Aytekin, Doç. Dr. Arif2024-12-282024-12-2820172619-97502619-9750https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/230611https://dergipark.org.tr/tr/pub/duifad/issue/28256/263990https://hdl.handle.net/20.500.12684/16354Son Peygamberin geleceği Kitab-ı Mukaddeste haber verilmiş ve birçoközellikleri tanıtılmıştır. Yahudiler, bu son Peygamberin de kendilerindengeleceği beklentisiyle çok önceden gelip Yesrib/Medine civarına yerleşmişlerdi.Hıristiyanlar da İncillerdeki bilgilere göre son Peygamberin özelliklerini veonun geleceği bölgeyi iyi tanıyorlardı. İşte Selmân-Farisî, bu dinin mensuplarıile tanışıp Hıristiyanlığı kabul ettikten sonra o da aynı bilgileri edinipyanında en son bulunduğu Papazın tavsiyesi ile Hz. Peygamberin geleceği Fârânyurduna yani Hicaz bölgesine hicret etmiş ve bu uğurda hayatı pahasına kölelikdâhil her şeye katlanmıştır. Son Peygamber hakkındaki bilgilerini çok kontrollüolarak test ettiği üç görüşmenin ardından, Hz. Peygamberin iki omuzu arasındaki”Nübüvvet Mühürü” denen “Ben” işaretini gözyaşları içinde öpmüş, kelime-i şehâdetgetirerek Müslüman olmuştur. Selmân-ı Farisî, Hz. Muhammed hakkında hemYahudilerin ve hem de Hıristiyanların inkâr edemediği, kendilerine göre tevilde edemeyecekleri bir delil, bir “canlı şahit” olmuştur. Hıristiyanlara göre Selmân-ı Farisî için sözkonusu olan bu durum, bir Yahudi bilgini olan ve Tevrat’taki bilgiye dayanarakHz. Peygamberin huzurunda Müslüman olan Abdullah ibn. Selâm için de aynen geçerlidir. trinfo:eu-repo/semantics/openAccessDelâilü’n-NübüvveHıristiyanlıkYahudilikFâranYesribNübüvvet mührüson PeygamberKitab-ı MukaddesTevratReligious StudiesDelâilü’n-nübüvve’ ye Konu Teşkil Eden İki Sahâbî: ( Selmân-ı Farisî ve Abdullah b. Selâm)Article112740DergiPark: 263990