ve Mersin) x 4 yükselti basamağı (0-400, 400-800, 800-1200 ve 1200 m üstü) x 3 tekrar x 45 kap x 3 tohum=3240 adet tohum kullanılmıştır. Fidan çıkma hızı yüzdesi ve fidan yüzdesi verilerine yapılan varyans analizi sonucu önemli bulunmuş (p